Olaylar ve Olgular - Başvuranlar, Kuzey İrlanda’da Ekim 1990 tarihinde güvenlik güçleri tarafından vurularak öldürülen iki erkeğin yakın akrabalarıdır. Polisin gerçekleştirdiği soruşturmanın dosyası, ateş eden askerler hakkında 1993 yılında takipsizlik kararı veren başsavcıya ulaşmıştır. Daha sonra, polis ve başsavcı ölümlerle ilgili soruşturma gerçekleştiren sorgu hakimine bazı belgeleri sunmuştur. 2002 yılında, başvuranlar, sorgu hakimine soruşturmanın ne zaman listeleneceğini sormuş ve soruşturma öncesi bilgilendirilmeyi talep etmişlerdir. Ayrıca, Kuzey İrlanda Polis Teşkilatı’ndan (KİPT) bilgi talep etmişlerdir. Ekim 2002 tarihinde, birinci başvuranın eşi, sorgu hakimi ve ilgili belgelere el koyan KİPT hakkında yargı denetimi işlemleri başlatmıştır. Bu işlemler, 28 Mart 2007 tarihli Lordlar Kamarası kararıyla , ilgili herhangi bir ayrıcalık veya muafiyete tabii olan KİPT’nin daha sonra elde ettiği bilgileri sorgu hakimiyle paylaşması talep edilerek sona erdirilmiştir. 2009 yılında, AİHM’inSilih / Slovenia kararının ardından, birinci ve üçüncü başvuranlar, soruşturmanın 2. maddeye uygun olarak yürütülmesi gerektiğini ileri sürerek yargı denetimi işlemleri başlatmışlardır. Bu talep, 18 Mayıs 2011 tarihli Yüksek Mahkeme (önceki Lordlar Kamarası) kararında desteklenmiştir. Söz konusu kararda, soruşturma hakiminin soruşturmayı gerçekleştirirken 2 madde uyarınca usuli yükümlülüklere uyması gerektiğine hükmedilmiştir. Soruşturma Mart 2012 tarihinde başlatılmış ve Mayıs 2012 tarihinin başlarında sonlandırılmıştır. Jüri, Ekim 1990 tarihinde yapılan operasyona katılan askerlerin hayatlarını tehlikede hissettikleri için merhumu vurdukları ve bu nedenle makul güç kullanmış oldukları görüşündedir. Haziran 2012 tarihine, birinci başvuran, soruşturma hakkında yargı denetimi yapılmasını talep etmiştir. Söz konusu yargı işlemleri derdest haldedir.
AİHM’e başvurularında, başvuranlar, 2. maddenin usuli ve esası yönleri uyarınca akrabalarının ölümleri hakkında, ve Sözleşme’nin 13 maddesi uyarınca etkin iç hukuk yolunun yokluğu hakkında bir çok şikayette bulunmuşlardır.
Hukuksal Değerlendirme – 2. Madde
(a) Kabul edilebilirlik – Soruşturmanın gecikmesiyle ilgili şikayetler dışında, Mahkeme, Sözleşme’nin 2. maddesinin esası ve usulüne ilişkin yönleri uyarınca şikayetlerin esasını değerlendirecek konumda değildir. Bunun nedeni, başvuranların başlattı yargı işlemlerinin derdest halde olmaları ve derdest haldeki yargı denetimi işlemleri göz önüne alındığında, cezai ve/veya disiplin ile ilgili olanlar dahil, ilgili soruşturma işlemlerinin başlatılmasının mümkün olmasıdır.
Davanın Esası – Mahkeme, 2. maddenin soruşturmaların ivedilikle başlatılmasını ve makul bir hızla sürdürülmesini gerektirdiğini hatırlatmaktadır. Bu, herhangi bir gecikmenin soruşturmanın etkinliğini etkileyip etkilemediğine ilişkin herhangi bir sorunun dışında gereken bir durumdur. Belirli bir durumda soruşturmanın ilerlemesine engel olacak zorluklar olabilir; buna rağmen öldürücü güç kullanımının soruşturulması sırasında yetkililerin ivedilikle müdahale etmesi, hukukun üstünlüğüne olan bağlılıkları ve yasadışı hareketlere toleransın önlenmesi konularında kamu güveninin korunması için genellikle zorunlu addedilebilir. Kanunlara aykırı olmadığı halde soruşturmanın, (detaylı bir jüri karıyla Mayıs 2012 tarihinde sona eren soruşturmanın ivedilikle başlatılmış olmasına rağmen) ölümler meydana geldikten yirmi bir yıldan daha fazla süre sonra Mart 2012 tarihine kadar başlatılmaması çarpıcıdır. Bütün bu süreç, kapsamlı bir şekilde üç bölüme ayrılabilmektedir.
