© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2015. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Daha fazla bilgi için, bu belgenin sonunda bulunan yazarın telif hakkı ile ilgili kısmı okuyabilirsiniz.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2015. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court. For further information see the full copyright at the end of this document.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2015. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund). Elle ne lie pas la Cour. Pour plus de renseignements veuillez lire l’indication de copyright/droits d’auteur à la fin du présent document.
Mahkeme içtihadına ilişkin bilgi notu No. 173
Nisan 2014
Natsvlishvili ve Togonidze - Gürcistan - 9043/05
Karar 29.4.2014 [Bölüm III]
6. madde
Ceza yargılamaları
Madde 6-1
Adil yargılanma
İddia pazarlığı sonucunda davanın esası incelenmeksizin mahkumiyet: ihlal edilmediğine
7 No.’lu Protokol Madde 2
Cezai konularda temyiz hakkı
İddia pazarlığı sonucunda verilen mahkumiyete karşı temyiz hakkının bulunmaması: ihlal edilmediğine
Olaylar – Bir kamu şirketinin genel müdürü olan ve karısıyla birlikte (ikinci başvurucu) bu şirkette pay sahibi olan ilk başvurucuya şirketler hukukuna ilişkin çeşitli suçlamalar isnat edilmiştir. Savunma ve savcılık arasında, savcının dava mahkemesinden ilk başvurucuyu davanın esasını incelemeksizin mahkum etmesini ve para cezası şeklinde hafifletilmiş bir cezaya hükmetmesini talep etmeyi taahhüt ettiği bir anlaşmaya varılmıştır. Dava mahkemesi anlaşmayı onaylamış, başvurucuyu suçlu bulmuş ve para cezası ödemeye mahkum etmiştir. Karara karşı temyize gitmek mümkün olmamıştır.
İlk başvurucu Avrupa Mahkemesi’ne yaptığı başvuruda iddia pazarlığı usulünün adil olmadığından ve usul istismarı teşkil ettiğinden (Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi); kendisinin iddia pazarlığını onaylayan karara karşı temyize başvurmasının mümkün olmadığından (7 No’lu Protokol’ün 2. maddesi) ve masumiyet karinesinden yararlanma hakkının, tutuklanmasının yaygın biçimde basında yer almasıyla ve bir televizyon röportajı sırasında bölge valisinin yaptığı yorumlarla ihlal edildiğinden (Sözleşme’nin 6 § 2 maddesi) şikayetçi olmuştur. Her iki başvurucu da aynı zamanda Sözleşme’nin 34. maddesi ve 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında şikayetçi olmuştur.
Hukuki değerlendirme – Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ve 7 No’lu Protokol’ün 2. maddesi: Mahkeme, önündeki karşılaştırmalı hukuk çalışmalarından yola çıkarak bir sanığın yargılama öncesinde suçunu ikrar etmesi veya suç isnadına itiraz etmemesi (nolo contendere) karşılığında kendisi aleyhine getirilen suçlamaların hafifletilmesinin veya cezasının düşürülmesinin Avrupa ceza adaleti sistemlerinde ortak bir özellik olduğunu kaydetmiştir. Bununla birlikte uygulanan usulün, basitleştirilmiş bir yargısal incelemeye; dolayısıyla sanığın usuli haklarının bir kısmından feragat etmesine yol açması durumunda, feragatin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyulması ve feragate, önemiyle orantılı asgari teminatların eşlik etmesi gerekir.
İlk başvurucu savcılıkla ceza hakkında pazarlığa girerek ve suçlamalara ilişkin itirazda bulunmayarak, kendisi aleyhindeki davanın esastan incelenmesi hakkından feragat etmiştir. Bununla bağlantılı olarak Mahkeme’nin, başvurucunun iddia pazarlığını, olayların ve hukuki sonuçların tam olarak bilincinde olarak, gerçekten gönüllü bir biçimde kabul edip etmediğini ve iddia pazarlığının içeriği ile pazarlığın gerçekleştirildiği yöntemin adilliği hakkında yeterli bir yargısal denetimin yapılıp yapılmadığını incelemesi gerekmiştir.
