Murat Vural / Türkiye - 9540/07 - 21.10.2014 tarihli Karar [II. Bölüm]
Olaylar — Başvuran, 2007 yılında, Kemal Atatürk’ün büstlerine boya döktüğü gerekçesiyle 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun kapsamında suçlu bulunması üzerine, on üç yıl hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Başvuran, yerel mevzuat uyarınca, mahkûmiyet kararının kesinleştiği tarih ile cezasının resmi olarak sona erdiği tarih arasında, seçimlerde oy kullanamamış ve aday olamamıştır. 2013 yılında şartlı olarak tahliye edilmiştir.
Hukuki Değerlendirme — Madde 10: Başvuranın mahkûm edilmesine neden olan eylem, bir ifade şeklidir. Başvuran, iç hukuktaki ceza yargılamaları ve Mahkeme önündeki yargılamalar sırasında, amacının, Atatürk’e karşı olan “sevgisizliğini” ve Kemalist ideolojiye ve bu ideolojinin taraftarlarına karşı duyduğu memnuniyetsizliği ifade etmek olduğunu belirtmiştir. Yerel mahkemeler, başvuranı, vandallıktan değil, Atatürk’ün anısına hakaret etmekten suçlu bulmuşlardır. Bu nedenle, Mahkeme, başvuranın, eylemleri yoluyla ifade özgürlüğü hakkını kullandığı ve hakkındaki mahkûmiyet kararının, verilen hapis cezasının ve söz konusu mahkûmiyet kararı nedeniyle haklarından yoksun bırakılmasının, Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamındaki haklarına yönelik bir müdahale teşkil ettiği sonucuna varmıştır. Söz konusu müdahale, yasayla öngörülmekte ve başkalarının itibar ve haklarının korunması gibi meşru bir amaca hizmet etmektedir.
Mahkeme, ilk olarak, müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığı” konusunda, Kemal Atatürk’ün Türkiye’de bir ikon olduğunu ve Türk Parlamentosunun, Atatürk’ün anısına hakaret ettiği ve Türk toplumunun duygularını zedelediği düşünülen belli davranışları cezalandırmayı tercih ettiğini hatırlatmıştır. Ancak, Mahkeme, iç hukukta öngörülen ve başvurana verilen hapis cezasının aşırı ağır olmasını ilginç karşılamıştır. Mahkeme, başvurana verilen cezanın, ulaşılmak istenen amaçlarla son derece orantısız olduğu ve bu nedenle “demokratik bir toplumda gerekli” olmadığı sonucuna varmıştır.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesi: Başvuran, hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle, on bir yıldan uzun bir süre boyunca oy kullanamamış; bu nedenle, yasada öngörülen ve iki milletvekili seçiminde oy kullanmasına engel olan tedbirden doğrudan etkilenmiştir. Mahkeme, daha önce verdiği kararlarında, hak yoksunluğunun, otomatik olarak ve fark gözetmeksizin uygulandığı, dolayısıyla kabul edilebilir hiçbir takdir yetkisi kapsamına girmediği kanaatine varmıştır. Başvuranın davasında da farklı bir sonuca varmayı gerektirecek herhangi bir neden bulunmamaktadır.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
Madde 41: 26.000 avro manevi tazminata hükmedilmiştir. Maddi tazminat talebi reddedilmiştir.
(ayrıca bk. Söyler / Türkiye, no. 29411/07, 17 Eylül 2013, 166 sayılı Bilgi Notu; Tatar ve Fâber / Macaristan, no. 26005/08 ve 26160/08, 12 Haziran 2012, 153 sayılı Bilgi Notu; Hirst / Birleşik Krallık (no. 2) [BD], no. 74025/01, 6 Ekim 2005, 79 sayılı Bilgi Notu; Başkaya ve Okçuoğlu / Türkiye, no. 23536/94 ve 24408/94, 8 Temmuz 1999)
Full & Egal Universal Law Academy