Olaylar ve Olgular – Başvuranlar, tasfiye durumda bir özel şirket olan S.’den, 1995’te özelleştirilmiş olan bir oteli 2004 yılında satın almışlardır. Fakat 2006 yılında yerel mahkemeler, 1995 yılına ait oteli özelleştirmeye ilişkin ilk kararı ve tüm müteakip mal ve mülk devirlerini geçersiz kılmış ve otelin belediye meclisine devredilmesine hükmetmiştir. Başvuranlara S. Tarafından tazminat ödenmesine karar verilmiş; fakat söz konusu meblağ ödenmemiştir. Bölge temyiz mahkemesi 2007 yılında ayrı bir davada, oteller Devletin konut varlığının parçası olmamasından dolayı, diğer bir otelin 1995 yılında özelleştirilmesini kanuna uygun bulmuştur. Ardından belediye meclisi, başvuranlar tarafından satın alınan oteldeki on dört dairenin on ikisini daire sakinlerine satmıştır.
Hukuksal Değerlendirme – 1 No.’lu Protokolün 1. Maddesi: Başvuranların mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesi haklarına müdahale anlamına gelen, bir mülkiyetten yoksun bırakılma durumu söz konusu olmuştur. 1995 tarihindeki özelleştirme kararını geçersiz kılan 2006 tarihli karar, “otellerin” “konut varlığını” özelleştirme yasağının kapsamına girip girmediği hakkında ulusal mahkeme düzeyinde herhangi bir tutum bulunmadığından, ulusal kanunun açık olmadığı anlaşılan bir hükmüne dayanmıştır. Devlet yetkilileri diğer kişilerin konut haklarını korumak amacıyla, on yıldan fazla bir süre önce yürürlükte olan yasanın hatalı yorumlanmasını düzeltmişlerdir. Bu bağlamda, iyi yönetişim ilkesinin özel bir önemi olmuş ve söz konusu ilke yetkililere bir yanlışı düzeltmek üzere derhal harekete geçme yükümlülüğü vermenin yanı sıra, yeterli miktarda tazminat ödenmesini veya uygun diğer bir telafi yönteminin uygulanmasını gerektirebilirdi. Alacaklılar kurulu oteli başvuranlara satma kararını almadan önce, Devlet yetkililerini muhtemel karışıklık hakkında bilgilendirmiştir; fakat belediye başkanı 2004 yılında otelleri devralmayı açıkça reddetmiştir. Savcı bir yıl sonra, otelin en başından özelleştirilmemesi gerektiğini öne sürerek, otelin satış sözleşmesinin geçersiz kılınması için yargılama başlatmıştır. Fakat savcının talebini kabul eden kararın üst derece bir mahkeme tarafından onanmasından bir yıl sonra, otel dairelerinin %85’i daire sakinlerine satılmıştır. Bu durum, Devletin oteli sosyal konut olarak kullanma niyeti olmadığını ortaya koymuştur. Son olarak, başvuranlara mülklerine ilişkin herhangi bir tazminat ödenmemiştir. Yerel mahkemenin S.’nin tazminatı ödemesine karar vermiş olmasına rağmen, mahkeme karar tarihinde şirketin iflas etmiş olduğunun farkında olması muhtemeldir. Bu koşullarda Mahkeme, başvuranların Devletten tazminat talep etmek üzere başka davalar açmaları gerektiğine ikna olmadığından, Hükümetin bu bağlamda yaptığı itirazı reddetmiştir. Bununla birlikte, söz konusu müdahalenin ulusal kanunun açık ve öngörülebilir hükümlerine dayandığı ve diğer kişilerin konut haklarını korumayı hedeflediği varsayılsa dahi, Devlet yetkililerinin tutarsız ve yanlış kararları nedeniyle iyi niyetli alıcılar olan başvuranların kayıpları için tazminat alamamaları, orantısız bir külfet teşkil etmiştir.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle).
41. Madde: Manevi tazminata karşılık olarak 3,000 Avro (EUR) ve maddi tazminata karşılık olarak 6,127 Avro (EUR) ödenmesine hükmedilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy