17.1.2013 tarihli Karar [5. Daire]
Olaylar ve Olgular – Nisan 1999’da , o sıralarda zorunlu askerlik görevini icra etmekte olan başvuranın oğlu, görev yerinden altı yüz metre uzakta kafasında kurşun yarasıyla ölü bulunmuştur. Ölümün intihar sonucu gerçekleştiği sonucuna varılan cezai soruşturma, yeterince titiz araştırma yapılmadığı gerekçesiyle defalarca tekrarlanmıştır. 2003 yılında eski bir asker, başvuranın oğlunun ölü bulunduğu gece iki astsubayın kendisini ve başvuranın oğlunu azarladıklarını söylemiştir. Askeri kuralları okumaya ve aynı zamanda şınav çekmeye zorlandıkları ayrı odalara götürülmüşlerdir. Belli bir noktada, başvuranın oğlu yere çökmüştür. Bir astsubay ona devam etmesini emretmiş ve başvuranın oğlu devam edemeyince, astsubay onu tekmelemiş ve sırtına vurmuştur. Eski er, misillemeden korktuğu için bu bilgiyi sakladığını ifade etmiştir. 2005 yılında iki astsubaydan biri, başvuranın oğluna kötü muamelede bulunduğunu itiraf etmiştir. Yargılanmış ve askeri rütbesi elinden alınmıştır. Daha sonra kovuşturma zaman aşımına uğradığından diğer astsubayın cezai sorumluluğu düşmüştür. Fakat soruşturma memuru, kişisel olarak başvuranın oğlunu rahatsız etmedikleri ve hiç kimseye bunu yapmaları için talimat vermedikleri için suç kanıtı olmadığı gerekçesiyle astsubaylar aleyhinde cezai yargılama işlemleri başlatmayı reddetmiştir. Başvuranın İçişleri Bakanlığı aleyhinde açtığı davalar hala derdesttir.
Hukuksal Değerlendirme – 2. Madde: Yetkililer bu ölümü en başından beri basitçe intihar olarak kabul etmiş ve ciddi bir şekilde hiçbir alternatif düşünmeden soruşturma boyunca takip etmişlerdir. Aynı zamanda, soruşturmada bulunan çok sayıda çelişki, ihmal ve davanın bazı açıklanamayan yönleri bulguların inandırıcılığını azaltmış ve ilgili yetkililerin iyi niyetine ve doğruyu ortaya çıkartma çabalarının samimiyetine gölge düşürmüştür. Bu nedenle, yerel soruşturma ve adli makamlara göre olayla ilgili bütün gerçekler başvuranın oğlunun intiharına neden olmuştur ve bu gerçeklerin yeterince kesin olarak ortaya çıkartıldığı düşünülemez. Fakat yerel makamlar, söz konusu bulgulardan tatmin olmuştur. Özellikle astsubaylardan birisi aleyhindeki suçlamalar zaman aşımına uğrayana kadar kovuşturmadan kaçmayı başarmıştır. Bu kadar ağır bir suçlamanın zaman aşımına uğramasına izin vermek 2. Madde bağlamında değerlendirilebilecek kadar ciddi bir ihmaldir. Ayrıca soruşturma ağırdan alınmış ve başvuranın yüksek askeri makam aleyhine başlattığı dava karara bağlanmamıştır. Bu nedenle, Devlet yetkililerinin etkin bir şekilde soruşturma yapma yükümlülüklerini yerine getirmiş ve kontrol altındayken gerçekleşen başvuranın oğlunun ölümünü gereğince açıklamış oldukları söylenemez. İntihara neden olan şey askerde olmanın neden olabileceği herhangi bir sinir bozucu durum değil, kötü muameledir. Bu nedenle Devlet ölümden sorumludur.
Son olarak, Ukrayna ordusunda belirsizliklerin varlığını dile getirilen (özellikle, Ukraynalı Ombudsman’ın raporunda ve bazı uluslar arası belgelerde) yaygın endişe göz önüne alındığında, Mahkeme başvuranın oğlunun askeri görevini icra ettiği askeri birlikte kaçınılmaz bir belirsizlik halinin daha geniş bir bağlamda var olduğuna hükmetmemiştir. Orada olan olaylarla ilgili hiyerarşinin bir üst rütbelerinden herhangi bir sorumlu belirlemek yerine, bunu subayların bireysel hatalarıyla sınırlandırmak özellikle yanlıştır. Bu nedenle, Devlet’in kontrol altındayken başvuranın oğlunun hayatını koruma ve ölümünü gereğince açıklama pozitif yükümlülüğü ve olayla ilgili etkin bir soruşturma gerçekleştirme usuli yükümlülüğü ihlal edilmiştir.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
41. Madde: Manevi tazminat olarak 20.000 AVRO; maddi tazminat talebi reddedilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy