© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2013. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Daha fazla bilgi için, bu belgenin sonunda bulunan yazarın telif hakkı ile ilgili kısmı okuyabilirsiniz.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2013. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court. For further information see the full copyright indication at the end of this document.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2013. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund). Elle ne lie pas la Cour. Pour plus de renseignements veuillez lire l’indication de copyright/droits d’auteur à la fin du présent document.
Michaud/Fransa - 12323/11
Karar 6.12.2012 [5. Bölüm]
Madde 8
Madde 8-1
Haberleşmeye saygı
Özel hayata saygı
Avukatlara savunma görevleri dışında ortaya çıkan ve müvekkillerinin yasadışı kara para aklama faaliyetlerine ilişkin olan şüphelerini bildirme yükümlülüğü yüklenmesi: ihlal yok
Olaylar – Temmuz 2007 tarihinde Barolar Birliği 2005/60/CE numaralı Avrupa direktifine uygun bir şekilde kara para aklamayla mücadele konusunda özellikle avukatlık mesleğine yüklenen yükümlülüklerin uygulamaya geçirilmesini sağlama amaçlı bir yönetmeliğin kabulüyle ilgili bir karar almıştır. Dolayısıyla avukatlara bazı durumlarda ulusal mali istihbarat Birimi’ne (Tracfin) kara para aklama gibi bir suçtan kaynaklandığından şüphe ettikleri müvekkillerine ait paraları bildirme zorunluluğu getirilmiştir. Ekim 2007 tarihinde avukat olan başvurucu Danıştay’a bu kararın iptali amacıyla başvurmuştur. 23 Temmuz 2010 tarihinde bu başvuru reddedilmiştir.
Hukuk – Madde 8:
Avukatlara yüklenen şüphe bildirme yükümlülüğü avukatlar için üçüncü bir kişiyle olan iletişimlerinden dolayı sahip oldukları onunla ilgili bir bilgileri idari bir otoriteye bildirme zorunluluğu getirdiğinden avukatların haberleşmelerine saygı haklarına bir müdahale oluşturur. Bu müdahale aynı zamanda mesleki veya ticari faaliyetleri de içine alan özel hayata saygı hakkına da bir müdahale oluşturmaktadır. Şüphesiz başvurucu ihtilaflı yönetmeliğin uygulanması temelinde ne bu tür şüpheleri bildirmek zorunda kalmış ne de bildirmediği için cezalandırılmıştır. Ancak başvurucu ya yönetmeliğe uyacak ya da kendisini barodan atılmasına kadar gidebilecek disiplin cezaları görme tehlikesine atacaktır. Dolayısıyla şüphe bildirme yükümlülüğü 8. madde tarafından güvence altına alınan müvekkilleriyle mesleki iletişimine saygı gösterilmesi hakkının avukat niteliğiyle başvurucu tarafından kullanılmasına « sürekli bir müdahale » oluşturmaktadır.
Avukatlara yüklenen şüpheyi bildirme yükümlülüğü Para ve Finans Kanunu’nun içinde bulunan kanunla öngörülmüştür. Bu kanun erişilebilir olup uygulandığı faaliyetlerin tasviri konusunda da açıktır. İhtilaflı müdahale kara para aklama ve buna bağlı suçlarla mücadeleyi hedef almakta ve böylece düzenin korunması ve suç islenmesinin önlenmesi meşru amaçlarını izlemektedir.
Özen ve şüphe bildirimi yükümlülükleri, Para ve Finans Kanunu’nda toplanan Avrupa direktiflerinin iç hukuka aktarılmasından kaynaklanmakta olup Fransa, Avrupa Birliği’ne üye olmasından doğan hukuki yükümlülükleri nedeniyle, bunu yapmak zorundaydı.
