174 No’lu (Mayıs 2014) Bilgi Notu’ndan alıntıdır
Marguš / Hırvatistan - 4455/10 - 27 Mayıs 2014 tarihli Karar [Büyük Daire]
Olaylar – Hırvatistan ordusu mensubu olan başvuran, 1991 yılında Hırvatistan’daki savaş esnasında işlenen cinayet ve başka ciddi suçlar ile itham edilmiştir. Hakkındaki suçlamaların bazıları daha sonra düşürülmüştür. Davanın görüldüğü ve Yargıç M.K.’nın başkanlık ettiği mahkeme 1997 yılında, kalan suçlara ilişkin yargılamaları, 1990 ile 1996 yılları arasında Hırvatistan’daki savaş ile bağlantılı olarak işlenen, en ciddi insani hukuk ihlalleri veya savaş suçları dışındaki suçların tümüne yönelik af getiren Genel Af Kanunu uyarınca sonlandırmıştır. Yüksek Mahkeme, savcılığın hukukiliğin korunması talebi üzerine, başvuran hakkındaki yargılamaların sonlandırılması kararının Af Kanunu’nu ihlâl ettiğine karar vermiştir. Özellikle, başvuranın iddia edilen suçları görev süresi sona erdikten sonra ihtiyat birliklerinin bir üyesi olarak işlediğine dikkat çekmiştir; dolayısıyla, Af Kanunu’nun gerektirdiği üzere, iddia edilen suçlarla savaş arasında önemli bir bağ bulunmamaktaydı.
Buna paralel olarak, başvuran ikinci bir grup ceza yargılamaları kapsamında savaş suçlarından yargılanmıştır. Bu yargılamalar, Yargıç M.K.’nın da aralarında yer aldığı üç yargıçtan oluşan bir kurul tarafından gerçekleştirilmiştir. Kapanış görüşmeleri esnasında, başvuran, savcı yardımcısının sözünü kestiği için iki kez uyarıldıktan sonra, mahkeme salonundan çıkarılmıştır. Davanın görüldüğü mahkeme, başvuranı savaş suçlarından mahkûm etmiş ve hakkında 14 yıl hapis cezasına hükmetmiştir. Temyizde, Yüksek Mahkeme mahkûmiyet kararını üç gerekçe ile onaylamıştır. Bunlardan birincisi, gerçekleştirilen iki grup yargılamanın aynı dava olmadığı, dolayısıyla Yargıç M.K.’nın her iki grup yargılamada da yer almasının müsaade edilebilir bir husus olduğudur. İkincisi, başvuranın mahkeme salonundan çıkarılmasının haklı gerekçelerinin bulunduğu; sonuncusu ise, bu meselenin, ikinci grup yargılamalarda söz konusu olan suçların temelinde yatan sebeplerin kapsam olarak birinci grup yargılamalardakinden önemli ölçüde geniş olması sebebiyle, kesin hüküm oluşturmadığıdır. Zira, başvuran, özellikle 1949 Harp Zamanında Sivillerin Korunmasına ilişkin Cenevre Sözleşmesi olmak üzere, uluslararası hukuku ihlâl etmekle suçlanmıştır. Başvuran, anayasal şikâyette bulunmuş ve şikâyet başvurusu nihayetinde reddedilmiştir.
Hukuki Değerlendirme
Madde 6 § 1: Başvuran, hakkındaki yargılamaların her iki grubunda da aynı yargıcın yer aldığını ve bunun tarafsızlık koşuluna aykırı olduğunu ileri sürerek şikâyette bulunmuştur. Ancak, yargıcın kendisi hakkındaki yargılamaların her iki grubunda da yer almış olması kendi başına, bu koşula aykırılık olduğu anlamına gelmemektedir. Yargılamaların birinci grubunda, yargıç tarafından başvuranı suçlu ya da masum bulan bir karar verilmemiş ve başvuranın suçunun tespiti ile ilgili herhangi bir delil değerlendirmesi yapılmamıştır.
Sonuç : ihlal yok (oybirliğiyle).
