Lykova / Rusya – 68736/11
22.12.2015 tarihli Karar [III. Bölüm]
Olaylar –Başvuranın oğlu (“maktul”) ve bir arkadaşı, hırsızlık yaptıkları şüphesiyle polis merkezine götürülmüşlerdir. Birkaç saat sonra, maktul kendisini beşinci katta bulunan pencereden atmış ve ertesi gün hastanede hayatını kaybetmiştir.
Maktulden haber alamayan kuzeni, en sonunda cesedini morgda bulmuştur. Maktulün kuzeni, maktulün vücudunda bulunan çeşitli yaraları dikkate alarak, bir soruşturma açılmasını sağlamaya çalışmış ancak başarılı olamamıştır. Bölge savcısı, ölümün ve fiziksel yaraların maktulün düşmesi sonucunda oluştuğuna karar vermiştir. Aynı büroda görev yapan başka bir savcı da söz konusu polis memurları hakkında ceza soruşturması açılmasına izin vermemiştir. Başvuran bu karara itiraz etmiş ancak bir sonuç alamamıştır.
Bu süre içerisinde, maktulün arkadaşı (“tanık”) hakkında bir ceza soruşturması açılmıştır. Tanık gerçekleştirilen bir görüşmede, maktulün maruz kaldığı kötü muameleye tanıklık ettiğini belirterek özellikle polis memurlarındanbirini sorumlu olmakla suçlamıştır.
Hukuki Değerlendirme –Madde 3 (esas yönünden) Başvuran, tanığın ifadelerine dayanarak, oğlunun maruz kaldığı iddia edilen kötü muamele hakkında tutarlı ve açık bir anlatımda bulunmuştur. Ayrıca, otopsi raporu, maktulün polis merkezine geldiğinde görünmeyen birçok yarası bulunduğunu ortaya koymuştur. Hükümet, patoloji uzmanı tarafından düzenlenen raporu, tüm yaraları beşinci kattan düşme olayına atfettiği ve bu nedenle kötü muamele iddialarını çürüttüğü şeklinde yorumlamıştır. Ancak rapor, söz konusu yaraların düşmeyle bir ilgisi bulunmadığını göstermiştir. Ayrıca Mahkeme, maktulün vücudunda tespit edilen yaraların niteliği ve konumuyla tutarlı olan tanık ifadesinin doğruluğunu sorgulamak için herhangi bir neden görmemiştir. Buna ek olaraktanık, otopsi raporu düzenlenmeden önce, iddialarını doğrulamak üzere yetkili ulusal mercilere çeşitli olasılıklar sunmuştur. Ancak tanığın şikâyetleri ve tanıklık yapma önerisi her defasında yetkililerce göz ardı edilmiştir.
Son olarak, yetkililer maktulün yaralarının nedenine ilişkin olarak düşme olayı dışında herhangi bir şekilde açıklama getirmediğinden, başvuranın olaylara ilişkin anlatımı daha inanılır bir nitelik kazanmıştır.
Ayrıca, soruşturmanın kapatılmasına ilişkin karar, özellikle olayların kronolojisi konusunda olmak üzere açık çelişkiler içeren ifadelere dayandırılmıştır.
Bu koşullar altında, Hükümetin açıklamaları, düşme olayına atfedilemeyen yaraların, polis merkezinde uygulanan kötü muamelenin dışında bir sebebi bulunduğu hususunun ileri sürülmesi bakımından yeterli değildir. Sonuç olarak Mahkeme, maktulün Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı muameleye maruz kaldığına karar vemiştir.
Şiddet içeren fiillerin yoğunluğuyla ilgili olarak, tanığın anlatımına göre, polis, maktulün kafasını sert yüzeylere birkaç kez vurarak maktule dayak atmıştır. Bu durum beraberinde nefes alamama durumunu getirmiş ve şiddetli ağrı ile acıya sebebiyet vermiştir. Maktul son olarak, bu muameleye çıplak ve elleri ile ayakları bağlı bir şekilde maruz kalarak aşağılanmıştır.
Dava konusu muamele kayıt dışı tutulma esnasında yaşanmış ve bu durum, polis merkezinde tutulan ve normal koşullarda gözaltında bulunan insanlara sağlanan usule ilişkin güvencelerden yoksun olan maktulün hassas konumunu daha da kötü bir noktaya taşımıştır.
