Bu çeviri Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Araştırma – İçtihat Biriminin () desteğiyle hazırlanmış ve Anayasa Mahkemesinin intranet sayfasında yayınlanmıştır. Bu belgenin tekrar yayınlanma izni sadece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin HUDOC sayfasında yer alması amacına yöneliktir ().
This translation was made available with the support of the Turkish Constitutional Court Research and Case-law Department () and published on its intranet. The permission of reproducing this document has been granted for the sole purpose of its publication on the Court’s case-law database HUDOC ().
Cette traduction a été préparée avec le soutien de la Division de Recherche et de Jurisprudence de la Cour constitutionnelle turque () et publié sur son intranet. L’autorisation de reproduction de ce document est limitée à sa publication sur la page de jurisprudence HUDOC de la Cour européenne des droits de l’homme ().
ARAŞTIRMA VE İÇTİHAT BİRİMİ (ar-iç)
BİLGİ NOTU
AİHM KARARLARI
2014/71
MARGUŠ/HIRVATİSTAN
(B.D. 4455/10, 27/5/2014)
Karar metni
İlgili Maddeler
AİHS 6, P-7/4
Hak ve Özgürlükler
Adil yargılanma hakkı, aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkı.
Anahtar Kelimeler
Savaş suçları, insan hakları hukuku, uluslararası insancıl hukuk, genel af, silahlı çatışma süreçleri, insanlığa karşı işlenen suçlar, Cenevre Sözleşmeleri.
Davanın Özü
- Aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama yasağının istisnası, yeni veya yakın zamanda ortaya çıkarılan delillerin veya önceki muamelelerde davanın sonucunu etkileyebilecek esaslı bir kusurun varlığıdır.
- Adil yargılanma hakkının bir gereği olarak sanık son sözü söyleme hakkına sahiptir. Ancak herhangi bir nedenden dolayı sanık duruşmada yer alamazsa, eğer vekili duruşmada yer almışsa, bu adil yargılanma hakkının bir ihlali olmaz.
KARARIN ÖZETİ
Olaylar ve Olgular
1961 doğumlu başvurucu, 1991 yılında Hırvatistan ordusunda üst düzeyde komutanlık yapan bir askerdir. Başvurucuya 1993 yılında, orduda görev yaparken, aralarında masum sivillere yapılan saldırılar ve cinayetlerin de olduğu çeşitli suçlamalardan dolayı ceza davası açılmıştır. 1996 yılına gelindiğinde çıkarılan bir Genel Af Kanunu ile 1990-96 yılları arasında yaşanan silahlı çatışmalarda yer alanlar, insanlığa karşı işlenmiş ve ağır insan hakları ihlalleri barındıran savaş suçları hariç affedilmiştir. Başvurucu da bundan yararlanmıştır. 2007 yılına gelindiğinde Başsavcı tarafından Hırvatistan Yüksek Mahkemesine yapılan bir başvuru sonucu, Genel Af Kanunun uygulanmasından kaynaklı ihlallerin durdurulmasına karar verilmiştir. Affın amacının doğrudan savaş durumundan kaynaklı ihlalleri affetmek olduğu oysa affedilenler arasında bu duruma uymayanların varlığının anlaşıldığı, yasama organının amacının 1990-96 arasında ihlale bulaşan tüm kişileri affetmek olmadığı ifade edilmiştir.
Bunun üzerine başvurucu için ikinci bir ceza yargılaması süreci başlatılmıştır. Bu yargılama, üç hâkimli olan bir mahkeme tarafından yapılmıştır. Hâkimlerden biri, önceki yargılamada mahkemeye başkanlık yapan M.K’dır. M.K, önceki yargılamada iki kez uyarılmasına rağmen, mahkemenin düzenini bozduğu için başvurucuyu duruşmadan çıkarmıştır.
21 Mart 2007’de yapılan yargılamada başvurucu sivillere karşı işlediği savaş suçları nedeniyle 14 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Yüksek Mahkemeye yapılan temyiz sonucu, başvurucunun cezası 15 yıla çıkarılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun yaptığı anayasa şikâyetini de kabul etmemiştir. Yapılan yargılamalar sonucunda başvurucunun işlediği fiillerin uluslararası hukuku, özellikle de Savaş Sırasında Sivillerin Korunması Cenevre Sözleşmeleri’ne aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
İddialar:
Başvurucu bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkını düzenleyen AİHS 6/1 ve 6/3-c maddeleri ile aynı suçtan iki kez yargılanma ve cezalandırılma yasağını düzenleyen Sözleşme’ye ek 7 No.lu Protokol’ün 4. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
Hükümetin Savunması:
Hukuki değerlendirme kısmında mümkün olduğu ölçüde ele alınacaktır.
Hukuki Değerlendirme:
6/1 ve 6/3-c madde yönünden
Mahkeme yaptığı değerlendirmede, yargıç M.K.’nın önyargılı olduğu yönünde başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanıtlanabileceğine dönük yeterli delilin ve makul bir şüphenin olmadığını ifade etmiş, ardından söz konusu yargıcın başvurucunun cezalandırılmasına ilişkin bir karara imza atmadığını yalnızca genel aftan yararlanıp yararlanamayacağına ilişkin bir değerlendirme yaptığını belirtmiştir.
Mahkeme, başvurucunun yargılama sırasında duruşma salonundan çıkarılması hususunda yaptığı değerlendirmesinde, sanığın duruşmada kendini ifade edebilmesinin adil bir yargılama açısından önemli olduğu vurgulanmış, fakat mevcut davada başvurucu iki kez uyarılmasına rağmen, uyarıları dikkate almadığı için salondan çıkarılmıştır. Her ne kadar kendisi orada bulunmasa da avukatı başvurucuyu temsilen duruşmada yer almıştır.
Bu anlatılanlar ışığında Mahkeme Sözleşme’nin 6/1. ve 6/3-c açısından bir ihlal bulunamadığını sonucuna varmıştır.
P7-4. madde yönünden
Mahkeme P7-4 kapsamında başvurucunun durumunu değerlendirirken, hem 1993 hem de 2007’de gerçekleşen yargılamaların aynı suçlamalardan kaynaklandığını kabul etmiştir. Mahkeme öncelikle ilgili maddenin 2. fıkrasında yer alan “Yukarıdaki fıkra hükümleri, yeni veya yakın zamanda ortaya çıkarılan delillerin veya önceki muamelelerde davanın sonucunu etkileyebilecek esaslı bir kusurun varlığı durumunda, ilgili devletin ceza yargılaması usulü ve yasasına uygun olarak davanın yeniden açılmasını engellemez” ifadesine dikkat çekmiştir. Bu nedenle başvurucunun işlemiş olduğu savaş suçunun genel af kapsamında olmadığı daha sonra anlaşıldığından yapılan yargılamanın herhangi bir ihlal oluşturmadığına karar verilmiştir. Bu nedenle başvurucunun P7-4. maddesinden ileri sürdüğü ihlalin gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır.
Full & Egal Universal Law Academy