Mahkeme iddia pazarlığına yönelik girişimin ilk başvurucudan geldiğini ve savcılık tarafından dayatılmadığını kaydetmiştir. Başvurucunun dava dosyası içeriğine erişimi sağlanmış ve kendisi müzakereler ve anlaşmanın yargısal incelemesi sırasında kendi seçtiği yetkin avukatlarca gerektiği gibi temsil edilmiştir. İddia pazarlığının yasaya uygunluğunu inceleyen yargıç, başvurucunun herhangi bir usulsüz baskıya maruz kalıp kalmadığını incelemiş ve ilk başvurucu hem savcılık makamı hem de yargıç önünde anlaşmanın içeriğini tam olarak anladığını, usuli haklarının ve anlaşmanın hukuki sonuçlarının kendisine anlatıldığını ve kendisinin anlaşmayı zorlama veya sahte teminatlar sonucunda kabul etmediğini çeşitli defalar açıkça teyit etmiştir.
Anlaşmanın yazılı bir kaydının oluşturulması, bu kaydın savcı, ilk başvurucu ve avukatı tarafından imzalanarak inceleme için dava mahkemesine sunulmuş olması önemlidir; böylece anlaşmanın ve öncesindeki müzakerelerin gerçek koşullarının yargısal inceleme için ortaya koyulması mümkün olmuştur.
Dava mahkemesi, savcı tarafından önerilen cezanın uygunluğunu inceleme, cezayı indirme ve elbette koşulların ve anlaşmaya varılan sürecin adilliğine ilişkin kendi değerlendirmesi temelinde anlaşmayı reddetme yetkisine sahip olmuştur. Dava mahkemesi aynı zamanda ilk başvurucu aleyhindeki suçlamaların haklı bir temele dayanıp dayanmadığını ve prima facie delille desteklenip desteklenmediğini de incelemiştir. Buna ek olarak mahkeme iddia pazarlığını kamuya açık bir duruşmada incelemiş ve onaylamıştır.
7 No’lu Protokol’ün 2. maddesi kapsamındaki şikayet bakımından Mahkeme, temyiz incelemesine başvurma hakkı uygulamasının kapsamının iddia pazarlığı temelinde verilen bir mahkumiyet bakımından sınırlandırılmış olmasının normal olduğu kanaatindedir. İlk başvurucu iddia pazarlığını kabul ederek, avukatlarının kendisine anlatmış olduğu veya anlatmış olması gereken hukuki sonuç uyarınca, olağan temyiz incelemesi hakkından feragat etmiştir. Mahkeme, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamında verdiği karara benzer şekilde, olağan temyiz incelemesi hakkından feragatin 7 No’lu Protokol’ün 2. maddesinde düzenlenen makul olma koşulu üzerinde keyfi bir sınırlama oluşturmadığı sonucuna ulaşmıştır.
Karar: ihlal edilmediğine (bire karşı altı oyla).
Madde 6 § 2: Mahkeme, bir kişi yargılanmadan ve bir isnattan suçlu bulunmadan önce kamu görevlilerinin açıklamalarında kullandıkları sözcüklerin seçiminin öneminin farkındadır. Bununla birlikte bölge valisi ilk başvurucu veya kendisi aleyhine açılan davaya belirli bir atıfta bulunmamıştır. Bunun yerine vali, hiç bir surette ilk başvurucuyu doğrudan ya da dolaylı biçimde yorumlarının konusu olarak teşhis edilebilir kılmayı amaçlamayan, ülkede yolsuzluğa bulaşmış devlet görevlileriyle mücadele politikası hakkında genel bir açıklama yapmıştır.
İlk başvurucunun tutuklanmasının özel bir televizyon kanalına mensup gazetecilerce kameraya alınmasının ise, başvurucunun adil bir biçimde yargılanmasını engelleyen, düşmanca bir medya kampanyası olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Davaya medya ilgisinin savcı, vali veya diğer bir devlet yetkilisi tarafından harekete geçirildiğini ortaya koyan belirli bir emare de mevcut değildir. Özetle ilk başvurucunun davasına ilişkin medya ilgisi ülkedeki en büyük fabrikalardan birinin genel müdürünün tutuklanması hakkında salt kamuoyunu bilgilendirmenin ötesine geçmemiştir.
