Greek-Catholic Parish of Lupeni ve Diğerleri / Romanya – 76943/11 - 19.5.2015 tarihli Karar [III. Bölüm]
Başvuranların (Eastern-Rite (Rum-Katolik ya da Uniate) Katolik Kilisesi’ne ait tüzel kişiler) tüzel kişilikleri 1948 yılında 358/1948 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca feshedilmiştir. Söz konusu Kanun Hükmünde Kararname gereğince, söz konusu mezhebe ait tüm malvarlığı Devlete geçmiş, sadece bir kilisenin cemaatinin farklı bir kiliseye üye olması durumunda eski kiliseye ait malvarlığının yeni kilisenin mülkiyetine geçirileceğini öngören 177/1948 sayılı Kararname doğrultusunda Ortodoks Kilisesi’ne devredilen kilise mülkü bunların dışında tutulmuştur. Başvuran cemaate ait kilise binası ve bitişiğindeki avlusu 1967 yılında tapu siciline Romanya Ortodoks Kilisesi’ne devredilmiş şeklinde kaydedilmiştir.
Komünist rejimin Aralık 1989’da yıkılmasının ardından, 358/1948 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 9/1989 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılmıştır. Uniate Kilisesi, Roma ile Birleştirilen Romanya Kilisesi’ne ilişkin belirli tedbirlere dair 126/1990 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de resmi olarak tanınmıştır. Bahse konu Kararname’nin 3. maddesi, Uniate cemaatlerine ait mülklerin yasal statüsünün hem Uniate hem de Ortodoks rahipler zümresinden seçilecek temsilciler tarafından oluşturulan müşterek komitelerce belirleneceğini öngörmüştür. Söz konusu komiteler karar verirken, “bahse konu mülklerin maliki olan topluluklara mensup kişilerin isteklerini” dikkate alacaklardı.
126/1990 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesi, 13 Ağustos 2004 tarihli ve 64/2004 sayılı Hükümet Emirnamesi ve 182/2005 tarihli Yasa ile tamamlanmıştır. Kararname, değişiklik yapılmış haliyle, müşterek komitede iki mezhebi temsil eden rahipler zümresi mensupları arasında bir anlaşmazlığın vuku bulması halinde, kendisine yasal yollara başvurma hakkı tanıyan bir menfaati söz konusu olan tarafın, olağan hukuk uyarınca dava açabileceğini belirtmiştir.
Başvuran cemaat 12 Ağustos 1996 tarihinde yasal olarak yeniden kurulmuştur. Başvuranlar, kilise binasının ve bitişiğindeki avlunun kendilerine iade edilmesi için adımlar atmışlardır. Müşterek komitenin toplantılarında bahse konu meselenin çözümü sağlanamamıştır. Başvuranlar bu nedenle olağan hukuk kapsamında yasal yollara başvurmuşlar ancak olumlu bir sonuç elde edememişlerdir. Mahkemeler kararların, “bahse konu mülklerin maliki olan topluluklara mensup kişilerin istekleri” şeklinde özel bir kritere dayandırmışlardır.
Mahkeme’nin bir Dairesi 19 Mayıs 2015 tarihli bir kararında (bk. 185 Sayılı Bilgi Notu), Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ya da 6 § 1 maddesi ile birlikte değerlendirdiğinde 14. maddesinin ihlal edilmemiş olduğuna oy birliğiyle karar vermiştir.
Mahkeme, başvuranların mahkemeye erişim haklarını kullanabildiklerini değerlendirmiştir. Mahkeme ayrıca, yerel mahkemelerin kendilerine incelemeleri amacıyla ibraz edilen olaylar anlatımını yorumlama biçimlerinin keyfi nitelikli, mantıksız ya da yargılamaların adilliğini etkileyecek kabiliyette olmadığını tespit etmiş ve bunun, yalnızca iç hukukun uygulanmasına ilişkin bir dava olduğunu kaydetmiştir. Son olarak, gözetilen amaç ve makul gerekçelendirmeleri ışığında, ulusal mevzuatta dava konusu kriterin kabul edilmesi ayrımcı nitelik taşımamıştır.
Dava, başvuranların talebi üzerine 19 Ekim 2015 tarihinde Büyük Daire’ye havale edilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy