2000 yılında, Paris Asliye Mahkemesi’nde görevli yargıçlar, Yargıç M.’nin durumunu incelemek için Paris’te genel bir toplantı gerçekleştirmişlerdir. Basın, Adalet Bakanı’nın soruşturma yaptığı ve içinde düzensizlikler bulunan Scientology Kilisesi’ne ilişkin bir dosyayı Yüksek Yargı Kurulu’na sunduğu konusunda açıklama yapmıştır. Başvuran, taraflardan biri adına hareket etmektedir. Bir kaç ay sonra, başvuran ve iş arkadaşlarından biri, başvuranın, dul kalan eşini temsil ettiği Yargıç Borrel’ın ölümüne ilişkin olarak yürütülen soruşturmayla bağlantılı olarak Adalet Bakanı’na bir mektup yollamışlardır. Adalet Bakanı’na “yargıçlar M. ve L.L.’nin tarafsızlık ve bağlılık ilkelerine tamamen aykırı davrandıklarına” ilişkin şikâyet ettiklerini ve Adli Denetim Kurulu tarafından “adli soruşturmalar çerçevesinde ortaya çıkan birçok probleme” ilişkin soruşturma başlatılmasını talep ettiklerini belirtmişlerdir. Bir sonraki gün, Le Monde gazetesi, Bayan Borrel’in avukatının Adalet Bakanı önünde yargıç M. hakkında “şiddetle” şikâyetçi olduğunu belirten bir yazı yayınlamıştır. Yargıç M.’nin başvuran ve iş arkadaşı tarafından, diğerleri arasında, “tarafsızlık ve bağlılık ilkelerine tamamen aykırı hareket etmekle” ve “kendinden sonra görevlendirilen yargıca yargılama işlemlerine ilişkin bilgileri iletmeyi ihmal etmekle” suçlandığı belirtilmiştir. Söz konusu iki yargıç, devlet memuruna hakaret ettikleri iddiasıyla Le Monde gazetesinin yazı işleri sorumlusu, yazıyı yazan gazeteci ve başvuran hakkında şikâyetçi olmuşlardır. Başvuran, bir devlet memuruna hakaret edilmesi suçuna ortak olmakla yargılanmış ve 4.000 avro para cezasına ve müşterek davalılarıyla birlikte ve ayrı ayrı, yargıçların her birine ödenmek üzere 7,500 avro para cezasına çarptırılmıştır.
11 Temmuz 2013 tarihli kararla, bire karşı altı oyla, Mahkeme bünyesinde bir Daire, 10. maddenin ihlal edildiğine hükmetmiştir. Özellikle, Mahkeme, başvuranın geniş çaplı okuyucu kitlesi olan bir gazetede sorgu yargıcını ve Adalet Bakanı’na yazdıktan sadece bir gün sonra, şikâyetinin sonucunu beklemeksizin yargı sisteminin işleyişini alenen eleştirdiğini belirtmiştir. Yargı sisteminin işleyişinde karşılaşılabilecek olası problemlere karşı halkı uyarmak hedeflenmiş olsa bile (Mahkeme, bu durumun kamu çıkarına ilişkin olduğunu kabul etmektedir), başvuran özellikle düşmanca bir dil kullanmış ve sadece Adalet Bakanı’nı değil aynı zamanda Scientology Kilisesi’ne ilişkin dava hakkındaki şikâyetinin iletildiği daireyi etkileme riskini almıştır. Avukatların da ifade özgürlüğü ve eleştirileri belirli sınırları geçmediği sürece adaletin tecelli etmesi için alenen düşüncelerini açıklama hakları vardır. Bu alanda avukatların büyük rol oynadığı göz önüne alındığında, avukatlardan adaletin tecelli etmesi için katkı sağlamalarını ve bu nedenle halkın adalete olan güveni korumalarını beklemek yerindedir. Mahkeme, başvuranın bu şekilde hareket ederek, avukatların adalet sistemini alenen eleştirirken saygı duymaları gereken sınırları geçecek şekilde davrandığı sonucuna varmıştır. Yazıda yapılan suçlamaların ciddiliği söz konusu bulguyu doğrulamaktadır. Bu nedenle, davanın koşullarında, yerel mahkemeler, söz konusu yorumların ciddi ve yargıç M.’ye hakaret niteliğinde oldukları, -soruşturmanın aylar önce başka bir yargıca havale edildiği göz önüne alındığında- halkın yargı sistemine olan güvenini hafife aldıklarını ve başvuran hakkında mahkûmiyet kararı alınması için yeterli dayanak oluşturdukları konularında ikna olmuştur.
9 Aralık 2013 tarihinde dava, başvuranın talebi üzerine Büyük Daire’ye gönderilmiştir.
(Bk, ayrıca July ve SARL Libération / Fransa, 20893/03, 14 Şubat 2008, Bilgi Notu 105)
Full & Egal Universal Law Academy