Mustafa Tunç ve Fecire Tunç / Türkiye -24014/05 – 14.04.2015 tarihli Karar [BD]
Olaylar — Astsubay çavuş Cihan Tunç, 2004 yılı Şubat ayında, askerlik hizmetini ifa ettiği sırada ateşli silah yaralanması neticesinde hayatını kaybetmiştir. Yetkililer tarafından resen adli soruşturma başlatılmıştır. Cumhuriyet savcısı, 2004 yılı Haziran ayında, astsubay çavuşun ölümünden başka birinin sorumlu olduğu yönünde bir tespitte bulunmayı gerektirecek herhangi bir neden bulunmadığı kanaatine vararak, kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Hava Kuvvetleri Komutanlığı, 2004 yılı Ekim ayında, astsubay çavuşun anne ve babası olan başvuranlar tarafından yapılan itirazı kabul etmiş ve savcılık tarafından ek soruşturma açılmasına hükmetmiştir. Savcı, 2004 yılı Aralık ayında soruşturmaları tamamlamış ve dosyayı, talep edilen ek soruşturmaya ilişkin raporla birlikte askeri mahkemeye göndermiştir. Söz konusu raporda, alınan tedbirler belirtilmiş ve mahkemece tespit edilen eksikliklere yanıt verilmiştir. Askeri mahkeme, başvuranların itirazını reddetmiştir. Başvuranlar, yetkilileri, oğullarının ölümü konusunda etkin bir soruşturma yürütmemekle suçlamışlardır. Başvuranlar, diğer hususların yanı sıra, söz konusu tarihte yürürlükte olan mevzuatta, adli merciler, özellikle de davayı inceleyen nihai merci olan askeri mahkeme açısından gerekli tüm bağımsızlık güvencelerinin yer almadığını ileri sürmüşlerdir.
Mahkemenin bir Dairesi, 25 Haziran 2013 tarihli kararıyla (bk. 164 sayılı Bilgi Notu), soruşturmaya ilişkin tedbirlerin ivedi bir şekilde alınıp alınmadığı, yeterli ve kapsamlı olup olmadığı ve ayrıca başvuranların yargılamalara etkin şekilde katılımları konusundaki tespitlerine rağmen, soruşmanın nihai denetiminden sorumlu kurum olan askeri mahkemenin, bu sıfatı itibariyle olması gerektiği gibi bağımsız olmadığı gerekçesiyle, üçe karşı dört oyla, Sözleşme’nin 2. maddesinin usul yönünden ihlal edildiğine hükmetmiştir.
Dava, 4 Kasım 2013 tarihinde, Hükümetin talebiyle Büyük Daireye gönderilmiştir.
Hukuki Değerlendirme — Madde 2 (usul yönünden): Sözleşme’nin 2. maddesi, soruşturmanın bir bütün olarak bağımsızlığı konusunda somut bir inceleme yapılmasını gerektirmektedir. Soruşturmadan sorumlu kişi ve kurumlar, her davanın kendine özgü koşulları ışığında sorumlulukları söz konusu olabilecek kişi ve yapılardan yeterince bağımsız olmalıdır.
Mahkeme, yasal veya kurumsal bağımsızlığın şüpheye açık olduğu hallerde, soruşturmanın bağımsızlığı konusunda daha dikkatli bir inceleme gerçekleştirmelidir. Bu tür durumlarda, doğru yaklaşım, ihtilaf konusu meselenin, soruşturmanın etkinliğine ve ayrıca ölüm olayının koşullarının aydınlatılmasını ve sorumluların cezalandırılmasını sağlama konusundaki yeterliliğine zarar verip vermediğinin ve ne ölçüde zarar verdiğinin incelenmesi olacaktır.
Sözleşme’nin 2. maddesi kapsamındaki usul şartına uyulup uyulmadığı hususu, bazı temel parametrelere göre değerlendirilmektedir. Bunlar arasında; soruşturma tedbirlerinin yeterliliği, soruşturmanın ivediliği, müteveffanın ailesinin katılımı ve soruşturmanın bağımsızlığı yer almaktadır. Bu unsurlar, birbirleriyle bağlantılıdır ve 6. maddede öngörülen bağımsızlık koşulunda olduğu gibi, her biri, ayrı ayrı değerlendirildiğinde, tek başına bir amaca hizmet etmeyecektir.
(a)Soruşturmanın hızlı, yeterli ve kapsamlı olup olmadığı — Söz konusu soruşturma, gereken titizlik gösterilerek yürütülmüş ve çok büyük gecikmeler yaşanmamıştır. Yetkililer, dava konusu olaylarla ilgili delillerin toplanması ve muhafaza altına alınması için yeterince tedbir almışlardır. Tanıkların ifadelerinin alınması konusuyla ilgili olarak, olayların hemen ardından bazı kişilerin ifadeleri alınmıştır. Yetkililerin esas tanıkların ifadelerini almadıkları veya ifadelerin usulüne uygun olarak alınmadığı yönündeki iddiayı destekleyecek herhangi bir delil bulunmamaktadır.
(b)Müteveffanın yakınlarının soruşturmaya katılımı— Başvuranlara, yargılamalara etkin bir şekilde katılımları için gerekli olduğu ölçüde, soruşturma sonucu elde edilen bilgilere erişim hakkı verilmiştir.
