AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
MORAL VE DİĞERLERİ / TÜRKİYE
(Başvuru no. 49867/17 ve diğer 31 başvuru)
İHLAL KARARI
STRAZBURG
18 Ekim 2022
İşbu karar kesinleşmiş olup; bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Moral ve Diğerleri/Türkiye davasında,
Başkan,
Branko Lubarda,
Hakimler,
Jovan Ilievski,
Diana Sârcu,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine ilgili bilgileri ekteki tabloda verilen 32 Türk vatandaşının (“başvuranlar”) Mahkemeye, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca, çeşitli tarihlerde yapmış oldukları başvuruları;
Tutukluluk halinin hukuka uygunluğuna ve uzunluğuna, suç işlendiğine dair makul şüphenin bulunmadığı iddiasına, başvuranların yakalanma nedenleri ve haklarındaki herhangi bir suçlamaya ilişkin hemen bilgi sağlanmadığı iddiasına ve ayrıca tutukluluğun hukuka uygunluğuna ilişkin yargısal denetimin etkisizliğine ve tazminat elde edecek bir yol bulunmamasına ilişkin şikâyetlerin, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) tebliğ edilmesine ve başvuruların geri kalanının kabul edilemez olduğunun beyan edilmesine ilişkin kararı;
Tarafların beyanlarını,
Hükümetin başvuruların bir komite tarafından incelenmesine karşı itirazlarını reddeden kararı dikkate alarak;
27 Eylül 2022 tarihinde gerçekleştirilen kapalı müzakereler sonrasında,
aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir.
DAVA KONUSU
1. Somut başvurular esas olarak başvuranların 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrasında, Türk yetkililerce Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) olarak tanımlanan ve darbe girişiminin arkasında olduğu değerlendirilen bir örgüte üye oldukları şüphesiyle yakalanmaları ve tutuklanmalarıyla ilgilidir (darbe sonrası ortaya çıkan olaylara ilişkin olarak, davalı Hükümet tarafından ilan edilen olağanüstü hal ve daha sonra Avrupa Konseyi Genel Sekreterine sunulan derogasyon bildirimi ile olağanüstü halin ilanından sonra mevzuata ilişkin yaşanan gelişmeler de dahil olmak üzere daha fazla bilgi Baş/Türkiye, no. 66448/17, §§ 6-14 ve §§ 109-110, 3 Mart 2020 kararında bulunmaktadır). 17209/19 ve 28696/19 no.lu başvurulardaki başvuranlar hariç olmak üzere, tüm başvuranlar, söz konusu dönemde farklı tür ve/veya derece mahkemelerinde adli yargı hakimi olarak görev yapmaktaydılar. Diğer iki başvuran ise yakalanıp tutuklanmadan önce yargısal görevlerinden ihraç edilmişlerdi.
2. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 16 Temmuz 2016 tarihinde, diğer şahıslara ilaveten, FETÖ/PDY mensubu olduğundan şüphelenilen yargı içerisindeki kişiler hakkında ceza soruşturması başlatmıştır. Daha sonra, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), çeşitli tarihlerde, aralarında bazı başvuranların da bulunduğu binlerce hakim ve savcı hakkında, darbe girişimini azmettiren terör örgütüne üye oldukları yönünde kuvvetli şüphe bulunduğu gerekçesiyle, görevden uzaklaştırma kararı vermiştir (söz konusu HSYK kararına ilişkin daha fazla ayrıntı Baş, anılan karar, §§ 15-21 ve Turan ve Diğerleri/Türkiye, no. 75805/16 ve diğer 426 başvuru, §§ 13-15, 23 Kasım 2021 kararlarında yer almaktadır). HSYK’nın 16 Temmuz 2016 tarihli görevden uzaklaştırma kararında; diğer kişilere ilaveten, başvuranlardan biri hakkında (61373/17 no.lu başvuru sahibi başvuran), tayin edilmesine ilişkin karar sonrasında sağlık gerekçesiyle görevine devam etmemesi nedeniyle (bu durum HSYK tarafından tayin kararını protesto amaçlı örgütsel bir faaliyet olarak değerlendirilmiştir), 2015 yılında başlatılan disiplin soruşturmasına atıfta bulunulmuştur.
3. Başvuranlar, esasen Ceza Kanunu’nun 314. maddesinde düzenlenen bir suç olan FETÖ/PDY üyesi oldukları şüphesiyle, çeşitli tarihlerde yakalanarak tutuklanmışlardır (bk. Baş, yukarıda anılan, § 58). Tutuklama kararlarında, özellikle, başvuranların, darbe girişimini azmettiren örgüte üye oldukları gerekçesiyle hakimlik veya savcılık mesleğinden uzaklaştırılmalarına veya yetkilerinin alınmasına dayanılmıştır. Bazı başvuranlar yönünden ise ByLock mesajlaşma sisteminin kullanılmasına delil olarak dayanılmıştır. Başvuranların, suç işlediklerine yönelik makul şüphe bulunmadığı iddiası da dahil olmak üzere, tutukluluk hallerine karşı yaptıkları itirazlar, Anayasa Mahkemesi tarafından da olmak üzere reddedilmiştir (karşılaştırınız, gerekli değişikliklerle, Turan ve Diğerleri, yukarıda anılan, §§ 22-27).
4. Taraflarca verilen son bilgilere göre, başvuranların birçoğu ilk derece mahkemeleri tarafından terör örgütü üyeliği suçundan mahkum edilmiş, bazıları ise beraat etmiştir. Genel olarak temyiz yargılamalarının halen devam ettiği anlaşılmaktadır.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
KARARLARIN BİRLEŞTİRİLMESİ5. Mahkeme, başvuruları, konu bakımından benzer olmaları sebebiyle, tek bir karar kapsamında birleştirerek incelemeyi uygun görmektedir.
SÖZLEŞME’NİN 5 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA6. Başvuranlar, Sözleşme’nin 5 § 1 (c) maddesi anlamında, tutuklama gerektiren bir suç işlediklerine dair makul şüpheye yol açabilecek nitelikte belirli bir delil bulunmadığı konusunda şikayet etmişlerdir.
7. Hükümet, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesi kapsamındaki tazminat yolunu kullanmayan başvuranlar ile tazminat alan ve tazminat davaları derdest olan başvuranlar yönünden, Mahkemeden bu şikayetin kabul edilemez olduğuna karar vermesini talep etmiştir. Hükümet ayrıca Mahkemeden, başvuranların, başvurularını yaptıktan sonra, davalarındaki gelişmeler hakkında Mahkeme’yi bilgilendirmemeleri nedeniyle, bireysel başvuru hakkının kötüye kullanılması kapsamında başvuruları kabul edilemez bulmasını talep etmiştir.
8. Mahkeme, benzer itirazların Türkiye hakkındaki diğer davalarda halihazırda reddedildiğini (bk. örneğin, Baş, yukarıda anılan, §§ 118-121 ve Turan ve Diğerleri, yukarıda anılan, §§ 57-64) ve somut davada söz konusu tespitlerden ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmadığını kaydetmiştir. Bu nedenle Mahkeme, söz konusu şikâyetin Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve başka herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesiyle de bağdaşmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla, şikâyetin kabul edilebilir olduğu beyan edilmelidir.
9. Mahkeme, başvuranların tutukluluk halinin sadece HSYK’nın görevden uzaklaştırma kararlarına ve/veya başvuranların ByLock mesajlaşma sistemini kullandıklarına dair bilgilere dayalı olduğunu belirtmiştir. Mahkeme halihazırda, yerel mahkemelerin başvuranların tutuklanmasına karar verirken dayandıkları bu gerekçelerden hiçbirinin Sözleşme’nin 5 § 1 (c) maddesi anlamında başvuranlara atfedilen suçlar bakımından “makul şüphe” oluşturacak nitelikte olmadığını tespit etmiştir (karşılaştırınız, sırasıyla Baş, yukarıda anılan, §§ 170-195 ve Akgün/Türkiye, no. 19699/18, §§ 151-185, 20 Temmuz 2021). Ayrıca, HSYK kararında adı geçen başvuran hakkında yürütülen disiplin soruşturmasıyla ilgili olarak (bk. yukarıda § 2), Hükümet söz konusu soruşturmanın temelinde yatan eylemin bu haliyle FETÖ/PDY üyeliğini gösterebileceği ve böylece ilgili başvuranın tutuklanması kararına yol açan şüphenin temelini oluşturabileceği sonucunu destekleyecek argümanlar sunmamıştır (karşılaştırınız, gerekli değişikliklerle, Baş, yukarıda anılan, § 188).
