AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
İNAN / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 40757/10)
KARAR
STRAZBURG
28 Kasım 2017
İşbu karar nihai olup, bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
İnan / Türkiye davasında,
Başkan,
Ledi Bianku,
Yargıçlar,
Paul Lemmens,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci bölüm), 7 Kasım 2017 tarihinde gerçekleştirilen kapalı müzakereler sonucunda anılan tarihte aşağıdaki kararı vermiştir.
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın (no. 40757/10) temelinde, Türk vatandaşı Emre İnan’ın (“başvuran”) 11 Haziran 2010 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (“AİHM” veya “Mahkeme”) İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvuru bulunmaktadır.
2. Başvuran İstanbul Barosuna bağlı avukat M.M. Bayram tarafından temsil edilmiştir, Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuranın, Milli Savunma Bakanlığı tarafından sunulan gizli belgelere erişim imkânının bulunmaması ve Cumhuriyet savcısının yazılı mütalaasının kendisine tebliğ edilmemesi nedeniyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmadığına ve söz konusu mahkeme önündeki yargılamaların adil olmadığına dair şikâyetler 5 Aralık 2016 tarihinde Hükümete tebliğ edilmiş olup, başvurunun geri kalan kısmının AİHM İçtüzüğü’nün 54 § 3. maddesi uyarınca kabul edilemez olduğu beyan edilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
4. Başvuran 1980 doğumlu olup Bursa’da ikamet etmektedir.
5. Başvuran orduda subay olarak görev yapmaktaydı. Gizli soruşturma belgelerine dayanarak başvuranın sözleşmesi feshedilmiştir. Başvuran söz konusu gizli belgelere erişim imkânına sahip olamamıştır. 8 Eylül 2008 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi önünde Milli Savunma Bakanlığı aleyhinde şikâyet konusu kararın iptali için dava açmıştır.
6. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi başvurana tebliğ edilmeyen gizli soruşturma belgelerine ve Cumhuriyet savcısının yazılı mütalaasına dayanarak 15 Eylül 2009 tarihinde başvuranın talebini reddetmiştir. Başvuranın karar düzeltme talebi de 26 Ocak 2010 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından reddedilmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
7. Söz konusu tarihte yürürlükte olan ilgili iç hukuka dair açıklamalar Yavuz / Türkiye ((k.k.), no. 29870/96, 25 Mayıs 2000), ve Tanışma / Türkiye (no. 32219/05, §§ 29-47, 17 Kasım 2015) kararlarında bulunabilir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞME’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
8. Başvuran, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine dayanarak, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi heyetinde yer alan iki subayın askeri makamların hiyerarşisi altında olmaları ve diğer askeri yargıçlar ile aynı hukuki güvencelere sahip olmamaları nedeniyle, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil bir şekilde yargılanmadığı hususunda şikâyette bulunmuştur. Başvuran, ayrıca, Milli Savunma Bakanlığı tarafından yargılamalar sırasında Askeri Yüksek İdare Mahkemesine gönderilen gizli belgelere erişim sağlayamadığı ve Cumhuriyet savcısının söz konusu mahkemeye sunulan yazılı mütalaasının kendisine tebliğ edilmemesi gerekçesiyle söz konusu mahkeme önündeki yargılamaların adil olmamasından şikâyetçi olmuştur.
A. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı bakımından
1. Kabul edilebilirlik hakkında
9. Hükümet, Sözleşme’nin 35. maddesi uyarınca başvuranın Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin bağımsızlık ve tarafsızlığı hakkındaki şikâyetinin, başvuranın iç hukuk yollarını tüketmemesi gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğini öne sürmüştür. Hükümet, bu bağlamda başvuranın askeri hâkimlerin reddini talep etmediğini belirtmiştir.
10. Başvuran bu konu hakkında herhangi bir görüş bildirmemiştir.
11. Mahkeme Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin kuruluş ve oluşumunun Anayasa ve kanunda açıkça belirtildiğini gözlemlemektedir. Dolayısıyla, başvuranın mahkemenin oluşumu hakkında sadece heyetteki hâkimlerin askeriye mensubu olmaları gerekçesiyle yapacağı her itiraz başarısızlığa mahkûm olacaktır (bk. bu davaya uygulandığı ölçüde, Yavuz / Türkiye (k.k.), no. 29870/96, 25 Mayıs 2000, ve Satık / Türkiye (no. 2), no. 60999/00, § 39, 8 Temmuz 2008).
12. Bu nedenle, ulusal makamlar önündeki böyle bir talep, şikâyet edilen husus hakkında bir çözüm getirmeyecektir. Dolayısıyla, bu itiraz reddedilmelidir. Mahkeme ayrıca, söz konusu şikâyetin Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesinin anlamı çerçevesinde açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve başka herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesiyle de bağdaşmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla, başvurunun kabul edilebilir olduğunun beyan edilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
2. Esas hakkında
13. Mahkeme, daha önce benzer bir şikâyeti Tanışma / Türkiye (no. 32219/05, §§ 68-84, 17 Kasım 2015) davasında incelediğini ve Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğini tespit ettiğini hatırlatmaktadır. Mahkeme, yukarıda anılan karardaki sonuçlardan ayrılmayı gerektirecek herhangi bir özel durum olmadığı kanaatindedir.
14. Bu nedenle, Mahkeme, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmaması bakımından, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
B. Gizli belgelere erişim ve Cumhuriyet savcısının yazılı mütalaasının tebliğ edilmemesine ilişkin şikâyetler bakımından
15. Başvuran Milli Savunma Bakanlığı tarafından gönderilen gizli belgelere erişimi bulunmaması ve Cumhuriyet savcısının yazılı mütalaasının kendisine tebliğ edilmemesi sebebiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi önündeki yargılamaların adil olmadığı hususunda şikâyette bulunmuştur.
16. Mahkeme, söz konusu şikâyetlerin, yukarıda incelenmiş olan şikâyet ile bağlantılı olduğunu ve bu nedenle aynı şekilde, kabul edilebilir olduğunun beyan edilmesi gerektiğini ifade etmektedir.
17. Mahkeme, başvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil bir şekilde yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki tespitini dikkate alarak, söz konusu şikâyetlerin incelenmesine gerek olmadığı kanaatine varmıştır (bk. diğerleri arasında, Incal / Türkiye, 9 Haziran 1998, § 74, Karar ve Hüküm Derlemeleri 1998‑IV, Ükünç ve Güneş / Türkiye, no. 42775/98, § 26, 18 Aralık 2003; ve Yeltepe / Türkiye, no. 24087/07, § 33, 14 Mart 2017).
II. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Tazminat
18. Başvuran 591.927 Türk lirası (yaklaşık 145.000 avro) maddi tazminat, 15.000 avro manevi tazminat talep etmiştir.
19. Hükümet, söz konusu taleplere itiraz etmiştir.
20. Maddi tazminat ile ilgili olarak, Mahkeme Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine uygun yapılan yargılamaların sonucunun ne olacağı hakkında tahmin yürütemeyeceğini kaydetmektedir. Dolayısıyla, Mahkeme bu başlık altında hiçbir tazminata hükmedilemeyeceği kanaatindedir. Manevi tazminat ile ilgili olarak, Mahkeme, iç hukukta yapılan son değişiklikleri ve hukuk mahkemeleri önünde yargılamaların yenilenmesi ihtimalini göz önünde bulundurarak, hakkaniyet temelinde, başvurana 1.500 avro tazminat ödenmesine hükmetmiştir.
B. Masraf ve giderler
21. Başvuran, ayrıca masraflar ve gerçekleşen yargılama giderlerine karşılık olarak 5.250 Türk lirası (yaklaşık 1.300 avro) talep etmiştir. Bu bağlamda, başvuran 5.000 Türk lirası (yaklaşık 1.230 avro) tutarında avukatlık ücretine ilişkin bir makbuz ibraz etmiştir.
22. Hükümet, söz konusu talebe itiraz etmiştir.
23. Mahkeme elindeki belgeleri ve içtihatlarını göz önünde bulundurarak, başvurana tüm başlıklar altında Mahkeme önündeki yargılamalar için 1.230 avro ödenmesinin uygun olduğu kanaatindedir.
C. Gecikme faizi
24. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğunu değerlendirmektedir.
BU GEREKÇELERLE MAHKEME OY BİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız ve adil olmaması nedeniyle Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. Başvuranın Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca dile getirmiş olduğu diğer şikâyetlerinin incelenmesine gerek olmadığına;
4. (a) Davalı Devlet tarafından başvurana, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı devletin para birimine çevrilmek üzere aşağıdaki miktarların ödenmesine:
(i) yansıtılabilecek her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, manevi tazminat olarak 1.500 avro (bin beş yüz avro);
(ii) yansıtılabilecek her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, masraf ve giderlere ilişkin olarak 1.230 avro (bin iki yüz otuz avro);
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren, ödeme gününe kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranda, yukarıda bahsedilen meblağlara basit faiz uygulanmasına;
5. Başvuranın adil tazmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş ve Mahkeme İçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca 28 Kasım 2017 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Hasan BakırcıLedi Bianku
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy