Montoya /Fransa – 62170/10 - 23.1.2014 tarihli Karar [5. Bölüm]
Olay ve Olgular – 1942 yılında Cezayir’de doğan başvuran, yerel Arap ve Berberi halkına uygulanan yerel-hukuk sivil statüsünün aksine, Avrupa asıllı kişilere uygulanan olağan sivil statüsüne sahiptir. Başvuran, Cezayir savaşı esnasında, Fransız ordusunun bir birimine katılmıştır. Cezayir bağımsızlığını kazanınca, başvuran Fransa’ya dönmüş ve ülkesine geri dönen sivil düzensiz birliklerin eski mensuplarına ve benzer gruplara ödenen “takdir tazminatı” (allocation de reconnaissance) için idari makamlara başvuruda bulunmuştur. Başvuranın talebi, “ülkesine geri dönen Avrupa asıllı bir kişi” olması nedeniyle, 2004 yılının Kasım ayında reddedilmiştir. Başvuranın itirazları bir sonuç vermemiştir.
Hukuki Değerlendirme – Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi ile birlikte ele alındığında 14. madde: Cezayir’de görev yapan düzensiz sivil birliğin eski bir üyesi olan ve 60 yaşının üzerinde bulunan, Fransız vatandaşlığına sahip olan ve Fransa’da ikamet eden başvuran, ülkesine geri gönderilmeden önce olağan sivil statüsü yerine yerel-hukuk sivil statüsüne sahip olsaydı, tazminatı almak için “uygulanabilir” bir hakka sahip olurdu. Fransız mahkemeleri, daha önce görülen bir davada, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca, söz konusu tazminatı mülkiyet olarak nitelendirmişlerdir. Başvuranın menfaatleri, belirtilen hükmün ve aynı hüküm tarafından güvence altına alınan mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesi hakkının kapsamında yer almıştır. Söz konusu hüküm ve hak, Sözleşme’nin 14. maddesini uygulanabilir kılmak için yeterli olmuştur.
Başvuranın şikâyette bulunduğu, yerel-hukuk sivil statüsüne sahip olan ile olağan sivil statüsüne sahip olan yardımcı birliklerin eski mensupları arasında yapılan muamele farklılığı, yardımcı birliklerin eski mensupları olan Arap ve Berberi asıllı kişiler ile Avrupa asıllı kişilerin arasında yapılan bir ayrımı ortaya çıkarmıştır. Söz konusu ayrımın uygulandığı kişilerin ortak noktası, hepsinin daha önce Fransız yetkililerinin Cezayir savası esnasında başvurduğu, düzensiz birliklerin eski mensupları olmaları ve savaşın sonunda Fransa’ya geri dönen kişiler olmalarıydı. Avrupa, Arap ya da Berberi asıllı olsunlar, söz konusu insanlar, ülkeleri için yaptıkları fedakârlıkların –Fransa’nın da ayrım yapmadan tüm hepsine savaş gazisi ünvanı vermesiyle kabul ettiği bir durum- ve maruz kaldıkları sıkıntının Fransa tarafından tanınması ile ilgili talepleri açısından benzer durumdaydılar.
Yasama meclisi, maruz kaldıkları bazı zorlukları ve sıkıntıları dikkate alarak, yardımcı birliklerin Arap ve Berberi asıllı eski mensuplarının özel yardım almaları amacıyla ek önlemler alınmasının gerekli olduğunu değerlendirmiştir. Fransa, yardımcı birliklerin Arap ve Berberi asıllı eski mensuplarının fedakârlıklarını ve sıkıntılarını kabul etmenin meşru olduğunu düşünmekte haklıydı. Ayrıca, takdir tazminatının, yardımcı birliklerin Arap ve Berberi asıllı eski mensuplarının fedakârlıklarının ve maruz kaldıkları sıkıntıların Fransa tarafından tanınmasına yönelik araçlardan sadece biri olduğu belirtilip, konunun gerektirdiği kadarıyla Fransız yetkililere sağlanan takdir yetkisi dikkate alındığında, belirtilen hedefe ulaşmak amacıyla yardımcı birliklerin Arap ve Berberi asıllı eski mensuplarına mahsus bir tazminatın sağlanması orantısız olmamıştır. Bu nedenle, söz konusu muamele farklılığının, tarafsız ve makul gerekçeden yoksun olduğu değerlendirilemez.
Anayasa Konseyi, 2011 yılının Şubat ayında, söz konusu mevzuatın bir kısmının Anayasa’ya aykırı olduğunu açıklamıştır. Dolayısıyla, Conseil d’État (Danıştay) tarafından Mart 2013 tarihli kararda gözlemlendiği üzere, yerel-hukuk statüsüne sahip olan yardımcı birliklerin eski mensuplarına ödenen tazminat avantajına yapılan kısıtlama, Anayasa Konseyinin kararının yayınlandığı tarih olan 2011 yılının Şubat ayından itibaren geçerli olmak üzere kaldırılmıştır. Ancak, Anayasa Konseyinin kararı ve söz konusu kararın geleceğe yönelik sonuçları, Mahkeme’nin belirtilen karardan önce değerlendirdiği bir durumla ilgili olan kararını hiçbir şekilde değiştirmemiştir.
Sonuç: ihlal yok (oy birliğiyle)
Full & Egal Universal Law Academy