Bosphorus Airways kararına atıf yapan Hükümet, Fransa’nın Sözleşme icaplarına uyduğunun, çünkü Fransa’nın bu yükümlülükleri ifa etmek dışında bir şey yapmadığının ve Avrupa Birliği’nin temel haklara Sözleşme’nin sağladığı korumaya eşit bir koruma sağladığının varsayılması gerektiği kanaatindedir. Ancak mevcut başvuru Bosphorus Airways davasından özellikle iki nedenle ayrılmaktadır.
Birincisi bu olayda ulaşılacak sonuçla ilgili olarak üye Devletleri bağlayan ama araç ve şekil seçimini onlara bırakan direktiflerin Fransa tarafından uygulanması söz konusuydu. Dolayısıyla Avrupa Birliği’ne üye olmasından kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesinde Fransa’nın eşit koruma karinesinin uygulanmasını engelleyecek bir manevra kapasitesine sahip olup olmadığı sorusu yerinde bir sorudur. İkinci neden ise şudur: Adalet Divanı daha önce Sözleşme tarafından güvence altına alınan ve Mahkeme’ye yapılan başvuruya konu olan haklarla ilgili sorunu daha önce incelememiş olmasına rağmen, Danıştay ön mesele yapmayı reddetmiş ve böylece Danıştay bu davayı, prensip olarak Sözleşme’nin denetim mekanizmasına eşit olan, temel haklara uyulmasıyla ilgili uygun uluslararası denetim mekanizması var olan potansiyelinin hepsini kullanamadan sonuçlandırmıştır. Söz konusu çıkarların önemi ve bu tercih dikkate alındığında eşit koruma karinesi uygulanamaz. Şu halde ihtilaflı müdahalenin Sözleşme’nin 8. maddesi anlamında gerekliliği hususuyla ilgili bir karar vermek Mahkeme’ye düşer.
Mahkeme Danıştay’ın 23 Temmuz 2010 tarihli kararında ortaya koyduğu muhakemenin üzerine söyleyecek bir söz bulamamaktadır. Bu kararda Danıştay, Sözleşme’nin 8. maddesinin meslek sırrı temel hakkını koruduğunu açıkladıktan sonra, kara para aklamayla mücadeleden kaynaklanan genel yarar ve avukatların mesleki faaliyetleri sırasında öğrendikleri ya da elde ettikleri bilgiler ile hukuki danışmanlık çerçevesinde öğrendikleri ya da elde ettikleri bilgilerin (hukuki danışmanın, eylemiyle, kara para aklamada aktif bir yer alması durumu hariç) bu zorunluluğun uygulama alanı dışında kalmasının sunduğu güvence göz önünde bulundurulduğunda avukatların şüpheyi bildirme zorunluluğuna tabi tutulmalarının bu hakka aşırı bir müdahale teşkil etmediğine hükmetmiştir. Avukatların meslek sırrı dokunulmaz değildir. Bu hak üye Devletlerin yasadışı faaliyetlerden elde edilen ve kriminel faaliyetlerin finanse edilmesine hizmet edebilecek paraların aklamasıyla mücadelesiyle dengelenmelidir. Avrupa direktifleri bu yöndedir. Her ne kadar bir kara para aklama işinin içinde bulunan her avukat ceza soruşturmasına tabi tutulabilecekse de bu, bastırıcı hükümlerin özel olarak önlemeye yönelik olan bir mekanizmayla donatılması yönündeki tercihi geçersiz kılamaz. Son olarak ihtilaflı müdahalenin orantılılığının değerlendirilmesinde iki unsur belirleyicidir. Avukatlar sadece iki durumda şüpheyi bildirme yükümlülüğüne tabidirler. İlk olarak mesleki faaliyetleri çerçevesinde müvekkilleri adına ve onların hesabına mali veya gayrimenkul işlem gerçekleştirdiklerinde ya da yediemin sıfatıyla hareket ettiklerinde. İkinci olarak yine mesleki faaliyetleri çerçevesinde belli altı tür işlemin* hazırlanması veya gerçekleştirilmesiyle ilgili olarak müvekkillerine yardım ettiklerinde. Dolayısıyla şüpheyi bildirme yükümlülüğü, avukatlara verilen ve bu mesleğe bağlı meslek sırrının temelini oluşturan savunma göreviyle bir alakası olamayan ancak bu yükümlülüğe tabi olan diğer meslek üyelerinin faaliyetlerine benzeyen faaliyetleri ilgilendirmektedir. İkinci unsur kanunun meslek sırrını koruyucu bir filtre yürürlüğe koymasıdır: avukatlar bildirimleri doğrudan idari makama (Tracfin) göndermemekte ama duruma