Mladina d.d. Ljubljana /Slovenya – 20981/10 - 17.4.2014 tarihli Karar [V. Bölüm]
Olaylar – Başvuran şirket, söz konusu tarihte bir Parlamento Üyesi olan S.P.’yi, parlamentoda, eşcinsel ilişkilere dair yasal düzenlemelerin tartışıldığı esnada kullandığı ifadeler ve sergilediği tutum bakımından sert bir dille eleştiren bir makale yayınlamıştır. Yayınlanan makalede, S.P.’nin sergilediği tutum, insan kaynaklarının daha az sınırlı olduğu bir ülkede ilkokul hademesi olarak bile iş bulamayacak olan “beyin iflası” geçirmiş bir kimseninkine benzetilmiştir. S.P., söz konusu parlamento görüşmesinde, eşcinselleri nüfusun genellikle hoş karşılanmayan bir kesimi olarak tasvir etmiştir. Bu görüşünü desteklemek içinse, eşcinsel bir erkeği tarif etmek amacıyla efemine hareketler yapmıştır. S.P. tarafından açılan bir hukuk davasının ardından, başvuran şirketin tazminat ödemesini ve haftalık dergisinde bölge mahkemesinin kararının girişi ve hükme ilişkin kısımlarını yayınlamasını emreden bir mahkeme kararı verilmiştir. Yerel mahkemeler, dava konusu yorumların, tarafsız bir açıdan bakıldığında, hakaret edici nitelikte olduğunu, yeterli fiili temelden yoksun olduğunu ve hakaret nitelikli bu türden bir dil kullanımının halkı bilgilendirme amacına hizmet etmediğini değerlendirmiştir.
Hukuki Değerlendirme – 10. Madde: Söz konusu açıklama, birkaç kısıtlamanın kabul edilebilir olduğu, kamu menfaatini ilgilendiren bir konu hakkında gerçekleştirilen siyasi bir görüşme bağlamında basına karşı yapılmıştır. Dahası, bir politikacının, özellikle de kendisinin daha önce eleştiriye hassas basın açıklamaları yaptığı hallerde, normal bir bireye göre daha fazla hoşgörü göstermesi gereklidir. Bu bağlamda Mahkeme, basın özgürlüğünün, bir derece abartıya hatta provokasyona başvurulması olasılığını da kapsadığını yinelemiştir.
S.P.’nin sergilediği tavrı açıklamak için yazılan makalede kullanılan terimlerin aşırıya kaçtığı ve hukuki açıdan değerlendirildiğinde hakaret edici nitelikli olduğu doğrudur. Ancak, kendisini “beyin iflası” geçirmiş bir kimse olarak tanımlayan ifade bir değer yargısıdır. Bahse konu açıklamanın dayandırıldığı gerçekler detaylı bir şekilde belirtilmiştir ve bunların izahının ardından yazarın, Mahkeme’nin görüşüne göre, mecazen yapılmış yorumları gelmektedir. Mahkeme, görüşlerin çok az bir kısıtlama yapılarak ifade edildiği yoğun bir tartışma kapsamında, dava konusu açıklamayı, S.P.’nin fikri kabiliyetleri hakkında gerçek bir değerlendirmeden ziyade, güçlü bir anlaşmazlığın ifade edilişi şeklinde yorumlamıştır. Bu açıdan değerlendirildiğinde, S.P.’nin yaptığı konuşmanın ve sergilediği tavrın tasviri dava konusu açıklama için yeterli bir dayanak olarak düşünülecektir. Ayrıca, dava konusu açıklama, S.P.’nin olumsuz basmakalıpların teşvik edilmesi ile alay edilmesi olarak değerlendirilebilecek kendi ifadelerine ilişkin bir karşı görüştür. Son olarak, makale yalnızca S.P.’nin provoke eden yorumlarına değil, aynı zamanda bunları ifade etme tarzına da uygun olmuştur. Niyetin yalnızca aşağılamak olması halinde ifade özgürlüğü kapsamının dışında kalabilecek hakaret içerikli bir dil dahi, yalnızca üslupsal amaçlara hizmet etmesi durumunda korunabilir. Mahkeme bu durumun, dava konusu açıklamanın yapıldığı bağlam ve makalede kullanılan üslup ışığında değerlendirildiğinde, yersiz bir kişisel saldırı olmadığı kanaatindedir. Bu nedenle, yerel mahkemeler, S.P.’nin itibarının korunmasının başvuran şirketin ifade özgürlüğü hakkının üzerinde tutulması için ikna edici herhangi bir acil toplumsal gereksinim saptayamamıştır. Yapılan müdahale demokratik bir toplumda gerekli değildir.
Sonuç : ihlal (oybirliğiyle).
Madde 41: Bir ihlalin tespit edilmesi her türlü manevi zarar bakımından yeterli adil tazmin teşkil etmiştir; maddi zararlar karşılığında ise 2.921,05 avro ödenmesine karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy