López-Guió/Slovakya – 10280/12 - 03.06.2014 tarihli Karar [III. Bölüm]
Olaylar – İspanyol vatandaşı olan başvuran İspanya’da bir Slovak kadınla çocuk sahibi olmuştur. Bir yıl sonra anne çocuğu Slovakya’ya götürmüştür. Başvuran, 25 Ekim 1980 tarihli, Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine Dair Lahey Sözleşmesi (“Lahey Sözleşmesi”) ve 2201/2003 Konsey Tüzüğü (EC)[1] uyarınca, annenin çocuğu haksız surette götürdüğü şikâyetiyle Bratislava I Şehir Mahkemesi’ne başvurmuştur. Şehir Mahkemesi çocuğun mahkeme tarafından atanan vekilinin hazır bulunmadığı iki sözlü duruşma gerçekleştirdikten sonra, çocuğun mutad meskeni olan İspanya’ya iade edilmesine karar vermiştir. Bratislava Bölge Mahkemesi kararı onamış ve Yüksek Mahkeme çocuğun annesinin sonrasında yaptığı itirazı reddetmiştir. Bunun üzerine çocuğun annesi Anayasa Mahkemesi’ne Yüksek Mahkeme hakkında şikâyette bulunmuştur. Söz konusu şikâyet başvurana bildirilmemiştir. Anayasa Mahkemesi çocuğun vekilinin hazır bulunmayışının, çocuğun hakları tesis edilmeksizin meseleyi hükme bağlamak için geçerli bir neden olmadığına karar vermiştir. Sonuç olarak, dava Şehir Mahkemesi’ne geri gönderilmiştir. Yeni yargılamalarda Bölge Mahkemesi çocukla ve vekiliyle, çocuğun yüksek çıkarlarının kılavuzluğunda bir mülakat yapmış ve çocuğun İspanya’ya iade edilmemesine karar vermiştir. Yapılan itiraz üzerine, karar Bratislava Bölge Mahkemesi tarafından onanmıştır.
Hukuki Değerlendirme – Madde 8: Başvuran Anayasa Mahkemesi kararının Lahey Sözleşmesi kapsamında yapılan işlemlere müdahalede bulunduğundan şikâyetçi olmuştur. Mahkeme, ebeveynlerin çocuklarıyla tekrar bir araya gelmesine imkân veren tedbirler dâhil olmak üzere, aile hayatına saygı gösterilmesini sağlamaya yönelik tedbirler alma konusunda Devletin Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamındaki pozitif yükümlülüklerini hatırlatmıştır. Devlet söz konusu yükümlülükleri yerine getirirken kendisine verilen takdir payı içerisinde, söz konusu olan yarışan çıkarları, yani çocuğun, iki ebeveynin çıkarları ile kamu düzeni çıkarları arasında adil bir denge tutturmalıdır. Ayrıca, ilgili karar verme sürecinin adil olması ve Sözleşme’nin 8. maddesi ile güvence altına alınan çıkarlara gereken saygının gösterilmesini sağlayacak nitelikte olması gerekmektedir.
Başvuranın Anayasa Mahkemesi önündeki yargılamalara taraf olmaması, yargılamalara katılma ehliyetinin bulunmaması ve gerçekten de yargılamalardan haberdar olabileceği herhangi bir resmi yolun mevcut olmaması dolayısıyla Mahkeme, mutlak bir usulü koruma yokluğunun söz konusu olduğuna hükmetmiştir. Koruma yokluğu, çocuğun iadesi kararına karşı tüm olağan ve olağandışı hukuk yollarının tüketilmiş olmasından ötürü daha da vahim bir nitelik kazanmıştır. Sonuç olarak Slovakya başvuranın Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamındaki aile hayatına saygı hakkını güvence altına almamıştır.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle).
Madde 41: Manevi tazminata karşılık olarak 19.500 avro ödenmesine hükmedilmiştir; maddi tazminat talebi reddedilmiştir.
[1] Aile meseleleri ve velayet sorumluluğu meselelerinde mahkemelerin yetkisi ve mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin 27 Kasım 2003 tarihli 2201/2003 Konsey Tüzüğü (EC).
Full & Egal Universal Law Academy