göre Danıştay ve Yargıtay’daki avukatların oda başkanları veya avukatın kayıtlı olduğu baronun başkanına göndermektedirler. Böylece aynı deontoloji kurallarına tabi olan ve aynı zamanda meslektaşları tarafından bu kurallara uyulmasını sağlamak için seçilen bir meslek üyesiyle paylaşılan meslek sırrı ihlal edilmemiş olur. Bu kişiler Para ve Finans Kanunu’nda belirlenen şartların yerine geldiğini kontrol etmeden şüphe bildirimini Tracfin’e iletmezler. Böylece izlenen meşru amaç ve bu amacın demokratik bir toplumdaki özel önemi göz önünde bulundurulduğunda, şüpheyi bildirme yükümlülüğü, yürürlüğe konulduğu şekliyle, avukatların meslek sırrına orantısız bir müdahale teşkil etmez.
Sonuç: ihlal yok (oybirliğiyle).
(Bakınız Bosphorus Hava Yolları Turizm ve Ticaret Anonim Şirketi/İrlanda [BD], no 45036/98, 30 Haziran 2005, Bilgi notu no 76)
* Bu işlemler şunlardır: 1) ticari fon ya da gayrimenkul alım satımı; 2) müşteriye ait para, tahvil ve diğer aktifleri yönetmek; 3) banka, tasarruf ya da tahvil hesabı açılması; 4) şirket kurulması için gereken katkının sağlanması; 5) şirketlerin oluşturulması, yönetimi veya idaresi; 6) yabancı vakıflar ile benzer yapılanmaların oluşturulması, yönetimi veya idaresi.
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2013.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin resmi dilleri Fransızca ve İngilizce’dir. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır ve Mahkeme, kalitesi konusunda herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının veritabanı olan HUDOC üzerinden () veya HUDOC’un bildirdiği başka veritabanları üzerinden yüklenebilir. Davanın isminin tamamen yazılması, yukarıdaki telif hakkıyla ilgili ifadelerin kullanılması ve insan haklarına destek Fonu’na referans yapılması şartıyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir. Bu çevirinin tamamını veya bir kısmını ticari amaçlarla kullanmak isteyen herkesin, bu durumu belirtilen adrese bildirmesi rica olunur: publishing@.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2013.
The official languages of the European Court of Human Rights are English and French. This translation was commissionned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court, nor does the Court take any responsibility for the quality thereof. It may be downloaded from the HUDOC case–law database of the European Court of Human Rights () or from any other database with which the Court has shared it. It may be reproduced for non–commercial purposes on condition that the full title of the case is cited, together with the above copyright indication and reference to the Human Rights Trust Fund. If it is intended to use any part of this translation for commercial purposes, please contact publishing@.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2013.
Les langues officielles de la Cour européenne des droits de l’homme sont le français et l’anglais. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund) Elle ne lie pas la Cour, et celle–ci décline toute responsabilité quant à sa qualité. Elle peut être téléchargée à partir de HUDOC, la base de jurisprudence de la Cour européenne des droits de l’homme (), ou toute autre base de données à laquelle HUDOC l’a communiquée. Elle peut être reproduite à des fins non commerciales, sous réserve que le titre de l’affaire soit cité en entier et s’accompagne de l’indication de copyright ci–dessus ainsi que de la référence au Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme. Toute personne souhaitant se servir de tout ou partie de la présente traduction à des fins commerciales est invitée à le signaler à l’adresse suivante: publishing@.
Full & Egal Universal Law Academy