Madde 6 §§ 1 ve 3 (c): Mahkeme, başvuranın son savunmasını yapma hakkından yoksun bırakıldığı ve bunun savunma haklarını ihlal ettiği yönündeki şikâyeti ile ilgili olarak, sanığın mahkeme salonunda rahatsızlık vermesi durumunda, davanın görüldüğü mahkemenin herhangi bir işlem yapmaksızın bu türden bir tutuma izin vermesinin beklenemeyeceğini kaydetmiştir. Başvuranın savcı yardımcısının kapanış görüşleri esnasında sözünü kesmemesi yönünde iki kez uyarılması sonrasında mahkeme salonundan çıkarıldığı ve başvuranın savunma avukatının mahkeme salonunda kalmaya devam edip başvuranın son savunmasını yaptığı dikkate alındığında, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesine ilişkin bir ihlalin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç : ihlal yok (oybirliğiyle).
Ek 7 No.lu Protokol’ün 4. Maddesi: Başvuran, aynı suçtan ikinci kez yargılanmama hakkının ihlal edildiğinden şikâyet etmiştir. Mahkeme, başvuranın her iki yargılama grubunda da aynı suçlardan yargılanmış olduğunu kabul etmiştir. Ancak, yargılamaların birinci grubundaki suç isnatlarına ilişkin iki ayrı durum söz konusudur: savcı işlendiği iddia edilen iki cinayet hakkındaki suçlamaları geri çekmiştir; işlendiği iddia edilen başka iki cinayet ve ciddi bir yaralama suçu iddialarına ilişkin yargılamalar ise, bir Yerel Mahkeme tarafından Genel Af Kanunu’na dayanılarak sonlandırılmıştır.
(a) Düşürülen suçlamalar – Mahkeme, yargılamaların ilk grubunda Cumhuriyet savcısı tarafından düşürülen suçlamalara ilişkin olarak, bir Cumhuriyet savcısı tarafından ceza yargılamalarına devam edilmemesinin bir mahkumiyet ya da beraat anlamına gelmediğini, dolayısıyla Ek 7 No.lu Protokol’ün 4. maddesinin bu bakımdan uygulanabilir olmadığını yinelemiştir.
Sonuç : kabul edilemez (oybirliğiyle).
(b) Yargılamaların Genel Af Kanunu kapsamında sonlandırılması – Mahkeme, yargılamaların ilk grubunun Genel Af Kanunu uyarınca sonlandırılması ile ilişkili olarak, başvuranın Sözleşme’nin 2. ve 3. maddeleri kapsamında güvence altına alınmış olan temel hakların ciddi biçimde ihlal edilmesi anlamına gelen eylemleri için bir aftan uygunsuz bir şekilde yararlandığını gözlemlemiştir. Devletler işkence ve kasten öldürme gibi eylemleri kovuşturma yükümlülüğü altındadır. Ayrıca, uluslararası hukukta, ciddi insan hakları ihlalleri bakımından af sağlanmasının kabul edilemez olarak değerlendirilmesi yönünde artan bir eğilim söz konusudur. Mahkeme bu değerlendirmesini desteklemek amacıyla, aralarında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi, Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Amerikan Devletleri Arası İnsan Hakları Mahkemesi’nin de yer aldığı çok sayıda uluslararası kuruluşu, mahkemeyi ve sözleşmeyi dayanak olarak göstermiştir. Ayrıca, uzlaştırma süreci ve/veya mağdurlara bir tür tazminat sağlanması gibi özel koşulların söz konusu olduğu durumlarda af sağlanmasının mümkün olduğu kabul edilse dahi, somut davada başvurana sağlanan af, kendisinin davasında bu tür koşullardan herhangi birinin söz konusu olduğunu gösterecek hiçbir unsur bulunmaması nedeniyle, kabul edilebilir nitelikte değildir. Bu nedenle, başvuran hakkındaki ikinci grup yargılamalarla ilgili savaş suçlarına ilişkin yeni iddianame, Sözleşme’nin 2. ve 3. maddelerinin gerekleri ile uygunluk içerisindedir ve dolayısıyla, Ek 7 No.lu Protokol’ün 4. maddesi bu anlamda uygulanabilir değildir.
Sonuç : Ek 7 No.lu Protokol’ün 4. maddesi uygulanabilir değildir (bire karşı on altı oyla).
Full & Egal Universal Law Academy