M.N. ve Diğerleri / San Marino - 28005/12 - 07.07.2015 tarihli Karar [III. Bölüm]
Olaylar — İtalyan makamları, 2009 yılı Mayıs ayında, San Marino makamlarından, istinabe yoluyla belge alınması ve kara para aklama suçuna ilişkin olarak İtalya’da devam eden bir soruşturmasıyla ilgisi olabilecek bankalarda ve diğer kurumlarda arama yapılması konusunda yardım talebinde bulunmuştur. San Marino mahkemesi, talebi kabul etmiş ve İtalya’da yürütülmekte olan soruşturma kapsamındaki bir San Marino şirketine kadar uzanan hesaplara ilişkin banka evraklarının alınması ve bilgi elde edilmesi amacıyla soruşturma başlatmıştır. Arama ve el koyma işlemi kapsamında, içinde e-posta, banka beyannameleri ve çeklerin yer aldığı elektronik depolama cihazlarının ve evrakların kopyaları alınmıştır. 2010 yılı Nisan ayında, söz konusu kararın, hakkında soruşturma yürütülen şirketle güvene dayalı anlaşmalar yapan İtalyan vatandaşlarına bildirilmesine karar verilmiştir. Söz konusu karardan etkilenenler arasında yer alan birinci başvuran, bu karardan 2011 yılı içerisinde haberdar edilmiştir. Başvuran, üzerine atılı herhangi bir suçun bulunmadığını ve iddia konusu suçlarla herhangi bir ilgisinin olmadığını ileri sürerek, San Marino mahkemesine şikâyette bulunmuştur. Başvuran, aynı zamanda, üzerlerine herhangi bir suç atılı olmayan kişilerin doğrudan mağdur olarak değerlendirilmemesi ve dolayısıyla söz konusu tenfiz kararına itiraz etme haklarının bulunmaması nedeniyle, itiraz hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuştur. Başvuranın söz konusu tenfiz kararının “ilgili tarafı” olmaması ve dolayısıyla bu karara itiraz etmekte herhangi bir menfaatinin bulunmaması sebebiyle, yapılan itiraz incelemesi sonucunda şikâyetinin kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir.
Hukuki Değerlendirme — Madde 8
(a) Uygulanabilirlik — Banka evraklarından elde edilen bilgiler, hassas bilgiler veya mesleki işlemlerle ilgili bilgiler olup olmadığına bakılmaksızın, kişisel veri niteliği taşımaktadır. Ayrıca, kopyalama işlemi, orijinalinin yerinde olup olmadığına bakılmaksızın, verilerin alınması ve dolayısıyla verilere el konulması anlamına gelmektedir. Bu nedenle, birinci başvuranın banka bilgilerinin yetkililerce kopyalanması ve ardından saklanması, başvuranın özel hayatına ve yazışmasına saygı hakkında müdahale edildiği anlamına gelmektedir.
(b) Esas — Mahkeme, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda ve iç hukuktaki içtihatlarda söz konusu tedbirlerin ceza davasına taraf olmayan üçüncü kişilere uygulanabileceğinin öngörülmüş olması nedeniyle, yapılan müdahalenin kanuna uygun olduğunu belirtmiştir. Mahkeme, alınan tedbirin, suçun önlenmesi, başkalarının hak ve özgürlüklerinin ve ülkenin ekonomik refahının korunması gibi meşru amaçlara hizmet ettiği kanaatine varmıştır.
Mahkeme, tedbirin gerekli olup olmadığı ve ilgili usuli güvencelerin sağlanıp sağlanmadığına ilişkin değerlendirmede bulunurken, ilk olarak, üçüncü taraflar üzerindeki etkisi hiçbir şekilde değerlendirilmeyen tenfiz kararının kapsamının genişliğine dikkat çekmiştir. Birinci başvuran, devam eden soruşturma kapsamında yer almayan ve hakkında herhangi açık bir şüphe yöneltilmemiş olan bir kişidir. Mahkeme, birinci başvuranın şikâyet konusu karara karşı itiraz edip edemediği hususuyla ilgili olarak, söz konusu karardan, verilmesinin üzerinden bir yıldan uzun bir süre geçene kadar haberdar olmadığını ve “ilgili taraf” olmadığı kanaatine varılması sebebiyle itiraz başvurularının hiçbir zaman esastan incelenmediğini tespit etmiştir. Bu nedenle, Mahkemenin, bu tür bir yorumun etkilerinin Sözleşme’ye uygun olup olmadığını tespit etmesi gerekmiştir. Dava açılması, Sözleşme’nin 6/1 maddesinde belirtilen mahkemeye erişim koşullarını tek başına karşılamamaktadır. Hükümet, birinci başvuranın olağan hukuk yoluna başvurabileceğini ileri sürmüş, ancak bu tür bir yolun söz konusu tenfiz kararının zamanında incelenmesini veya iptalini sağlayabileceğini kanıtlamamıştır. Mahkeme, daha dar kapsamlı yetki alanlarında, bir hukuk yolunun uygulamada etkin olup olmadığı konusunda iç hukuktaki içtihatlardan örnekler sunulmasının daha güç olduğunu kabul etmekle birlikte, somut davada, kararın binden fazla kişiyi etkilediğini ve bu tür bir hukuk yolunun başarıyla kullanıldığına dair tek bir örnek gösterilmediğini belirtmiştir. Mahkeme, son olarak, birinci başvuranın, sanık konumundaki bir kişiyle kıyaslandığında haklarının korunması bakımından önemli ölçüde dezavantajlı bir durumda olduğu ve ulusal hukukun korumasından etkin bir şekilde faydalanamadığı kanaatine varmıştır.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
Madde 41: Birinci başvurana, 3.000 avro manevi tazminat.
(Ayrıca bk. Michaud / Fransa, 12323/11, 6 Aralık 2012, 158 sayılı Bilgi Notu; ve Xavier Da Silveira / Fransa, 43757/05, 21 Ocak 2010)
Full & Egal Universal Law Academy