Bu çeviri Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Araştırma – İçtihat Biriminin () desteğiyle hazırlanmış ve Anayasa Mahkemesinin intranet sayfasında yayınlanmıştır. Bu belgenin tekrar yayınlanma izni sadece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin HUDOC sayfasında yer alması amacına yöneliktir ().
This translation was made available with the support of the Turkish Constitutional Court Research and Case-law Department () and published on its intranet. The permission of reproducing this document has been granted for the sole purpose of its publication on the Court’s case-law database HUDOC ().
Cette traduction a été préparée avec le soutien de la Division de Recherche et de Jurisprudence de la Cour constitutionnelle turque () et publié sur son intranet. L’autorisation de reproduction de ce document est limitée à sa publication sur la page de jurisprudence HUDOC de la Cour européenne des droits de l’homme ().
ARAŞTIRMA VE İÇTİHAT BİRİMİ (ar-iç)
BİLGİ NOTU
AİHM KARARLARI
2013/23
NIKOLOVA VE VANDOVA/BULGARİSTAN
(20688/04, 17/12/2013)
Karar Metni
İlgili Maddeler
AİHS 6 ve 8
Hak ve Özgürlükler
Aleni yargılama hakkı-Aleni karar hakkı-Adil yargılanma hakkı-Masumiyet karinesi-Özel hayata saygı hakkı
Anahtar Kelimeler
Aleni yargılama, aleni karar, gizlilik kararı, kamu yararı.
Masumiyet karinesi, ceza yargılaması, disiplin soruşturması, idari yargılama, mahkemenin dili.
Davanın Özü
Kamu yararının gerektirdiği bazı özel hâllerin bulunup bulunmadığı mahkemelerce değerlendirilmeden ilgili makamın bazı belgelerin gizliliğine ilişkin sınıflandırması ve talebi üzerine otomatik olarak yargılamanın gizli yapılmasına ve hükmün yayımlanmamasına karar verilmesi aleni yargılama ve aleni karar haklarını ihlal eder.
Bir suç isnadıyla yargılanan kişiler hakkında yapılan disiplin soruşturmaları kapsamında, suçun işlendiği yönünde imada bulunmadan, ceza yargılamasına konu fillere dayanılarak disipline ilişkin gerekçelerle verilen idari kararlar masumiyet karinesini ihlal etmez.
KARARIN ÖZETİ
Olaylar ve Olgular:
Birinci başvurucu, polis olarak görev yaparken rüşvet ve yolsuzluk suçları kapsamında bir dizi olay nedeniyle hakkında ceza davası açılmış, yargılama sonucunda rüşvet suçundan beraat kararı verilmiş, diğer suçlardan hapis ve para cezası verilmiştir. Mahkûmiyet kararının temyizi üzerine temyiz mercii kararı usuli eksiklikler nedeniyle bozmuş, usuli eksiklikleri gidermek üzere dosya savcılığa gönderilmiş, savcılık birinci başvurucu hakkında yeniden dava açmış, raportör hâkimce eksiklik nedeniyle dosya yeniden savcılığa gönderilmiş bu durum bir kaç kez devam etmiş, en son raportör hâkim savcılığa belli bir süre vermiş daha sonra süreye uyulmaması nedeniyle ceza prosedürünün devam etmemesine karar vermiştir.
Ceza soruşturmasının başlamasını takiben onunla eş zamanlı birinci başvuru hakkında disiplin soruşturması da yapılmış, idarece ihraç kararı verilmiş, başvurucu karar aleyhine idari yargıda dava açmış, açılan davadan haberdar olan idarenin talebi üzerine mahkemece dosyadaki iki belgeyle (olay raporu ve birinci başvurucunun görev yaptığı birimin işleyişine ilişkin bir belge) ilgili gizlilik kararı verilmiş, bu davada birinci başvurucunun avukatı olan ikinci başvurucunun dosyayı inceleme talebi kabul edilmemiş ve devlet sırrı olarak tasnif edilen bu tür gizli belgelerin incelenebilmesi için ilgili yasa gereği güvenlik taraması yapılması ve sonucunda ilgili idari makamca karar verilmesi gerektiğinden ikinci başvurucunun bu prosedürü işletmesi için mahkeme yargılamaya ara vermiş ancak ikinci başvurucu bu yola başvurmamış, daha sonra mahkemece yargılamaya devam edilmiş ve birinci başvurucunun davası reddedilmiş, temyiz yoluna başvurulmuşsa da sonuç alınamamıştır. Yargılama sonucu verilen hüküm gizlilik kararı gereğince yayımlanmamış, sadece birinci başvurucunun mahkeme kaleminde incelemesine müsaade edilmiş, hükmün üzerinden beş yıl geçtikten sonra gizlilik kaldırılmıştır.
