2004 yılının Şubat ayında, askerlik görevini yerine getirdiği sırada, (başvuranların oğlu olan) bir astsubay çavuş, ateşli silahla ölümcül olarak yaralanmıştır. Benzer davalarda izlenilen standart usule uygun olarak adli tahkikat başlatılmıştır. 2004 yılının Haziran ayında, savcılık, astsubay çavuşun ölümünden üçüncü bir tarafın sorumlu tutulamayacağına hükmederek yargılama işlemlerini durdurmuştur. 2004 yılının Ekim ayında, Hava Kuvvetleri Askeri Mahkemesi, astsubay çavuşun ebeveynleri olan başvuranların temyiz başvurusunu kabul etmiş ve savcılığın ek soruşturma başlatmasına karar vermiştir. 2004 yılının Aralık ayında, savcı, soruşturmayı kapatmış ve dosyayı alınan tedbirleri ve mahkemenin tespit etmiş olduğu eksikliklerin incelendiği ek soruşturma ile ilgili bir raporla birlikte askeri mahkemeye göndermiştir. Başvuranlar, yetkililerin, yakınlarının ölümüne ilişkin etkili bir soruşturma gerçekleştirmediklerini iddia etmişlerdir.
25 Haziran 2013 tarihli bir kararla (bk, Bilgi Notu 164), soruşturma tedbirlerinin ivedi, uygun ve eksiksiz biçimde alınması ve başvuranların yargılamaya etkin olarak katılmaları konusundaki tespitlere rağmen, Mahkeme, soruşturmanın nihai kontrolünden sorumlu organ olan askeri mahkemenin gerektiği gibi bağımsız olmadığı gerekçesiyle Sözleşme’nin 2. maddesinin usul yönünden ihlal edildiği kanısındadır. 4 Kasım 2013 tarihinde, dava, Hükümet’in talebi üzerine Büyük Daire’ye gönderilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy