177 No’lu (Ağustos-Eylül 2014) Bilgi Notu’ndan alıntıdır
Mocanu ve Diğerleri / Romanya – 10865/09, 32431/08 ve 45886/07 - 17.09.2014 tarihli Karar [BD]
Olaylar – Romanya Hükümeti, 1990 yılının Haziran ayında, söz konusu dönemdeki mevcut rejimi protesto eden göstericiler tarafından gerçekleştirilen ve birkaç hafta boyunca devam eden Üniversite Meydanı işgalini sonlandırma girişiminde bulunmuştur. Güvenlik güçleri, 13 Haziran 1990 tarihinde müdahalede bulunmuş ve birçok göstericiyi gözaltına almıştır. Bu durum gösterilerin artmasına neden olmuştur. Ordu en hassas bölgelere gönderilirken, göstericiler tarafından kuşatılan İçişleri Bakanlığı binasından ateş açılmış ve açılan ateş sonucu birinci başvuranın eşi Mocanu başından vurularak hayatını kaybetmiştir. Akşam vakitlerinde, Stoica (ikinci başvuran) ve diğer kişiler yakalanarak üniformalı polis memurları ve sivil kıyafetli erkekler tarafından Devlet televizyonu genel merkezinde kötü muameleye maruz bırakılmışlardır. Söz konusu baskıya ilişkin ceza soruşturması 1990 yılında birçok bireysel dosyayla birlikte başlatılmış ve daha sonra birleştirilerek 1997 yılında askeri savcılığa gönderilmiştir.
Dava konusu olayların üzerinden on bir yıldan fazla süre geçtikten sonra 18 Haziran 2001 tarihinde, ikinci başvuran Yüksek Adalet Mahkemesi askeri savcılığına suç duyurusunda bulunmuştur. Stoica’nın 13 Haziran 1990 tarihinde maruz kaldığı kötü muameleye ilişkin açılan soruşturma, 17 Haziran 2009 tarihinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar neticesinde kapanmış ve bu karar Yüksek Temyiz ve Adalet Mahkemesinin kararıyla onanmıştır.
Avrupa Mahkemesi davayla ilgili karar verdiğinde, birinci başvuranın eşinin hukuka aykırı bir şekilde öldürülmesine ilişkin yürütülen ceza yargılamaları halen devam etmekteydi.
Mahkemenin bir Dairesi, 13 Kasım 2012 tarihli bir kararla (bk. 157 sayılı Bilgi Notu), birinci başvuranla ilgili olarak Sözleşme’nin 2. maddesinin usul açısından ihlal edildiğine oy birliğiyle; ikinci başvuranla ilgili olarak, 3. maddenin usul açısından ihlal edilmediğine iki oya karşılık beş oyla karar vermiştir.
Hukuki Değerlendirme – Madde 35 § 3: Davalı Hükümet, Mahkemenin zaman bakımından yetkisi bulunmadığına ilişkin olarak Büyük Daire önünde herhangi bir savunma yapmamıştır. Ancak Hükümet Mahkeme’nin sadece, Sözleşme’nin Romanya’da yürürlüğe girdiği tarih olan 20 Haziran 1994 tarihinden sonraki hususlarla ilgili olan şikâyetleri inceleyebileceğini belirtmiştir.
Daire, Sözleşme’nin 2. ve 3. maddelerinin usul açısından ihlal edildiği iddiasını inceleme noktasında zaman bakımından yargı yetkisi bulunduğunu beyan etmiş ve Hükümet tarafından bu bağlamda yapılan itirazı sadece ikinci başvuran tarafından yapılan başvuru açısından reddetmiştir.
Büyük Daire, Sözleşme’nin 2. ve 3. maddelerinin usul yönüyle ilgili şikâyetlerin, Hükümet karşıtı gösterilere karşı 13 ve 14 Haziran 1990 tarihinde silah kullanılarak bastırma konusuna ilişkin soruşturmayla ilgili olduğuna ve bu bastırmanın, birinci başvuranın eşinin hayatına mâl olduğuna ve ikinci başvuranın fiziksel bütünlüğüne müdahale teşkil ettiğine karar vermiştir. Soruşturma söz konusu olaylardan kısa bir süre sonra 1990 yılında başlamış ve diğerlerine ilaveten, soruşturma tedbirlerinin alınmasına yol açmıştır. Söz konusu soruşturmanın asıl amacı ise, birinci başvuranın eşinin de aralarında bulunduğu silahla öldürülen kurbanların tespit edilmesi olmuştur.
Tetikleyici olay ile Sözleşme’nin Romanya’da yürürlüğe girmesi arasında dört yıl geçmiştir. Bu süre oldukça kısadır. Belirtilen süre on yıldan ve Mahkeme tarafından benzer davalarda incelenen[1] söz konusu sürelerden daha kısadır. Ayrıca, yargılamaların çoğunluğu ve en önemli usuli tedbirler, kritik tarihten sonra gerçekleştirilmiştir.
Mahkeme sonuç olarak, birinci ve ikinci başvuran tarafından Sözleşme’nin 2. ve 3. maddelerinin usul yönü kapsamında ileri sürülen şikayetleri, söz konusu şikâyetlerin Sözleşme’nin Romanya’da yürürlüğe girdiği tarih olan 20 Haziran 1994 tarihinden sonra mevcut davada yürütülen ceza soruşturmalarıyla ilgili olması koşuluyla, zaman bakımından inceleme yetkisi bulunduğunu kaydetmiştir.
Madde 35 § 1: Daire, -ikinci başvuranın suç duyurusunu izin verilen yasal süre geçtikten sonra ilgili makamlara sunduğu iddiasını taşıyan- itirazın, Sözleşme’nin 3. maddesinin usul açısından ihlal edildiği iddiasını taşıyan şikayetin esasına ilişkin incelemeyle birleştirilmesi gerektiğini değerlendirerek, söz konusu şikayeti kabul edilebilir olarak beyan etmiştir.
Büyük Daire, ikinci başvurana düşen özen hususunun, iç hukuk sisteminde suç duyurusunda bulunma sürecinde yaşanan herhangi bir gecikme ile yakından alakalı olduğunu değerlendirmiştir. Bu görüşler, birlikte ele alındığında, Sözleşme’nin 35 § 1 maddesi uyarınca altı ay kuralına uyulmaması iddiasını taşıyan bir itiraz olarak kabul edilebilir.
Başvuranın, kendisi gibi suç duyurusunda bulunmadan önce yıllarca bekleyen diğer birçok mağdurla paylaştığı hassasiyet ve güçsüzlük duygusu, 1990 ve 2001 yılları arasında harekete geçmemesi bakımından makul ve kabul edilebilir bir açıklama teşkil etmiştir. Bu nedenle başvuranın bu hususta özenli davranma görevini yerine getiremediği söylenemez.
Üstelik birçok unsur, 13 Haziran 1990 tarihinde ve ertesi gece işlenen suçların en azından bazı mağdurlarının isimlerinin yetkililerce bilindiğini ya da herhangi bir zorluk yaşanmadan öğrenilebileceğini göstermiştir. Belirtilen koşullar altında, ikinci başvuranın şikâyetini sunmakta gecikmesi hususunun, soruşturmanın etkinliğinin dikkate alınmamasını sağlayabileceği sonucuna varılamaz. Zaten, başvuranın şikâyeti, 13 ile 15 Haziran 1990 tarihinde yaşanan olayların çok sayıdaki mağdurlarıyla ilgili olan soruşturma dosyasına eklenmiştir. Askeri savcılık tarafından 29 Nisan 2008 tarihinde verilen kararda binden fazla mağdurun ismi yer almıştır. Dolayısıyla, soruşturma tamamen istisnai koşullar altında başlatılmıştır.
Ayrıca, 2001 yılından sonra, ikinci başvuranın şikâyeti ve her yıl bizzat savcılığa giderek soruşturmadaki ilerlemeyi sormak amacıyla sunduğu bilgi edinmeye yönelik talebi ile bağlantılı olarak ikinci başvuran ile yetkililer arasında etkili bir iletişim olmuştur. Buna ek olarak, soruşturmanın ilerlediğini gösteren somut belirtiler olmuştur.