İddialar:
Birinci başvurucu, ihracıyla ilgili idari davada aleni yargılama hakkı ve aleni karar hakkının ihlal edildiğini, yargılamanın adil olmadığını ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini; ikinci başvurucu ise gizli belgeleri incelememe yetkisi için izlenmesi gereken prosedürün kendisinin özel hayatına saygı hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
Hükümetin Savunması:
Hükümet, ulusal güvenlik ve kamu düzenini ilgilendiren belgelerle ilgili gizlilik kararı verilmesinin haklı olduğunu, birinci başvurucunun avukatının belgeleri incelemek için gerekli izni almadığını ve bu başvurucunun başka bir avukat da tutmadığını, dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edilmediğini, ikinci başvurucu yönünden ise inceleme izni için gerekli bilgileri sağlama konusunda bu başvurucunun seçim hakkı bulunduğunu, özel yaşamın ihlalinin söz konusu olmadığını savunmuştur.
Hukuki Değerlendirme:
Mahkeme, başvuruyu AİHS’in 6. ve 8. maddelerinden ele almıştır.
(6. madde) aleni yargılanma hakkı yönünden;
(6. madde) aleni karar hakkı yönünden;
(6. madde) adil yargılanma yönünden;
(6. madde) masumiyet karinesi yönünden;
8. madde yönünden;
Mahkeme, kamu yararının gerekli kıldığı bazı özel durumlarda mahkemelerin bunu değerlendirerek gizli yargılama yapılmasına karar verebileceklerini belirtmiş, somut olayda bu yönde değerlendirme yapılmadan idarenin gizliliğe ilişkin tasnifi ve talebi üzerine otomatik olarak gizlilik kararı verilmesinin aleni yargılama hakkını ihlal ettiği sonucuna varmıştır.
Mahkeme, yukarıda belirtilen gerekçelere ilaveten dava dosyasının içerdiği bilgilerin güvenliğinin sağlanmasının, hükmün bütünüyle yayımlanmamasını gerektirmediğini belirtmiş ve hükmün kamunun erişimine kapatılmasının aleni karar hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir.
Mahkeme, kendi seçtiği kişinin hukuki yardımından yararlanma hakkının ceza yargılamasıyla ilgili bir hak olması, ihraca ilişkin idari yargılamanın ise cezai nitelikte olmaması nedeniyle birinci başvurucunun buna ilişkin şikâyetinin konu bakımından yetki dâhilinde olmadığını; sadece mahkemenin lehe karar vermemesinin bağımsızlık ve tarafsızlık konusunu tartışılabilir kılmayacağını, bu yöndeki şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olduğunu belirtmiş ve anılan şikâyetleri kabul edilemez bulmuştur.
Mahkeme, idari yargı yerlerinin kararlarındaki bulgular ve bu kararlarda kullanılan dilde, ceza yargılaması kapsamında yargılanan birinci başvurucunun masumiyetinin tartışma konusu yapılmadığını ve onun suçlu olduğunun ima edilmediğini, ihraç kararının, aynı filler ceza yargılaması kapsamına girse de, disiplinle ilgili gerekçelere dayandırıldığını belirtmiş ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun bulmuştur.
Mahkeme, ikinci başvurucunun özel hayata saygı hakkına ilişkin şikâyeti yönünden altı aylık başvuru süresinin birinci başvurucu hakkındaki yargılama sürecinden etkilenmeyeceğini, ikinci başvurucunun buna ilişkin talebinin yargılama devam ederken nihai olarak Yüksek İdare Mahkemesi tarafından 2 Haziran 2002 tarihinde karara bağlandığını, başvurunun ise 8 Haziran 2004 tarihinde yapıldığını belirtmiş ve bu şikâyet yönünden süre aşımı nedeniyle kabul edilmezlik kararı verilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır.
Full & Egal Universal Law Academy