10.1.2013 tarihli karar [V. Daire]
Olaylar ve olgular–Agnelet’te başvuran kasten öldürme suçundan Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2007 yılında yirmi yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Başvuran, öldürülen kadının sevgilisi ve avukatıydı. Aleyhine yürütülen önceki yargılama işlemleri devam etmemiş veya beraat kararıyla sonuçlanmıştır.
Legillon’da başvuran birinci dereceden akrabalarından on altı yaşının altındaki çocuklara tecavüzden ve cinsel saldırıda bulunmaktan Ağır Ceza Mahkemesi tarafından on altı yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.
Başvuranlar ağır ceza mahkeme kararlarında gösterilen sebeplerin yetersizliğinden şikayet etmişlerdir. Yargıtay’a itirazda bulunmuşlar fakat bu itirazlar Sözleşme’nin 6 maddesinin gerekliliklerinin yerine getirilmesi nedeniyle reddedilmiştir.
Hukuksal Değerlendirme – 6 § 1 madde (cezai): Başvuranın suçu asistan bir jüri üyesi tarafından belirlendiğinden, bir kararda sebep yokluğu kendi içinde Sözleşme’ye aykırı değildir. Asistan bir jürinin katıldığı ağır ceza mahkemeleri önünde bazı usul özellikleri göz önüne alınmak zorundadır. Büyük Daire’nin Taxquet/Belçika kararında, jüri üyelerinin sorulara verdiği cevapları dayandırdıkları, yargılama sırasında incelenen bütün kanıtları ve fiili gerçek durumlar, jüriye yöneltilen sorularla birlikte iddianamede açıkça belirtilmeli ve soruların kendileri açık ve ilgili bireye yöneltilmiş olmalıdır.
Agnelet’te, tek davalı başvurandır ve dava çok karmaşıktır. Hüküm yargılama işlemlerinin düğüm noktasını oluşturan tartışmaların önünde geldiğinden kapsamıyla sınırlıdır. İddianamede verilen olaylara dayanan bilgiler ve başvuranın aleyhinde verilen mahkûmiyet kararının anlaşılmasındaki yararlar ile ilgili olarak pek çok alanda belirsizlikler vardır, çünkü cinayet yeterince açıklığa kavuşmamıştır ve kurbanın ortadan kaybolmasının açıklaması kaçınılmaz bir şekilde varsayıma dayalıdır. Sorular, müzakere halindeyken hâkim ve jüri üyelerinin dava dosyasına erişimleri olmadığından ve kararlarını sadece sanığın yargılandığı davaya ek olarak vakaların ve bu davada bunları ispat eden delillerin taraflarca getirildiği yargılama işlemleri sırasında incelenen unsurlara dayandırdıklarından, daha da önemli hale gelmiştir. Ayrıca, daha önceki yargılama işlemlerine son verildikten veya bu işlemler başvuranın beraatıyla sonuçlandıktan sonra başvuran yirmi yıl hapis cezasına çarptırıldığından tartışmaya açık pek çok mesele mevcuttur. Tamamlayıcı sorular amaçtan uzakta olduğundan jüri üyelerine sadece iki soru yöneltilmiştir. İlk soru sanığın kurbanı kasten öldürüp öldürmediği, ikincisi ise, eğer öyleyse, cinayetin önceden planlanıp planlanmadığıdır. Davanın oldukça karmaşık olduğu göz önüne alındığında, bu sorular kısa ve öz bir şekilde ifade edilmiş ve belirli koşullara atıfta bulunmamıştır. Başvuranın neden hüküm giydiğini anlamasını sağlayabilecek hiçbir kesin ve belirli duruma işaret etmemiştir. Cumhuriyet savcısının itiraz ettiği ve böylece ilk dava kararının gözden geçirilmesini sağladığı doğrudur. Fakat bu kararda neden gösterilmemesine ek olarak, bu itiraz görevleri dava dosyasını tekrar incelemek ve yeni duruşmalarda olaylarla ilgili hukuki meseleleri tekrar değerlendirmek olan farklı hâkimlerden oluşan yeni bir jürinin kurulmasına neden olmuştur. Özellikle başlangıçta beraat ettiğinden, başvuran ilk davada itiraz üzerine neden farklı bir jüri ve farklı hâkimler tarafından yargılandığı konusunda gerektiği gibi bilgilendirilemediğine karar verilmiştir. Bu nedenle, başvuran neden hüküm giydiği konusunda yeterince bilgi sahibi olmamıştır.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
41. Madde: Zararlarla ilgili tazminat talebinde bulunulmamıştır.
Legillon’da tek davalı başvurandır ve oldukça ciddi olmalarına rağmen yargılandığı suçlar karmaşık değildir. Gerçekleştirilen duruşmalardan sonra verilen hüküm özellikle detaylıdır ve sonrasında suçlamalar üç gün boyunca tartışılmıştır. Başvuranı yargılayan mahkemenin kararından sonra ve jüriye yönlendirilen sorulardan önce suçların yeniden sınıflandırılması jürinin kararının ilgili hükümle karıştırılmaması gerektiğine vurgu yapmıştır. Tartışmadan doğan bu gelişme, başvuranın jürinin akıl yürütme sürecini anlamasına olanak sağlamıştır. Başvuranın aleyhine yapılan suçlamalarla ilgili hiçbir belirsizlik bırakmayacak şekilde bir bütün oluşturarak on iki soru sorulmuştur. Ayrıca, baba-kız ilişkisinin ve kurbanların yaşlarının cezayı ağırlaştırıcı koşullarıyla ilgili olarak belirli sorular jüriye başvuranın bireysel cezai sorumluluğunu kesin olarak değerlendirme olanağı vermiştir. Kısaca, başvurana aleyhinde verilen mahkûmiyet kararının nedenini anlaması için yeterince bilgi verilmiştir.
Son olarak, Ceza Muhakemesi Kanunu’na yeni bir madde ekleyen (365-1. Madde) Ağustos 2011 tarihli mevzuatın kabulüyle olayları takiben yeni bir düzenleme gerçekleştirilmiştir. Bu düzenleme sorular listesine eklenen nedenlerin tebliğ edildiği raporda ağır ceza mahkemesi kararı ile ilgili öne sürülen nedenlerin açıklığa kavuşmasını sağlamıştır. Mahkûmiyet durumunda, mahkûmiyetin nedenleri sanığın aleyhindeki her bir suçlama ile ilgili ağır ceza mahkemesini ikna eden müzakereler sırasında incelenen bu gerçeklere dayandırılmalıdır. Bu nedenle bu yeni düzenleme, görünüşe göre, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi gereğince keyfiyetin engellenmesini önemli ölçüde sağlamak ve sanığın mahkemenin kararını anlamasına yardımcı olmak için ortaya çıkmıştır.
Sonuç: ihlal yokluğu (oy birliğiyle).
(Bkz. Taxquet/Belçika [BD], no. 926/05, 16 Kasım 2010, 135 No’lu Bilgi Notu)
Full & Egal Universal Law Academy