(c)Soruşturmanın bağımsızlığı
(i) İddia makamının bağımsızlığı — Soruşturmadan sorumlu askeri savcının, asıl şüpheli şahısla, tesisteki ve İlçe Jandarma Komutanlığındaki ve hatta genel olarak jandarma teşkilatı bünyesindeki jandarma görevlileriyle, ne hiyerarşik ne de başka türlü bir bağı bulunmamaktadır. Ayrıca, askeri savcı, toplanması gereken tüm delilleri toplamıştır.
Mahkeme, savcılık makamı dışındaki soruşturma görevlilerine ilişkin olarak, söz konusu kişiler ile olayla ilgili olabilecek kişiler arasında hiyerarşik bir ilişki bulunmadığını belirtmiştir. Ayrıca, bu kişiler, tüm kontrolü savcının elinde olan soruşturmanın yürütülmesinden de sorumlu değildir. Aynı zamanda, söz konusu soruşturma görevlileri tarafından gerçekleştirilen asıl fiiller, numune alımı veya balistik incelemesi gibi, soruşturmanın belirli yönleriyle ilgilidir.
(ii)Askeri mahkeme tarafından gerçekleştirilen incelemenin bağımsızlığı — Söz konusu tarihte yürürlükte olan düzenlemeler, başvuranların savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına yaptıkları itirazı incelemekle görevli askeri mahkemenin yasal bağımsızlığına gölge düşürmektedir.
Ancak, askeri mahkeme üyelerinin, tesiste bulunan jandarma görevlileriyle veya genel olarak jandarma teşkilatıyla herhangi bir hiyerarşik veya somut bir bağı bulunmamaktadır.
Ayrıca, mahkemenin ve görevli hâkimlerin, ölüm olayına ilişkin gerçekleri aydınlatmaktan kaçındıklarını, sunulan tespitleri sorgulamaksızın kabul ettiklerini veya astsubay çavuşu en son gören kişi hakkında ceza davası açılmasını engellemeye çalıştıklarını gösteren herhangi bir davranışı bulunmamaktadır.
Aksine, mahkeme, öncelikle, başvuranların itirazlarını değerlendirmeye alarak, savcılık tarafından ileri sürülen kaza varsayımının inandırıcılığını test etmek amacıyla ek soruşturma başlatılmasına karar vermiştir. Yerel mahkeme, söz konusu ek tedbirlere dayanarak, başvuranların itirazını nihayetinde reddetmiştir.
Yerel mahkemenin, gerçeklerin tespiti için gerekli soruşturma tedbirlerinin tümümün alınmış olduğuna ve şüpheli aleyhine dava açılmasını gerektirecek yeterli delil bulunmadığına karar vermiş olması, hiçbir şekilde, bağımsızlığının olmadığı anlamına gelemez. Bu anlamda, yetkililerin araç değil sonuç yükümlülükleri bulunmaktadır ve Sözleşme’nin 2. maddesinde, mahkûmiyet kararı verilmesini veya kovuşturma başlatılmasını sağlamak gibi bir haktan bahsedilmemektedir.
(iii)Soruşturmanın bağımsızlığına ilişkin karar — Mahkeme, somut davada, soruşturmada rol oynayan kurumların yasal olarak tamamen bağımsız olduklarının söylenemeyeceğini kabul etmekle birlikte, bir taraftan, söz konusu kurumlar ile esas muhtemel şüpheli arasında hiyerarşik, kurumsal veya başka herhangi bir bağın mevcut olmadığı hususunu, diğer taraftan ise söz konusu kurumların, soruşturmanın yürütülmesinde bağımsız veya tarafsız hareket etmediklerini gösteren belirli davranışlarının bulunmayışını dikkate alarak, soruşturmanın yeterince bağımsız olduğuna karar vermiştir.
Bu bağlamda, astsubay çavuşun ölümü, gösterilerde güç kullanımını gerektiren çatışmalar veya polis ve askeri operasyonlar sonucu ya da gözaltında uygulanan şiddet neticesinde meydana gelen ölüm olaylarında olduğu gibi, bir kurum olarak güvenlik güçlerine karşı ilk bakışta şüphe uyandıracak şekilde meydana gelmemiştir. Cezai suça ilişkin varsayıma dayanılsa dahi, şüpheler, yetkililerden ziyade astsubay çavuşu en son gören kişi üzerindedir. Ancak, söz konusu kişinin rütbeli bir subay olmayıp sadece askerlik görevini ifa eden bir kişi olduğu da bir gerçektir. Söz konusu kişi aleyhindeki şüpheler, jandarma görevlisi veya silahlı kuvvetler mensubu olarak sahip olduğu kişisel konumuyla ilişkili değildir.
Sonuç olarak, somut davada yürütülen soruşturma yeterince kapsamlı ve bağımsız olup, başvuranlar, menfaatlerini koruyabilmeleri ve haklarından faydalanabilmeleri açısından yeterli olacak ölçüde soruşturmaya katılmışlardır.
Sonuç: ihlal yok (beşe karşı on iki oyla).
Full & Egal Universal Law Academy