Soruşturmada 2001 yılından sonra yaşanan gelişmeler, soruşturmanın kapsamı ve karmaşıklığı dikkate alındığında, başvuran, şikâyetini ulusal mercilere ilettikten sonra, soruşturmaya yönelik tedbirlerin ilerlediği yönünde gerçekçi bir ihtimal bulunduğu sürece, mantıklı bir şekilde soruşturmanın etkin olduğuna inanabilir ve uygun bir şekilde sonucunu bekleyebilirdi.
İkinci başvuran, savcılık yetkililerine suç duyurusunda bulunduğu tarihin üzerinden yedi yıldan uzun bir süre geçtikten sonra 25 Haziran 2008 tarihinde başvurusunu Mahkemeye iletmiştir. Söz konusu zamanda soruşturma halen devam etmekteydi ve soruşturmaya yönelik önlemler alınmıştı. En azından başvuranın Mahkemeye başvuruda bulunduğu tarihe kadar geçerli olan yukarıda belirtilen gerekçelerle, ikinci başvuran çok uzun bir süre beklemesi nedeniyle eleştirilemez. Ayrıca, başvuranın davasında ulusal düzeyde nihai karar 9 Mart 2011 tarihinde verilmiştir. Bu nedenle, başvuru yasal süre sınırı dışında yapılmamıştır.
Sonuç: ön itiraz reddedilmiştir (üç oya karşı on dört oyla)
Madde 2 ve madde 3 (usul açısından): 1990 yılının Haziran ayında yaşanan olaylardan kısa bir süre sonra, yetkililerce resen bir ceza soruşturması başlatılmıştır. En başından itibaren birinci başvuranın eşinin ve diğer kişilerin silahla öldürülmesiyle ilgili olarak yürütülen söz konusu soruşturma, birinci başvuran açısından halen devam etmekteydi. Soruşturmanın ikinci başvuran ve 37 adet üst düzey sivil ve askeri personeli kapsayan kısmı, Yüksek Temyiz ve Adalet Mahkemesince verilen 9 Mart 2011 tarihli kararla sonlandırılmıştır.
Mahkemenin zaman bakımından yetkisi, soruşturmanın sadece Sözleşme’nin Romanya’da yürürlüğe girdiği 20 Haziran 1994 tarihinden sonra gerçekleştirilen söz konusu kısmının Mahkeme tarafından değerlendirilmesine olanak vermiştir.
Tarafsızlık hususuyla ilgili olarak, soruşturma, sanıklar gibi, aralarında askeri hiyerarşi kapsamında bağlılık ilişkisi bulunan görevliler olan askeri savcılara verilmiştir. Söz konusu tespit, Mahkemenin daha önce Romanya aleyhine açılan davalarda Sözleşme’nin 2. ve 3. maddelerinin usul açısından ihlal edildiği sonucuna varmasına yol açmıştır.
Soruşturmanın hızı ve yeterliliği hususuyla ilgili olarak, soruşturma birinci başvuran açısından toplamda 23 yıldan uzun süredir; Sözleşme’nin Romanya’da kabul edildiği tarihten itibaren ise 19 yıldan uzun süredir devam etmiştir. İkinci başvuran açısından ise soruşturma, açıldığı tarihten 21 yıl sonra ve ikinci başvuranın şikâyetini resmi olarak sunması ve şikâyetin soruşturma dosyasıyla birleştirilmesinden 10 yıl sonra verilen 9 Mart 2011 tarihli kararla sonlandırılmıştır. Mahkeme, davanın inkâr edilemez şekilde karmaşık olduğunu kabul etmekle birlikte, Hükümet tarafından atıfta bulunulan siyasi ve toplumsal hususların bu kadar uzun bir süreyi gerekçelendiremeyeceğini değerlendirmiştir. Aksine, belirtilen hususların Romanya toplumu açısından önemi, herhangi bir gizli anlaşmanın ya da hukuki olmayan fiillere yönelik toleransın ortaya çıkmasının engellenmesi amacıyla yetkililerin davayla ivedilikle ve ertelemeden ilgilenmelerine sebep olmalıydı.