Birincisi, 1990 ile 2002 yılları arasında, Kuzey İrlanda Kraliyet Polis Örgütü’nün ve halefi olan KİPT’nin gerçekleştirdiği (yetersiz) bilgilendirme sırasında sıra dışı bir şekilde uzun faaliyetsiz bir süreçtir. İkincisi, 2002 ile Mart 2012 tarihleri arasında, başvuranın ve diğerlerinin açtığı davalarla ve soruşturmanın öne çıkarılması ve adli tıp hukukunun (coroniallaw) ve özellikle aile haklarının uygulanışı konusundaki uygulamanın bazı önemli yönlerinin açıklığa kavuşturulması için açıkça gerekli olan inisiyatiflerle şekillenmiştir. Başvuranların soruşturmalarının sık sık ertelenmesinin gerekli olması ve uzun süre derdest halde bekleyen yargı denetimi işlemleri, soruşturma işleminin yapısal olarak ilgili zamanda başvuranların ivedilikle başlatılan ve uygun bir hızla yürütülen etkin bir soruşturmaya erişimini sağlayamadığını göstermiştir. Son ve üçüncü bölüm soruşturmayla birlikte başladığında, yaşanılan gecikme dolayısıyla Yüksek Mahkeme istisnai durumların yargısal denetimi için başvuru yolunu kapatmak zorunda kalmıştır. Bu durum, başvuranların usuli haklarının açıklanmasını oldukça zorlaştırmış ve bu nedenle diğer bir yargı denetimini kaçınılmaz kılmıştır. Bu dava Yüksek Mahkeme önünde hala derdest durumdadır.
Bu gecikmelerin, 2. Madde uyarınca şüpheli ölümlerin etkin bir şekilde soruşturulmasını sağlaması için Devletin yükümlülüğü ile uyumlu olduğu düşünülemez. Şöyle ki, soruşturma işlemleri, ulusal kanunlar uyarınca düzenlenmiş olsalar da, ivedilikle başlatılmalı ve makul bir hızla yürütülmelidirler. Bununla ilgili olarak, soruşturmanın aşırı geciktiği yönündeki bulgunun kendisi soruşturmanın 2. Madde uyarınca etkin olmadığı sonucuna işaret etmiştir. 13. Madde uyarınca ayrı bir mesele ortaya çıkmamıştır.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
46. madde: Kuzey İrlanda’da güvenlik güçleri tarafından vurularak öldürülen kişilere ilişkin soruşturmaların yürütülmesinde aşırı gecikmeler yaşanması ciddi ve kapsamlı bir sorundur. Gerçekte, Bakanlar Kurulu, başvuranların davasındaki duruma çok benzer durumların yaşandığı ve alınmalarından sonra neredeyse yirmi yıl denetleme yapmaya devam ettiği diğer dört Mahkeme kararına ilişkin (Hugh Jordan, Kelly ve Diğerleri, McKerr ve Shanaghan) soruşturmalardaki gecikme konusunda endişesini ifade etmiştir. (Bkz, Bakanlar Kurulu Kararı CM/ResDH(2009)44). Uygulamada Bakanlar Kurulu’nun davalı Devletin uyması gereken koşulları belirtmesi gerekirken, Mahkeme, hangi yaklaşım seçilirse seçilsin, Devletin mevcut davada veya soruşturmaların derdest halde olduğu ve Kuzey İrlanda’da güvenlik güçlerinin vurarak öldürdüğü kişilere ilişkin benzer davalarda öncelikli olarak bütün gerekli ve uygun önlemleri alması ve 2. Madde uyarınca usuli koşulları ivedilikle yerine getirmesi gerektiği görüşündedir.
41. madde: Zararlara ilişkin tazminat talebinde bulunulmamıştır.
(Bkz, ayrıca Silih / Slovanya [BD], no. 71463/01, 9 Nisan 2009, Bilgi Notu 118; ve 4 Mayıs 2001 tarihli Mahkeme kararları, Hugh Jordan / Birleşik Krallık (no. 24746/94), McKerr / Birleşik Krallık (no. 28883/95), Shanaghan / Birleşik Krallık(no. 37715/97) ve Kelly ve Diğerleri / Birleşik Krallık (no. 30054/96)).
Full & Egal Universal Law Academy