Karar: ihlal edilmediğine (oy birliğiyle).
1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi: Başvurucuların iddia pazarlığı uyarınca malvarlıklarına ve diğer ödemelere el koyulması ilk başvurucunun cezai sorumluluğunun tespitiyle doğrudan bağlantılıdır ve bu tespitin bir sonucudur. Mali nitelikli bu cezai yaptırımların yasaya uygunluğu ve yerindeliği bu sebeple, bizatihi iddia pazarlığının adilliği meselesinden bağımsız değildir. Mahkeme, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ve 7 No’lu Protokol’ün 2. maddesi kapsamında verdiği kararlar dikkate alındığında, aynı sebeplerle 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin de ihlal edilmediği sonucuna ulaşmıştır.
Karar: ihlal edilmediğine (oybirliğiyle).
Madde 34: Başvurucular Gürcistan yetkililerinin kendilerini başvurularını geri çekmeye zorladıklarını ileri sürmüşlerdir. Ancak başvurucuların kızının Başsavcılık Makamı temsilcisiyle başlattığı e-posta iletişiminin içeriği dikkate alındığında ve savcılık makamı ile üçüncü bir taraf arasındaki gayri resmi bir iletişim kanalının hiç bir surette bir davayı çözmek için uygun bir yol olmadığı hesaba katıldığında, Mahkeme bu iletişimin kendiliğinden devletin 34. madde kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiğinin söylenemeyeceğine karar vermiştir. Temsilcinin başvurucuların kızıyla iletişime geçmesi, başvurucuları başvurularını geri çekmeye veya değiştirmeye ya da bireysel başvuru hakkının kullanılmasına müdahale etmeye yönelik olarak hesaplanmamış ve şüphesiz bu etkiyi yaratmamıştır.
Karar: ihlal edilmediğine (oybirliğiyle).
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Yazı İşleri tarafından hazırlanmış bu özet Mahkeme’yi bağlamamaktadır.
İçtihat Bilgi Notları için buraya tıklayınız
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2015.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin resmi dilleri Fransızca ve İngilizce’dir. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır ve Mahkeme, kalitesi konusunda herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının veritabanı olan HUDOC üzerinden () veya HUDOC’un bildirdiği başka veritabanları üzerinden yüklenebilir. Davanın isminin tamamen yazılması, yukarıdaki telif hakkıyla ilgili ifadeler kullanılması ve insan haklarına destek Fonu’na referans yapılması şartıyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir. Bu çevirinin tamamını veya bir kısmını ticari amaçlarla kullanmak isteyen herkesin, bu durumu belirtilen adrese bildirmesi rica olunur: publishing@.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2015.
The official languages of the European Court of Human Rights are English and French. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court, nor does the Court take any responsibility for the quality thereof. It may be downloaded from the HUDOC case-law database of the European Court of Human Rights () or from any other database with which the Court has shared it. It may be reproduced for non-commercial purposes on condition that the full title of the case is cited, together with the above copyright indication and reference to the Human Rights Trust Fund. If it is intended to use any part of this translation for commercial purposes, please contact publishing@.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2015.
Les langues officielles de la Cour européenne des droits de l’homme sont le français et l’anglais. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund) Elle ne lie pas la Cour, et celle-ci décline toute responsabilité quant à sa qualité. Elle peut être téléchargée à partir de HUDOC, la base de jurisprudence de la Cour européenne des droits de l’homme (), ou toute autre base de données à laquelle HUDOC l’a communiquée. Elle peut être reproduite à des fins non commerciales, sous réserve que le titre de l’affaire soit cité en entier et s’accompagne de l’indication de copyright ci-dessus ainsi que de la référence au Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme. Toute personne souhaitant se servir de tout ou partie de la présente traduction à des fins commerciales est invitée à le signaler à l’adresse suivante : publishing@.
Full & Egal Universal Law Academy