Karar 18 Nisan 2013 [5. Daire]
Olaylar ve Olgular – 2004 ve 2005 yıllarında başvuran bazı kitapların çalınması hakkında iki soruşturma geçirmiştir. Başvuran ilk yargılamanın ardından beraat etmiştir ve ikinci yargılama devam ettirilmemiştir. Her iki seferde de başvuranın parmak izi alınarak parmak izi veritabanına kaydedilmiştir. 2006 yılında başvuran parmak izinin veritabanından silinmesini talep etmiştir. Başvuranın talebi sadece ilk yargılama sırasında alınan parmak izleri için yerine getirilmiştir. Başvuranın itirazları reddedilmiştir.
Hukuksal Değerlendirme – 8. Madde: Başvuranın aleyhine alınan tedbire ilişkin istişare usulleri yeterince açık olarak tanımlanmıştır. Bu durum veri toplama ve kayıt altında tutma usulleri için geçerli değildir. Suçun tespit edilmesi ve önlenmesi meşru hedefini gözeten veritabanının amacı doğrultusunda, mümkün olduğunca çok kayıt eklemek ve bu kayıtları tutmak gerekli olmuştur. Ayrıca savcının ikinci yargılamalar sırasında alınan parmak izlerini silmeyi reddetmek için ileri sürdüğü gerekçe, bir kişinin başvuranın kimliğini üstlenmesi halinde, başvuranın olayla ilişkisinin hükümsüz kabul edilmesini sağlayarak başvuranın çıkarlarını korumaya yönelik ihtiyaç olmuştur. Parmak izleri veritabanına ilişkin kararname özellikle geniş anlamda yorumlanmadıkça, bu tür gerekçelere açıkça atıfta bulunulmadığı gerçeğinin yanı sıra, üçüncü kişiler tarafından kimlik hırsızlığı olasılığına karşı varsayılan korumaya ilişkin savunmayı kabul etmek, uygulamada tüm Fransa halkıyla ilgili verilerin saklanmasına izin verme anlamına gelir ve bu tür bir tedbir açıkça aşırı ve gereksizdir.
Ayrıca veritabanının esas amacı olan, ciddi suçların ve diğer büyük cürümlerin faillerinin izini sürmenin ve kimliğini tespit etmeyi kolaylaştırmanın yanı sıra, kanun “yargı makamı önündeki dava kovuşturmalarına, soruşturmalarına ve duruşmalara yardımcı olmak” gibi ikinci bir amaca atıfta bulunmuştur. Bu durumun sadece ciddi suçlara ve diğer büyük cürümlere ilişkin olduğu açıkça belirtilmemiştir. Kanun ayrıca “ceza yargılamalarına dâhil olan ve kimliklerinin tespit edilmesi gerekli olan kişilere” de atıfta bulunduğundan, ciddi suçların veya diğer büyük cürümlerin faillerinin kimliklerinin tespit edilmesiyle ilgili olduğu ölçüde kanun, hafif suçlar dâhil tüm suçlara pratikte uygulanabilir bulunmuştur. Her halükarda kitap hırsızlığı hakkında yürütülen ve durdurulan yargılamalarla ilgili davanın koşulları, kanunun hafif suçlar için de geçerli olduğunu doğrulamıştır. Dolayısıyla mevcut dava, özellikle organize suç veya cinsel saldırı gibi ciddi suçlardan açıkça ayırt edilebilir olmuştur. Ayrıca söz konusu kararnamede, ilgili kişinin bir mahkeme tarafından mahkûm edilip edilmediğine, hatta sorgulanıp sorgulanmadığına dayalı olarak herhangi bir ayrım yapılmamıştır. S. Ve Marper davasında verdiği kararda Mahkeme, beraat eden kişilerin veya yargılanması durdurulan kişilerin ve böylelikle masumiyet karinesi hakkına haiz kişilerin mahkum edilmiş kişilerle aynı muameleye tabi olduğu gerçeğinden kaynaklanabilecek damgalama tehlikesini vurgulamıştır. Başvuranın ilk yargılamada beraat etmiş olması ve ikinci yargılamalarda kendisine yöneltilen suçlamaların düşürülmüş olması, mevcut davayı anılan davaya benzer kılmıştır.
Buna ek olarak, veri saklanmasını düzenleyen ve itiraz konusu olan kararname ilgili kişilere yeterli koruma sağlamamıştır. Öncelikle, özgürlükler ve tutukluluk yargıcının sözleriyle ifade etmek gerekirse, verileri sildirtmek üzere herhangi bir zamanda bir yargıca başvurma hakkının, olabildiğince çok kayda ihtiyacı olan bir veritabanıyla ters düşmesi muhtemeldir. Buna uygun olarak, söz konusu çıkarlar kısmen çelişkili olduğundan, verilerin silinmesi artık bir hak değil; “pratik ve etkili” bir tedbirden çok “teorik ve gerçeklere dayanmayan” bir tedbir teşkil etmiştir. Bilgilerin veritabanında tutulması için bir süre sınırı konulmuş olsa da, saklanma süresi yirmi beş yıl olarak belirlenmiştir. Verilerin silinmesine yönelik bir başvurunun başarıyla sonuçlanma olasılığının en azından farazi olduğu düşünülürse, bu uzunlukta bir süre uygulamada belirsiz süreli saklama veya en azından azami süreden farklı bir ölçüt anlamına gelmiştir.
Sonuç olarak Mahkeme, mevcut davada başvurana da uygulanmış olan, bir suçtan şüphelenilen fakat mahkum edilmeyen kişilerin parmak izlerini kayıt altında tutma sisteminin söz konusu çakışan kamu çıkarları ve bireysel çıkarlar arasında adil bir denge kurulmasını engellemesinden ötürü, savunmacı Devlet’in konuyla ilgili takdir hakkının sınırını aştığı kararına varmıştır. Benzer şekilde, verilerin kayıt altında tutulması başvuranın özel hayatına saygı gösterilmesi hakkına orantısız bir müdahale anlamına gelmiştir ve demokratik bir toplumda bunun gerekli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle).
Madde 41: Herhangi bir tazminat talebinde bulunulmamıştır.
(Bk. S. Ve Marper / Birleşik Krallık [BD], no. 30562/04 ve 30566/04, 4 Aralık 2008, Bilgi Notu sayı 114)
Full & Egal Universal Law Academy