Nusret Kaya ve Diğerleri / Türkiye – 43750/06 - 22.04.2014 tarihli Karar [II. Bölüm]
Olaylar – Cezaevinde bulundukları süreçte, başvuranların akrabalarıyla telefonda Kürtçe konuşmaları cezaevi yetkilileri tarafından engellenmiştir. Başvuranların bu kısıtlamalara yönelik itirazları reddedilmiştir.
Hukuki değerlendirme – Madde 8: Görüşmeleri Kürtçe yapmak istemelerinden dolayı başvuranların aileleriyle yaptıkları telefon görüşmelerine getirilen kısıtlama, Sözleşme’nin 8 § 1 maddesinin amaçları kapsamında, başvuranların aile hayatlarına ve haberleşme haklarına müdahale olarak değerlendirilebilir. Söz konusu mesele, başvuranların bu tür bir dil kullanma özgürlükleriyle değil, aileleriyle anlamlı bir iletişim kurabilme hakları ile ilgilidir. Avrupa Cezaevi Kuralları’na[1] göre, cezaevi yetkililerinin, cezaevinde bulunanların yakın akrabalarıyla iletişim kurabilmelerine yardım etmeleri gerekir. Mevcut davada iç hukuk, cezaevinde bulunan kişilerin telefon görüşmeleri yoluyla dış dünyayla temas kurmalarına izin vermektedir. Ancak bu görüşmeler, güvenlik gerekçesiyle cezaevi yetkililerince denetlenebilir. Ayrıca ilke olarak cezaevinde bulunanların etkin bir şekilde denetlenmesi için telefon görüşmeleri sırasında yalnızca Türkçe konuşmaları istenmiştir. Ayrıca Türk hukuku bu ilkeye bazı istisnalar getirmektedir ve Türk hukukunda Türkçe dışında herhangi bir dil kullanılmasının yasaklanmasına ilişkin bir hüküm yoktur. Ancak bu olasılık, cezaevi yetkililerinin, mahkûmun konuşmak istediği kişinin gerçekten Türkçe anlayamadığını teyit edebilecekleri bir usul gibi bazı resmi koşullara tabidir. Ayrıca bu olasılık, ilgili tarihte yürürlükte olan kurallardan ve yerel makamların, bu teyit etme işleminden dolayı ortaya çıkan ücretlerin ilgili mahkûmlara ödetilmesi yönündeki kararlarından dolayı ortaya çıkmaktadır.
Mahkeme, daha önceden kaçma riskini önleme gibi belirli güvenlik gerekçelerinin, mahkûmun izin verilen dillerden birini kullanamadığının tespit edilmemesi halinde, kendi seçtiği bir dilde ailesiyle görüşmesine yasak getirilmesine ilişkin belirli bir tutma rejimi uygulanmasını haklı gerekçelere dayandırabileceğini tespit etmiştir. Dolayısıyla mevcut davanın koşullarında, söz konusu düzenlemeler genel olarak ve ayrım gözetilmeksizin tüm mahkûmlara uygulanmıştır. Her mahkûmun kişiliği veya mahkûmların tutulmasını gerektiren suçlar tespit edilerek haklı gerekçelere dayandırılabilecek olan güvenlik tedbirleri tek tek değerlendirilmemiştir. Buna ek olarak yerel makamlar, başvuranların telefon görüşmelerini Kürtçe yapmaları yönündeki taleplerini incelerken, Kürtçenin Türkiye sınırları içerisinde yaygın olarak kullanıldığının ve bazı mahkûmların aileleriyle konuşurken bu dili kullandığının farkında değildir. Buna rağmen, herhangi bir çeviri sistemi öngörülmemiştir. Aile hayatına saygı hakkı bakımından, cezaevi yetkililerinin, mahkûmların yakın akrabalarıyla gerçek bir iletişim kurmalarına yardım etmeleri gereklidir. Bu bağlamda mahkûmların, Kürtçenin aile ilişkilerinde kullandıkları ve akrabalarının anlayabildiği tek dil olduğu yönündeki görüşü dikkate alınmamıştır. Mahkeme bu durumun mevcut davada büyük önem teşkil ettiğini tespit etmiştir.
Bu nedenle, aileleriyle olan telefon görüşmelerinde Kürtçe kullanmak istediklerini ifade eden başvuranların, gerçekten Türkçe konuşup konuşamadıklarını teyit etmelerine yönelik bir usule tabi oldukları uygulama; başvuranların aileleriyle temasları hususunda uygulanan kısıtlama ışığında, yeterli gerekçelere dayanmamaktadır. Başvuranların aileleriyle yaptıkları telefon görüşmelerinde Kürtçe kullanma haklarına yapılan müdahalenin gerekli olduğu öne sürülemez. Bu durum, telefon görüşmelerinin Türkçe dışındaki dillerde de yapılabilmesine izin verilmesine yönelik yapılan taleplerin koşullarını düzelten, Kuralların 88 / 2 p) maddesinde yapılan değişiklikle de doğrulanmıştır. Böylelikle, mahkûm veya ailesinin Türkçe konuşmamalarına etki edecek imzalı bir anlaşma yeterli olacaktır.
Sonuç: ihlal (ikiye karşı beş oyla)
Madde 41: Başvuranlardan her birine manevi tazminat olarak 300 avro.
[1] 11 Ocak 2006 tarihinde kabul edilen, Avrupa konseyi Bakanlar Komitesi’nin Avrupa Cezaevi Kuralları hakkındaki Rec(2006)2 sayılı Tavsiye Kararı
Full & Egal Universal Law Academy