Olaylar – Birinci başvuran hakkında yürütülen kovuşturmanın ardından, disiplin yargılamaları başlatılmış ve başvuran İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılan bir emir ile 2002 yılının Şubat ayında işinden çıkarılmıştır. Başvuran, hakkındaki işten çıkarılma emrine ilişkin adli inceleme yapılması için Bulgaristan Yüksek İdare Mahkemesine başvurmuş ve kendisini temsil etmesi için, avukat olan ikinci başvuranı tutmuştur. İçişleri Bakanlığı başvuranın işten çıkarılması ile ilgili belgeleri Yüksek İdare Mahkemesine göndermiş ancak, bunların bazılarının gizli belgeler olduğu gerekçesiyle davanın kapalı oturum yapılarak görülmesi talebinde bulunmuştur. Bu talep üzerine, Yüksek İdare Mahkemesinin dava dosyası “gizli” olarak sınıflandırılmıştır. Yüksek İdare Mahkemesi, temyiz başvurusu başarısızlıkla sonuçlanan başvuranın işten çıkarılma kararını 2003 yılının Haziran ayında onamıştır. Dava dosyasının gizli olarak sınıflandırılması nedeniyle, birinci başvuran öncelikle, Yüksek İdare Mahkemesinin internet sitesinde yayınlanmayan kararların bir nüshasını alamamıştır. Kendisine, Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğündeki kararlara dair metni incelemesi izni verilmiştir. Davanın gizliliği, kanunun öngördüğü 5 yıllık sürenin sona ermesi üzerine 6 Temmuz 2009 tarihinde kaldırılmıştır.
Hukuki Değerlendirme – Madde 6 § 1
(a) Açık duruşma olmaması
(i) Uygulanabilirlik – Başvuranın işten çıkarılmasına ilişkin yargılamaların konusu olan eylemlerin, diğer bir deyişle disiplin ihlallerinin mahiyeti, bu eylemlerin ulusal hukukta gizli olarak sınıflandırılması ve başvuranın maruz kalma tehlikesinin olduğu ve kendisine uygulanan yaptırım dikkate alındığında, söz konusu yargılamalar Sözleşme’nin 6. maddesinin cezai bakımdan kapsamına giren bir “suç isnadı” ile ilişkili değildir. 6 § 1 maddesinin medeni hukuk yönü, en azından savunabilir gerekçelerle iç hukuk kapsamında kabul edilebilecek olduğu söylenen medeni haklara dair hakiki ve ciddi bir ihtilaf durumuna ilişkin yargılamalar açısından uygulanabilirdir. Yargılamaların sonucu, söz konusu hak açısından doğrudan belirleyici nitelikte olmalıdır. Devlet ve kamu görevlileri arasındaki ihtilaf durumları, Devletin kendi ulusal hukukunda söz konusu görev ya da personel kategorisi için mahkemeye erişimi açık bir şekilde hariç tuttuğu ve bunun sebebini Devletin menfaatleri doğrultusunda tarafsız gerekçelere dayandırdığı haller dışında, ilke olarak 6. maddenin kapsamına girmektedir. Somut davada, söz konusu görev ya da kategori için mahkemeye erişimin hariç tutulması bir yana, iç hukukta, bir İçişleri Bakanlığı görevlisinin işten çıkarılması kararının adli incelemesine yönelik açık bir hüküm öngörülmüştür; dahası, başvuranın yaptığı temyiz başvurusu esasen Yüksek İdare Mahkemesi tarafından incelenmiştir. Mahkeme, Sözleşme’nin 6. maddesinin medeni hukuk yönünden uygulanabilir olduğuna karar vermiştir.
(ii) Esas Hakkında – Birinci başvuran hakkındaki yargılamalar, yapmış olduğu itirazlara karşın kapalı oturum yapılarak sonuçlandırılmıştır. Açık duruşma olmaması, taraflardan biri olan İçişleri Bakanlığının belgelerden bazılarının “gizli” olarak sınıflandırılmış olması gerekçesiyle yapmış olduğu talebi üzerine mahkeme tarafından alınan özel bir karardan kaynaklanmaktadır. Makamların, belgeleri gizli tutmalarında meşru menfaatlerin söz konusu olduğu ilke olarak söylenebilir. Ancak, mahkemelerin bir dizi yargılamayı kamuya açık olarak yapmamaları öncesinde, bu durumun kamu menfaatlerini korumak amacıyla özel koşullar altında gerekli olup olmadığını değerlendirmeleri ve bu tedbiri, amaçlanan hedefin gerçekleştirilmesi için kesin surette gerekli olduğu hallerle sınırlamaları gerekmektedir.
Yüksek İdare Mahkemesi kararını yalnızca, dava dosyasının gizli belgeler içermesi hususuna dayandırmıştır. Söz konusu belgelerin dava konusu olayla alakalı ve bu nedenle elzem olup olmadığını değerlendirmemiş ve duruşmanın kamuya açık yapılmamasının yol açtığı etkileri dengelemek için örneğin, yalnızca belirli belgelere erişimin kısıtlanması ya da söz konusu belgelerin gizliliğinin muhafaza edilmesi için gerekli olduğu ölçüde, oturumların hepsini olmamakla birlikte bazılarını kapalı şekilde gerçekleştirmek suretiyle tedbirler almayı düşünmemiştir. Bu durumun, dava dosyasındaki belgelerden yalnızca birinin bile gizli olması halinde mahkeme yargılamalarının gizli olarak sınıflandırılmasına dair kuralların otomatik bir şekilde uygulanmasından kaynaklandığı görülmektedir. İç hukuk uyarınca, yetkili mahkemenin ilgili davada duruşmaları kamuya açık olarak yapmamasına detaylı ve özel gerekçeler gösterme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu koşullar altında, söz konusu belgelerin gizliliğinin muhafaza edilmesi amacıyla duruşmaların kamuya açık olarak yapılmamasının kesin surette gerekli olmadığı görülmektedir.
Son olarak, belirli davalarda hiçbir duruşma yapılmamasını ya da duruşmanın kamuya açık olarak yapılmamasını haklı gösterebilecek bir etken olan yargılamaların niteliği dikkate alındığında, dava konusu yargılamalarda tartışılan meseleler, diğer bir deyişle bir polis memurunun yolsuzluk suçlamalarıyla bağlantılı eylemlerinden ötürü kendisine uygulanan disiplin yaptırımı üst düzeyde teknik bir husus değildir ve kamuoyu denetimine açık bir duruşma yapılmasını gerektirmiştir.
Sonuç : ihlal (oybirliğiyle).
(b) Kararların aleni bir şekilde yayınlanmaması : Birinci başvuranın davasının gizli olarak sınıflandırılması nedeniyle, Yüksek İdare Mahkemesi davayı yalnızca kapalı oturumla incelemekle kalmamış, aynı zamanda kararlar aleni olarak ilan edilmemiş ve mahkeme yazı işleri müdürlüğünde ya da mahkemenin internet sitesinde kamuya açık şekilde yayınlanmamıştır. Ayrıca, birinci başvuranın kendisi de kararın bir nüshasını alamamıştır. Dava dosyasının gizliliği kanunların öngördüğü süre 2009 yılının Temmuz ayında dolana kadar, başka bir deyişle Yüksek İdare Mahkemesinin nihai kararının vermesinden itibaren beş yıl sonrasına kadar kaldırılmamıştır. Kararın yayınlanmasına getirilen kısıtlamalar, yerel mahkemeler tarafından özel davada bu türden bir tedbirin gerekliliğine ve orantılılığına dair bir değerlendirme yapılmaksızın, dava dosyasının tamamının kendiliğinden gizli olarak sınıflandırılmasından ileri gelmektedir.
Sonuç : ihlal (oybirliğiyle).
41. Madde: Birinci başvurana manevi tazminat olarak 2,400 avro ödenmesine karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy