Bu çeviri Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Araştırma – İçtihat Biriminin () desteğiyle hazırlanmış ve Anayasa Mahkemesinin intranet sayfasında yayınlanmıştır. Bu belgenin tekrar yayınlanma izni sadece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin HUDOC sayfasında yer alması amacına yöneliktir ().
This translation was made available with the support of the Turkish Constitutional Court Research and Case-law Department () and published on its intranet. The permission of reproducing this document has been granted for the sole purpose of its publication on the Court’s case-law database HUDOC ().
Cette traduction a été préparée avec le soutien de la Division de Recherche et de Jurisprudence de la Cour constitutionnelle turque () et publié sur son intranet. L’autorisation de reproduction de ce document est limitée à sa publication sur la page de jurisprudence HUDOC de la Cour européenne des droits de l’homme ().
ARAŞTIRMA VE İÇTİHAT BİRİMİ (ar-iç)
BİLGİ NOTU
AİHM KARARLARI
2014/80
MANSUR YALÇIN VE DİĞERLERİ/TÜRKİYE
(21163/11, 16/9/2014)
Karar Metni
İlgili Maddeler
AİHS Protokol md. 2 (P1-2)
Hak ve Özgürlükler
Ebeveynin inancına uygun eğitimi çocuğu için devletten talep hakkı, din ve vicdan özgürlüğü.
Anahtar Kelimeler
Din ve vicdan özgürlüğü, inanca uygun eğitim.
Davanın Özü
Devletin çoğulculuk edimini yerine getirebilmesi için okullarda sağladığı zorunlu eğitim kapsamında kalan derslerde toplumun genelince benimsenmiş bir inancı temel alarak eğitim yapması, inancı açısından çoğunlukta olmayan ebeveynin çocuğu için inancına uygun eğitim aldıramamasına sebep olabileceğinden ilgili hakkın ihlâlini oluşturabilir.
KARARIN ÖZETİ
Olaylar ve Olgular:
Başvurucular Alevi mezhebindendir. Başvurusu kabul edilen başvurucular halen ilköğrenim ikinci kademe veya ortaöğrenimde eğitimlerini sürdürmektedirler. Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Derslerinin (DKABD) Sünni mezhebini temel alarak yazılmış olmasından şikâyetle Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) 2005’te bu dersin tarafsız bir temele oturtulması ve bunun bir takip ve kontrol sistemiyle izlenmesi istemiyle başvurmuşlardır. MEB, cevabında; 2005-2006 yılı için düzenlenmiş mevzuatın “mezheplerüstü” nitelikte hazırlandığını, birçok İslam mezhebine dair bilgiler ve önemli şahıslarla ilgili pasajlar eklendiğini söylemiştir. İdare mahkemesi talep ettiği bilirkişi raporuna uyarak özellikle 2007-2008 yıllarından sonra müfredatta kullanılacak kitaplarından alevilikle ilgili yeterli ve tarafsız bilgi vermesinden bahisle davayı reddetmiştir. Temyiz mahkemesi de yargılamayı yasaya ve prosedüre uygun bulduğundan davacıların istemini reddetmiştir.
İddialar:
Başvurucular eğitimciler ve akademisyenlerce hazırlanmış üç adet makale ve rapora dayanarak:
- 2007-2008 yıllarından sonra müfredata yapılan eklemelerin derslerde verilen kavramlar ve değerler bakımından eski programa bir değişiklik getirmediğinden bahisle tarafsızlık ve nesnellik isteklerini karşılamayacak nitelikte olduğunu,
- DKABD ders kaynaklarında Cemevine “cemin yapıldığı yer” denerek ibadet yeri denmekten kaçınıldığını, Nusayriliğin temelini Kuran’dan aldığını söylendiği,
- Yapılan değişikliklerin eğitim mentalitesinde değil sadece kitaplara yapılan eklemeler şeklinde yapıldığını,
- Toledo Prensipleri’ne uygun olmadığına dair:
a. Doktrinal yaklaşım: “Dinimiz”, “kutsal kitabımız”, “peygamberimiz” kelimelerinin dini dogma olarak verilmesi,
b. Taraflılık: Cemevine ibadethane denmemesi.
- Sünnilik merkezli yaklaşım olduğu, Aleviliğin aykırı görüş olarak lanse edildiğini,
- Kitabın sistematiğinde Aleviliğin Sünni tarikatlar anlatılırken verilerek, değerinin düşürüldüğünü iddia etmiştirler.
- Ayrıca kitaplarda Aleviliğin mezhepten bir çeşit kültüre indirgenerek aktarıldığını iddia etmektedirler.
- Çocuklarının namaz ve cami gibi Sünniliğee özgü dini değerleri okulda öğrenerek, ailede gördükleriyle aradaki farktan dolayı iki arada kalıp dinlerini tam olarak öğrenemediklerinden şikayetçidirler.
Hükümetin Savunması:
Hükümet 2009 ve 2011 yılları arasında içlerinde Alevi dedelerinin de bulunduğu çalıştaylarda farklı İslami görüşlerden olan bilginlerin de görüşleri alınarak müfredata ihtiyacı karşılayacak eklemelerin yapıldığı, bu kapsamda Alevilik hakkında bilgilerin ve ilgili inanışın önemli şahsiyetlerine değgin pasajların artık kitaplarda bulunduğunu söyleyerek, kaynakların mezheplerüstü hasepte olması nedeniyle inanç özgürlüğü ile ilgili bir problemin artık kalmadığı savunulmuştur.
Ayrıca dini yorumun uzmandan uzmana bile değiştiği bu sebeple kişinin tam olarak inancına uygun bir dini eğitimin imkânsız olduğunu söylenmiştir.
Hukuki Değerlendirme:
Mahkeme, başvuruyu P1 m.2 bakımından incelemeye almıştır.
P1 m.2 yönünden;
Madde gereği, öğrencilere din eğitimi verimi esnasında, öğrencilerin doktriner bir dini eğitime maruz kalmamalarını sağlamak devletin görevidir. Diğer din mensuplarına tanınan dersten muaf olma hakkının farklı mezheplere de sağlanması bunun için bir çözüm olarak görülebilir. Bu konuda farklı din ve mezhep arasında ayrıma gidilmemelidir.
Müfredatta yapılan değişikliklerin ilgili madde açısından pozitif yönde olduğunda taraflar hemfikirdirler.
DKABD yapılan eklemelere rağmen Sünni bakış açısıyla verilmeye devam edilmektedir. Yapılan değişiklikler bilgi eklemesinden ibaret olup dersin temellerine yönelik bir değişiklik gözlenmemektedir.
Devlet demokratik bir toplumda dini çoğulculuğun garantörüdür (30985/96). Bir dini görüşe ağırlık verilmesi devletin tarafsızlık ve eşit mesafelilik ödevleriyle bağdaşmamaktadır.
Çocukların ebeveyninden aldığı dini eğitimle okulda aldığı eğitimin farklı olması çocuklarda hangi inanışa bağlanılacağı konusunda kendi değerleri ve okulda verilenler arasında bir çatışma uyandırmaya temayüldür. Çocukların ailelerinden ve okuldan aldığı dini eğitim farklılaşmamalıdır.
Avrupa genelinde yaklaşık her devlet din eğitimi dersi vermekte ancak buna alternatifler sunmaktadır, muaf olabilmek için başka din mensubu olunduğunun beyan edilmesine gerek yoktur.
Müfredat değişikliklerine rağmen ilgili derste inanca saygı sağlanamamıştır. Ayrıca Türk sistemi yeterli miktarda kaim ders imkânı sunmamaktadır. Bu imkândan faydalanabilmek için ise dini kanaatini açıklamaya mecbur bırakılmaktadırlar. Bu durumda farklı mezhep mensubu ebeveyn çocuğunu kendi inancına uygun eğitim görmesini sağlama yetisinden yoksun bırakıldığından Ek Protokol 1’in madde 2. maddesinin ihlâli söz konusudur.
Obiter dictum: İslam dinine inanmayan bireylerin ilgili dersi almamak için Hristiyan veya Yahudi olduklarını beyan etmek zorunda olmaları din ve inanç serbestisine aykırıdır.
Full & Egal Universal Law Academy