Ayrıca, söz konusu kötü muamele, maktulün itirafta bulunması amacıyla uygulanmıştır.
Mahkeme, yukarıda belirtilen hususları dikkate alarak, maktule uygulanan şiddet fiillerinin bir bütün olarak ele alındığında, “şiddetli” ağrı ve acıya neden olduğuna ve nitelik olarak ciddi ve zalimane olduğuna kanaat getirmiştir.Bu tür fiiller, Sözleşme’nin 3. maddesi anlamında işkence fiilleri olarak görülmelidir.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
Madde 2 (esas yönünden): Somut davada, maktulün ölümüne Devlet görevlilerinin kasten neden olduklarını makul şüphenin ötesinde gösteren herhangi bir husus bulunmamaktadır. Maktulün kendisini camdan attığı tespit edilmiştir. Yetkililerin maktulün düşmesinden sorumlu tutulabilmelerinin mümkün olup olmadığı tespit edilmelidir.
Mahkeme, maktulü yakalayan yetkililerin, maktulün intihar etmesine sebep olabilecek –ve yetkililerin bu tür bir eylemi önlemek için tedbir almalarını gerektirecek-kişisel durumlarınvarlığı konusunda bilgi sahibi olup olmadıkları noktasında bir tespitte bulunmanın gerekli olmadığı kanısındadır. Maktulün düştüğü anda içinde bulunduğu hassas durumözellikle polis memurları tarafından kendisine uygulanan işkenceyle alakalıdır. Mahkeme maktulün, tanığın da gözü önünde işkenceye maruz kaldığı hususunu hali hazırda tespit etmiştir. Maktulün daha sonra da işkenceye maruz bırakıldığı hususu göz ardı edilemez; zira tanık, maktulün daha sonraki saatlerde de çığlık attığını duyduğunu beyan etmiştir. Ayrıca bu süre zarfında, maktul itirafta bulunmuş ve ardından camdan atlamıştır. Maktul binaya canlı olarak girmiş ve polis merkezinin beşinci katından düştükten sonra hayatını kaybetmiştir. Mahkeme öncelikle, Hükümetin, kişisel nedenler dolayısıyla intihar olayının yaşandığına dair anlatımının tatmin edici olmadığını, zira Hükümetin, maktulün işkenceye maruz bırakıldığı yönündeki sabit bulunan gerçeği ya da kayıt dışı tutulma işlemini dikkate almadığını kaydetmiştir. Mahkeme ikinci olarak, etkin olmadığını tespit ettiği soruşturmadan kesin bir sonuç çıkaramamıştır. Dolayısıyla, Hükümetin ve ulusal yetkililerin maktulün ölümü konusunda tatmin edici bir açıklama yapmadıklarını tespit eden Mahkeme, Rus yetkililerin maktulün ölümüne yol açan düşüşünden sorumlu oldukları kanısına varmıştır.
Somut davada, maktulün tutumuna ilişkin yetersiz gözlemleri dikkate alındığında, herhangi bir polis memurunun ihmalde bireysel sorumluluğunun bulunup bulunmadığını ele almak Mahkemenin görevi değildir. Bu nedenle Mahkeme, Sözleşme dikkate alındığında, normal şartlarda gözaltında bulunan kişilere sağlanan bütün haklardan yoksun olan ve kayıt dışı tutulma işleminde işkenceye maruz kalan maktulün ölümünden Rus yetkililerin sorumlu tutulması gerektiği kanısındadır.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
Mahkeme ayrıca, başvuranın hürriyetinden yoksun bırakılması nedeniyle Sözleşme’nin 5 § 1 maddesinin; maktulün ölümünün ardından kötü muamele iddialarına ilişkin yürütülen ceza soruşturmasının gerekli “etkinlik” koşulunu karşılamadığı gerekçesiyle, 2 ve 3. maddelerin usul yönünden ihlal edildiğine oy birliğiyle karar vermiştir.
Madde 41: manevi tazminat olarak 45.000 avro; maddi tazminat olarak 8.500 avro.
İnsanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele
Ağır hasta olan tutukluya yeterli tıbbi bakımın uzun süre sağlanmaması: ihlal
Full & Egal Universal Law Academy