Ancak, soruşturmada ilk başvuranla ilgili olarak uzun süre herhangi bir faaliyette bulunulmamıştır. Ayrıca, ulusal yetkililerin kendileri bile soruşturmada birçok kusur bulmuşlardır.
Buna ek olarak, ikinci başvuranın maruz kaldığı şiddete ilişkin soruşturma, 17 Haziran 2009 tarihinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonlandırılmış olup, söz konusu karar şikâyetin iletildiği tarihten 10 yıl sonra 9 Mart 2011 tarihinde onanmıştır. Ancak, belirtilen uzun süreye ve ikinci başvuranla ilgili olarak gerçekleştirilen soruşturmaya yönelik eylemlere rağmen, bu kararların hiçbiri, başvuranın ve diğer kişilerin Devlet televizyonu genel merkezinde maruz kaldıklarını iddia ettikleri kötü muamele koşullarının tespit edilmesinde başarılı olamamıştır. Soruşturmanın bu kısmı, esasen cezai sorumluluğa yönelik zamanaşımı süresi nedeniyle sonlandırılmıştır. Ancak, mevcut davada olduğu gibi yetkililerin eylemsizliğinden dolayı cezai sorumluluğa yönelik zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle bir soruşturmanın sonlandırılması durumunda, Sözleşme’nin 2. ve 3. maddelerinden doğan usuli yükümlülüklerin yerine getirildiği söylenemez.
Soruşturma kapsamında görevli yetkililerin, sorumluların tespit edilmesi ve cezalandırılmasını sağlayabilecek tüm tedbirleri almadıkları görülmektedir.
Kurbanların akrabalarının yargılamalara dâhil edilmelerine yönelik yükümlülük ile ilgili olarak, birinci başvuran, eşini öldürmekle suçlanan kişilerin mahkemeye sevk edilmesine ilişkin 18 Mayıs 2000 tarihli karar öncesinde soruşturmadaki ilerlemeyle ilgili bilgilendirilmemiştir. Ayrıca, olaylardan yaklaşık olarak 17 yıl sonra 14 Şubat 2007 tarihinde birinci başvuranın ifadesi ilk kez savcı tarafından alınmıştır. Bununla birlikte, Yüksek Temyiz ve Adalet Mahkemesinin 17 Aralık 2007 tarihli kararının ardından, birinci başvuran soruşturmada yaşanan gelişmelere ilişkin olarak hiçbir şekilde bilgilendirilmemiştir. Bu nedenle Mahkeme, başvuranın soruşturmaya dâhil edilmesindeki menfaatlerinin yeterince korunduğuna ikna olmamıştır.
Dolayısıyla, yukarıda belirtilen hususlar ışığında, birinci başvuran Sözleşme’nin 2. maddesinin gerektirdiği üzere etkin soruşturmadan faydalanamamıştır. İkinci başvuran ise 3. madde çerçevesinde etkin soruşturmadan yoksun bırakılmıştır.
Sonuç: 2. madde –usul açısından- ihlal edilmiştir (bir oya karşılık on altı oyla); 3. madde –usul açısından- ihlal edilmiştir (üç oya karşılık on dört oyla).
Madde 41: Manevi tazminat olarak birinci başvurana 30.000 avro ve ikinci başvurana 15.000 avro ödenmesine karar verilmiştir.
Mahkeme ayrıca, üçüncü başvuranla ilgili olarak (1989 yılının Aralık ayında gerçekleşen hükümet karşıtı gösterilere yönelik şiddetli baskı esnasında yaralanan bireyleri ve söz konusu olaylar esnasında hayatını kaybedenlerin akrabalarını bir araya getiren bir dernek olan “21 Aralık 1989” Derneği) , dava konusu yargılamaların aşırı uzun sürdüğüne hükmederek, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir.
(Ayrıca bk. Janowiec ve Diğerleri / Rusya [BD], 55508/07 ve 29520/09, 21 Ekim 2013, 167 sayılı Bilgi Notu)
[1] Diğer davalara ilaveten, Şandra ve Diğerleri / Romanya, 22465/03, 8 Aralık 2009, 125 sayılı Bilgi Notu
Full & Egal Universal Law Academy