10. Başvuranların tutuklandıkları dönemde, objektif bir gözlemciyi, başvuranların kendilerine atfedilen suçu işledikleri konusunda ikna etmeye yeterli başka herhangi bir bilgi veya delil bulunmadığı dikkate alındığında, Mahkeme yukarıda adı geçen davalarda yaptığı tespitlerinden ayrılmayı gerektiren bir durum olmadığını değerlendirerek, Sözleşme’nin 5 § 1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkeme ayrıca, başvuranların, somut davada Sözleşme’nin 5. maddesinin yorumlanması ve uygulanmasında kesinlikle dikkate alınması gereken bağlamsal bir faktör olan darbe girişiminden -yani Türkiye’nin olağanüstü hal ilanına ve derogasyon bildiriminde bulunmasına neden olan olaydan- kısa bir süre sonra tutuklanmalarına karşın, söz konusu önlemin, durumun kesinlikle gerektirdiği bir önlem olduğunun söylenemeyeceği kanısındadır (karşılaştırın, yukarıda anılan Baş, §§ 115116 ve §§ 196-62 ve yukarıda anılan Turan ve Diğerleri, § 201).
DİĞER ŞİKÂYETLER11. Sözleşme’nin 5 §§ 1, 2, 3, 4 ve 5 maddesi kapsamındaki diğer şikâyetlere ilişkin olarak, Mahkeme, yukarıdaki 5 § 1 maddesi kapsamındaki bulguları ve Turan ve Diğerleri (yukarıda anılan, § 98) davasındaki değerlendirmeleri ışığında, bu şikâyetleri incelememeye karar vermiştir.
SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
12. Başvuranlar, çeşitli miktarlarda manevi tazminat talep etmişlerdir. Ayrıca başvuranların çoğu, esas olarak ihraç edilmelerinden kaynaklanan kazanç kayıplarına tekabül eden maddi tazminat ile yerel mahkemeler ve Mahkeme önünde yapılan yasal masraf ve giderleri talep etmişlerdir.
13. Hükümet bu tazminat taleplerini dayanaksız ve aşırı bularak itiraz etmiştir.
14. Mahkeme, Turan ve Diğerleri (yukarıda anılan, §§ 102-107) kararında yer verilen gerekçelerle, maddi tazminata dair talepleri reddederek, yansıtılabilecek her türlü vergi hariç olmak üzere, manevi zarar ile masraf ve giderler karşılığında her bir başvurana kişi başı toplamda 5.000 avro ödenmesine karar vermiştir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
Başvuruların birleştirilmesine;Başvuranların tutuklandıkları dönemde suç işlediklerine dair makul şüphe bulunmadığı iddiasına ilişkin Sözleşme’nin 5 § 1 maddesi kapsamındaki şikayetin kabul edilebilir olduğuna;Başvuranların tutuklandıkları dönemde suç işlediklerine dair makul şüphe bulunmaması nedeniyle Sözleşme’nin 5 § 1 maddesinin ihlal edildiğine;Başvuranların Sözleşme’nin 5. maddesi kapsamındaki diğer şikayetlerinin kabul edilebilirliği ve esası hakkında inceleme yapılmasına gerek olmadığına;(a) Davalı Devlet tarafından, başvuranların her birine, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin para birimine çevrilmek ve yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, üç ay içinde manevi tazminat olarak ve masraf ve giderler için 5.000 avro (beş bin avro) ödenmesine;
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz uygulanmasına;
Başvuranların adil tazmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesine karar vermiştir.İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup; Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca 18 Ekim 2022 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Branko Lubarda
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
EK
Dava Listesi:
No.
Başvuru no.
Dava adı
Başvuru tarihi
Başvuran
Doğum tarihi
Temsil eden kişi
Tutuklandığı dönemde başvuranın konumu
Tutuklandığı dönemde dayanılan delil
1.
49867/17
Moral/Türkiye
28 Nisan 2017
Nurullah MORAL
9 Mart 1990
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
ByLock mesajlaşma sistemi
HSYK kararı
2.
61373/17
Duran/Türkiye
19 Nisan 2017
Bekir DURAN
23 Şubat 1972
İhsan MAKAS
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
3.
21859/18
Şahin/Türkiye
17 Nisan 2018
Mesut ŞAHİN
6 Ekim 1972
Hakan ÇELİKKESER
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
4.
3933/19
Önay/Türkiye
4 Aralık 2018
Adem ÖNAY
20 Şubat 1973
Muhammet GÜNEY
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
5.
9498/19
Fırat/Türkiye
7 Şubat 2019
Ercan FIRAT
4 Ocak 1973
İrem TATLIDEDE
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
6.
11767/19
Z.E./Türkiye
21 Şubat 2019
Z.E.
