Olaylar – Başvuranlar veya ölen yakınlarına, kan nakli veya kan ürünlerinin yönetimi yoluyla insan immün yetmezlik virüsü (HIV), Hepatit B ve Hepatit C virüsleri bulaşmıştır. Tümü, hastalıkların bulaşması sebebiyle gerçekleşen kalıcı zarar için tazminat almışlardır. Toplam ödenek, iki kısımdan oluşmuştur: sabit miktar ve ek ödenek. 2005 ve 2010 yılları arasında, ek ödeneğin yeniden değerlendirilmesi hususu, yargısal tartışmaların konusu olmuştur. Hükümet, 78/2010 sayılı kanun hükmünde kararnameyle, ek ödeneğin yeniden değerlendirilmesi meselesine müdahale etmiş ve kanunun, ek ödeneğe tekabül eden miktarın enflasyona göre ayarlanmasına imkân verilmeyecek şekilde yorumlanacağını belirtmiştir. Ayrıca, miktarın yeniden değerlendirilmesiyle sonuçlanan ve uygulanabilir karar yoluyla alınan tedbirlerin; kanun hükmünde kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren geçerliliğini yitireceğini ifade etmiştir. Anayasa Mahkemesi, 293/2011 sayılı kararla, kanun hükmünde kararnamenin ilgili hükümlerinin, eşitlik ilkesine ve bu nedenle anayasaya da aykırı olduğuna hükmetmiştir. Bu karara rağmen, başvuranlar tazminatlarının yeniden değerlendirilmesini sağlayamamışlardır.
Hukuki değerlendirme
Madde 6 § 1: Ek ödeneğin enflasyonla bağlantılı olarak yıllık bağlamda yeniden değerlendirmeye tabi olup olmadığı konusu, Devletin de taraf olduğu yargısal tartışmaların merkezinde yer almıştır. Ancak 78/2010 sayılı kanun hükmünde kararnamenin yasalaşması, ihtilaf konusu ek ödeneğin yeniden değerlendirilemeyeceğini belirtmesi sebebiyle Devlet yararına olacak şekilde 210/1992 sayılı kanunun özgün şekilde yorumlanmasını sağlayarak, mahkemelere iletilen tartışmanın koşullarını kesin olarak belirlemiştir. Özgün şekilde yorumlanan söz konusu kanunun, geniş çaplı yargısal tartışmanın amacı olan bir alanda gerçekleştirildiği düşünülecek olursa bile; kanunun, bazı başvuranların lehine olan kararları hükümsüz kılarak, başvuranların yararına olan kararların icrasının durdurulmasını isteyerek ve ek ödeneğin belirlenmesine yönelik başvuruları reddeden kararlara karşı gerçekleştirilebilecek itirazları hükümsüz kılarak, derdest davaların sonuçlarını belirleyen kriterler tespit ettiği inkâr edilemez. Ancak, Anayasa Mahkemesi’nin 293/2011 sayılı kararı da dâhil olmak üzere, davanın olayları, Devlet’in bu kanun hükmünde kararnameyi yasalaştırırken kendi maddi çıkarlarını korumaktan başka herhangi bir amacı izlediğini göstermemiştir. Bu amaç, kamu menfaatinin zorunlu sebepleri ile eşdeğer olmamakla birlikte, devletin dayandığı bir amaç da değildir. Ayrıca Anayasa Mahkemesi kararında, bu kriterlerin Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı olduğuna hükmetmiştir. Ancak başvuranların, Anayasa Mahkemesi’nin kararının yayımlandığı tarihten sonra bile ek ödeneklerinin yeniden değerlendirilmesinin sağlayamamaları sebebiyle; 78/2010 sayılı kanun hükmünde kararnamede belirtilen ilkeler başvuranların davalarında geçerliliğini sürdürmüştür. Bu görüşler ışığında, 78/2010 sayılı kanun hükmünde kararnamenin yasalaşması, hukukun üstünlüğü ilkesinin ve başvuranların, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinde belirtilen adil yargılanma haklarının ihlal edilmesine sebep olmuştur.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
1 No.lu Protokol’ün 1. Maddesi: Başvuranların söz konusu ek ödeneğin yeniden ayarlanması haklarını tanıyan, nihai yerel karara rağmen, başvuranlar 78/2010 sayılı kanun hükmünde kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren veya 2011 yılından itibaren bu haklarından yoksun bırakılmışlardır. Diğer başvuranların, ek ödeneklerin yeniden değerlendirilmesine ilişkin haklarını tanıyan karar hiçbir zaman icra edilmemiştir. Bu nedenle bu başvuranların, karşı taraf aleyhinde bir talep olmaması halinde, “mülkiyet” mahiyetindeki ihtilaf konusu miktarların ödenmesini sağlama hususunda “meşru bir beklenti” teşkil eden mülkiyet hakkına dair menfaatleri bulunmaktadır. Ayrıca, 210/1992 sayılı Kanunda öngörülen ödemeyi alma hakkına sahip olan diğer başvuranlar, Anayasa Mahkemesi’nin 293/2011 sayılı kararının yayımlandığı son tarihten bu yana benzer şekilde menfaate sahip olmuşlardır.
Söz konusu kanun hükmünde kararname, konunun esası hakkında nihai bir şekilde hüküm vererek ve başvuranların lehine olan kararların icrasını yarıda keserek; başvuranların mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme haklarına müdahale teşkil etmiştir.
Başvuranlardan hiçbiri, Anayasa Mahkemesi kararının yayımlanmasının ardından dahi, ek ödemelerin yeniden değerlendirilmesinden yararlanamamışlardır. Başvuranların muzdarip olduğu ve başvuranlardan altısının yargılamalar sırasında hayatını kaybettiği hastalıklar, bu bağlamda dikkate alınmalıdır. Ayrıca, ek ödeneğin, başvuranlara ödenen toplam miktarın yüzde doksanına tekabül ettiği hususuna da önem gösterilmelidir. Ayrıca, bu ödenek, başvuranların veya hayatlarını kaybeden yakınlarının aldıkları sağlık hizmetlerini karşılamak amacını taşımıştır ve başvuranlarca sunulan sağlık raporunda belirtildiği üzere, başvuranların yaşama şansı ve iyileşmeleri bu ödemelerin alınmasına bağlı olmuştur. 78/2010 sayılı kanun hükmünde kararnamenin yasalaşması bu nedenle, başvuranlar üzerinde “şahsi ve aşırı yük” oluşturmuş olup; mülkiyetlerine saygı gösterilmesini isteme haklarına yapılan müdahale, orantısızdır. Toplum menfaatinin talepleri ve kişinin temel haklarının korunması yükümlülüğü arasında adil bir denge kurulamamıştır.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
Mahkeme aynı zamanda, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesiyle bağlantılı olarak, Sözleşme’nin 14. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
Madde 41: saklı tutulmuştur.
Madde 46: Davalı Devlet, Mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren altı ay içerisinde, uygun yasal ve idari tedbirler vasıtasıyla, söz konusu hakların etkin ve hızlı bir şekilde tanınmasını sağlamayı taahhüt ettiği bir süre sınırı belirlemelidir. Bu hususta, yeniden işleme alınmış olan ek ödeneklerin, 210/1992 sayılı Kanun tarafından öngörülen tazminatı almaya hakkı bulunan kişilere, ödenme hakkı tanındığı tarihten itibaren, kişinin ödemeyi almak için dava açıp açmadığına bakılmaksızın ödenmesi yoluyla gerçekleştirilir. Mevcut davayla aynı içeriğe sahip olan iletilmemiş başvuruların incelenmesi bir yıllığına ertelenmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy