Lucky Dev / İsveç – 7356/10 - 27.11.2014 tarihli Karar [V. Bölüm]
Olaylar –Haziran 2014 tarihinde, İsveç vergi dairesi, 2002 yılı gelir vergisi ve KDV iadesi bakımından, başvuran aleyhine yasal işlem başlatmış ve başvuranın ek vergi ve sürşarj ödemesine hükmetmiştir. Başvuran, mahkemeler nezdinde bu hükme itiraz etmiştir. Başvuran hakkında ayrıca, aynı vergi iade işlemlerinden kaynaklanan defter tutma ve vergi suçları nedeniyle kovuşturma işlemleri yürütülmekteydi. Defter tutma suçundan suçlu bulunmuş olmasına rağmen, vergi suçundan beraat etmiştir (suç teşkil edecek niyeti bulunmadığı için). Vergi davası, başvuranın beraatı kesinleştikten sonra dokuz buçuk ay boyunca devam etmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yaptığı başvuruda başvuran, aynı olaylardan dolayı kovuşturulması ve ilave vergi ödemesine karar verilmesi nedeniyle, aynı olaydan dolayı iki kez yargılanması ve cezalandırılmasından şikâyetçi olup; bu durumun 7 No.’lu Protokolün 4. maddesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
Hukuk – 7 No’lu Protokolün 4. Maddesi
(a) Kabul Edilebilirlik Hakkında – Shibendra Dev / İsveç (7362/10, 21 Ekim 2014, sayfa 19, 35 § 1. madde kapsamında özetlenen) kararı dâhil verilen son üç kararda, Mahkeme, İsveç Yüksek Mahkemesinin kovuşturma ve ek vergi yükümlülüğüne ilişkin vermiş olduğu hükümler sonucunda iç hukuka dâhil edilen yeni çözüm yollarının, etkin olarak değerlendirilebileceğini ve zamanında başlatılan ve 10 Şubat 2009 tarihinde veya sonrasında sona eren yargılama işlemlerinde tüketilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Yargılamaların ikinci aşaması (başvuranın davasında cezai yargılama işlemleri) bu tarihten önce sona erdiği için başvuranın bu hukuk yolunu tüketmesi zorunlu değildir.
(b) Esas Hakkında –Mahkeme, ilave vergileri içeren işlemlerin, sadece Sözleşmenin 6. maddesi uyarınca değil Ek 7 No’lu Protokolün 4. maddesi anlamı dâhilinde “cezai” mahiyette dikkate alınması gerektiğini yinelemiştir. Böylece, başvuranın davasında hem vergi davası hem de ceza davası, Ek 7 No’lu Protokolün 4. maddesi kapsamına girmiştir.
Ek 7 No’lu Protokolün 4. maddesi, benzer olaylar veya esasen aynı olan olaylardan kaynaklandığı sürece yeniden yargılanmayı veya mahkûm edilmeyi yasaklamaktadır. Defter tutma suçunun unsurları, ek vergiye ilişkin suça neden olan olay ve olgulardan yeterli ölçüde ayrılmış olup; böylece Mahkemenin başvuranın bu suçtan mahkûm edilmesinin iki kez cezalandırılma anlamına gelmeyeceği sonucuna varmasına olanak tanımıştır. Ancak başvuranın vergi suçundan dolayı kovuşturulmasında durum farklıydı: başvuran hakkındaki itham ve ek vergilerin uygulanması ticari kazançların ve KDV’nin beyan edilmemesinden kaynaklanmakta iken vergi davası ve ceza davası ise aynı dönemle ve özellikle kaçırılan aynı miktardaki vergiyle ilgiliydi. Bu doğrultuda, olaylar en azından esas bakımından aynıydı.
Başvuranı vergi suçundan beraat ettiren karara karşı bir itirazda bulunulmadığına göre “nihai” karar koşulu karşılanmış olup; söz konusu bu beraat kararı böylece kesin hüküm teşkil etmiştir.
Yargılamanın iki kez yapılıp yapılmadığına ilişkin olarak ise, Mahkeme, 7 No’lu Protokolün 4. Maddesinin iki kez cezalandırılmama hakkı ile sınırlı olmamakla birlikte aynı suçtan iki kez yargılanmama hakkını da kapsadığını dile getirmiştir. Bu nedenle söz konusu bu hüküm, bireyin mahkûmiyetle sonuçlanmayan yargılama işlemlerine tabi tutulduğu durumlarda da uygulanmıştır. Ancak, koruma sadece aynı suça ilişkin karar nihai olduğunda devreye girmiştir: 7 No’lu Protokolün 4. maddesi, nihai karar verilmeden önce birden fazla davanın görülmesini engellememiştir. Davalardan birinin nihai karar ile sonlandırıldığı durumlarda diğer davanın devam etmesi halinde ihlal ortaya çıkacaktır. Başvuranın davasında ise, ceza yargılaması nihai bir karar ile sonlandırıldıktan sonra vergi davası sonlandırılmamış ve ek vergiler iptal edilmemiş olup; dokuz buçuk ay boyunca devam etmiştir. İki dava arasında, esas ve zaman bakımından, aynı yaptırım kapsamında değerlendirilebilecek ölçüde yakın bir bağlantı söz konusu değildi (aksi bir tespit için bakınız; R.T. / İsviçre ve Nilsson / İsveç davaları. Bu davalarda, Mahkeme, ehliyete el konulması kararının, doğrudan trafik suçunun neden olduğunu veya nihai mahkûmiyete dayalı olduğunu tespit etmiş ve bu nedenle suç veya söz konusu eylem ayrı bir incelemeye tabi tutulmamıştır.)
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle)
Madde 41: manevi tazminat başlığı altında 2,000 Euro
(bakınız R.T. / İsviçre (k.k.), 31982/96, 30 Mayıs 2000, 18 Sayılı Bilgi Notu ve Nilsson / İsveç (k.k.), 73661/01, 13 Aralık 2005, 81 Sayılı Bilgi Notu)
Full & Egal Universal Law Academy