21 Mayıs 1974
Ebubekir RENK
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
7.
15183/19
Çifçi/Türkiye
28 Şubat 2019
Alim ÇİFÇİ
17 Şubat 1990
Hilal YILDIZ ÇİFÇİ
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
8.
15900/19
Kara/Türkiye
11 Mart 2019
Hatice KARA
5 Ocak 1968
Ahmet KARA
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
9.
16418/19
Acar/Türkiye
1 Mart 2019
Neşe ACAR
4 Ocak 1983
Karar Koray ATAK
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
10.
17209/19
Balkan/Türkiye
5 Mart 2019
Servet BALKAN
15 Kasım 1990
Mehmet Fatih İÇER
Eski hakim
HSYK kararı
11.
17330/19
Turan/Türkiye
25 Mart 2019
Nusret TURAN
18 Mart 1985
Hanifi BAYRI
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
ByLock mesajlaşma sistemi
HSYK kararı
12.
17479/19
Üre/Türkiye
26 Mart 2019
Mehmet ÜRE
15 Aralık 1987
Hanifi BAYRI
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
13.
18428/19
Yakar/Türkiye
14 Mart 2019
Ahmet Gazi YAKAR
18 Aralık 1980
Arif Nazif AYDIN
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
14.
18777/19
Doğanay/Türkiye
20 Mart 2019
Aykut DOĞANAY
20 Temmuz 1987
İrem TATLIDEDE
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
15.
19105/19
Çelebi/Türkiye
21 Mart 2019
Mehmet ÇELEBİ
1 Mart 1972
Tarık Said GÜLDİBİ
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
16.
20084/19
İkibaş/Türkiye
25 Mart 2019
Türker İKİBAŞ
1 Aralık 1974
Ayça Beyza İKİBAŞ
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
17.
20713/19
Çınar/Türkiye
2 Nisan 2019
İbrahim ÇINAR
5 Mart 1970
Mehmet ÖNCÜ
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
18.
21193/19
Şahin/Türkiye
12 Nisan 2019
Hasan ŞAHİN
1 Haziran 1973
Hilal YILMAZ PUSAT
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
19.
21948/19
Bayar/Türkiye
3 Nisan 2019
Bayram BAYAR
20 Kasım 1975
Özcan AKINCI
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
20.
22682/19
Çakmak/Türkiye
11 Nisan 2019
Mehmet ÇAKMAK
18 Mart 1978
Ömer Faruk ERGÜN
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
21.
22727/19
Kalkan/Türkiye
19 Nisan 2019
Nurullah KALKAN
10 Haziran 1982
Ayşe Sümeyye BEKLEYEN
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
22.
24620/19
Öcal/Türkiye
24 Nisan 2019
Ceyhun ÖCAL
25 Mayıs 1984
Oktay AYDOĞDU
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
23.
24753/19
Güngör/Türkiye
29 Nisan 2019
Orhan GÜNGÖR
3 Haziran 1971
Muhammet GÜNEY
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
24.
25250/19
Say/Türkiye
6 Mayıs 2019
Kadir SAY
7 Ağustos 1980
Muhammet GÜNEY
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
25.
28696/19
Kiziroğlu/Türkiye
3 Mayıs 2019
Akif KİZİROĞLU
15 Ağustos 1980
Eski hakim
ByLock mesajlaşma sistemi
26.
29315/19
Yoncalık/Türkiye
10 Mayıs 2019
Feyyaz YONCALIK
5 Nisan 1975
Tarık Said GÜLDİBİ
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
27.
32274/19
Türkel/Türkiye
28 Mayıs 2019
Adem TÜRKEL
10 Şubat 1976
Tarık Said GÜLDİBİ
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
28.
35475/19
Çolak/Türkiye
17 Haziran 2019
Mustafa Kamil ÇOLAK
6 Nisan 1980
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
29.
36545/19
Güney/Türkiye
17 Haziran 2019
Kenan GÜNEY
1 Ocak 1973
Muhammet GÜNEY
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
30.
40854/19
Duran/Türkiye
22 Temmuz 2019
Mustafa DURAN
10 Nisan 1970
Hakan Gökay SARIOĞLU
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
31.
41022/19
Varol/Türkiye
29 Temmuz 2019
Levent VAROL
24 Haziran 1981
Clemens LAHNER
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
32.
41361/19
Güzeltaş/Türkiye
26 Temmuz 2019
Gülşah GÜZELTAŞ
16 Nisan 1982
Adli yargı hakimi veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı