© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2012. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Daha fazla bilgi için, bu belgenin sonunda bulunan yazarın telif hakkı ile ilgili kısmı okuyabilirsiniz.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2012. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court. For further information see the full copyright at the end of this document.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2012. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund). Elle ne lie pas la Cour. Pour plus de renseignements veuillez lire l’indication de copyright/droits d’auteur à la fin du présent document.
O’Halloran ve Francis/Birleşik Krallık [BD] – 15809/02
Karar 29.6.2007 [BD]
Madde 6
Madde 6–1
Cezada suç isnadı
Adil yargılanma
Trafik yasasına muhalefet iddiası söz konusu olduğunda, arabanın sahibi olarak kaydedilmiş kişinin, şoförün kimliğinin tespiti için gerekli bilgileri sunması zorunluluğu: İhlal yok
Olaylar: 1988 tarihli Trafik Kanunu’nun 172. maddesine göre, bir aracın bekçisi, bu hükmün uygulanacağı bir trafik suçunu işlediğinden şüphelenilen şoförün kimliği hakkındaki bilgileri sunma mecburiyetinde tutulabilinir. Bekçinin aracın şoförünü tanımadığını ve makul bir çabayla şoförün kimliğini öğrenemeyeceğini ispatladığı durumlar hariç, bu bilgilerin sunulmasından imtina edilmesi suç oluşturur. Farklı zamanlarda radarla başvurucuların araçlarının hız sınırını aşarken fotoğrafları çekilmiştir. Şoförün kimliğini bildirmeleri gerektiği aksi takdirde haklarında cezai soruşturma açılabileceği başvuruculara bildirilmiştir. Birinci başvurucu aracın şoförü olduğunu beyan etmiş, her ne kadar sonradan bu kabulünün delil olarak kullanılmasına karşı çıkmışsa da, sonuçta hız sınırını aşmaktan suçlu bulunmuştur. Para cezasına çarptırılmış ve ehliyetinden puan kesilmiştir. İkinci başvurucu susma ve kendini suçlamama hakkını kullanmıştır. 172. maddeye aykırı gelmekten para cezasına çarptırılmış ve ehliyetinden puan kesilmiştir.
Hukuk: AİHM, başvurucuların, susma ve kendini suçlamama hakkının kesin haklar olduğu konusundaki savlarını, kabul etmektedir. Bu hakların özünün ihlal edilip edilmediğini belirlemek için, AİHM delil elde etmek için yapılan baskının niteliği ve derecesi, yargılamada uygun güvencelerin varlığı ve bu şekilde elde edilmiş delillerin kullanımını incelemiştir.
a) Baskının niteliği ve derecesi – Kuşkusuz doğrudan bir baskı söz konusudur. Ancak motorlu araca sahip veya motorlu araç kullanan her kişi, araç bulundurma ve kullanımının ciddi yaralamalara yol açma riski bulunduğunun kabulüne dayanan bir düzenlemeye uymak zorunda kalacağını bilmektedir. Motorlu araca sahip olmayı ve aracı kullanmayı seçmiş olan insanlar, bazı sorumluluk ve zorunlulukları kabul etmiş sayılabilirler. Bu zorunluluklar içinde, Trafik Kanunu’na aykırı davranıldığı şüphesi bulunduğu durumda, suçun işlenmesi sırasında aracı kullanan kişinin kimliği konusunda yetkilileri bilgilendirme mecburiyeti de bulunmaktadır. Bunun dışında, polisin yürütmeye yetkili olduğu soruşturma da sınırlı bir niteliğe sahiptir. Gerçekte, 172. madde araç şoförünün sadece bu maddenin uygulandığı bir suçu işlediği şüphesi bulunduğu durumunda uygulanır ve bu madde polisi sadece şoförün kimliği konusunda bilgi istemekle yetkilendirir.
b) Güvencelerin varlığı – Aracın bekçisi, aracın şoförünü tanımadığını ve makul bir çabayla şoförün kimliğini öğrenemeyeceğini ispatlarsa suç işlemiş olmaz. Dolayısıyla suç nesnel sorumluluğa dayanmamakta olup az güvenilir suç itirafı riski ihmal edilebilir düzeydedir.
c) Bu şekilde elde edilmiş delillerin kullanımı – Her ne kadar, birinci başvurucunun suçun işlenmesi sırasında arabayı kendisinin kullandığı yönündeki beyanları, sonradan buna itiraz etmiş olmasına rağmen, delil olarak kabul edilmişse de, yetkililerin her türlü şüpheden uzak suç delili sunmaları gerekiyordu ve ilgili isteseydi ifade verebilir ve tanık dinletebilirdi. Şoförün kimliği hız sınırını aşma suçunun unsurlarından sadece biri olup, bir mahkûmiyetin sadece 172. madde yoluyla elde edilmiş bilgilere dayanması mümkün değildir. İkinci başvurucuyla ilgili olarak, bu kişi istenen bilgileri vermekten imtina ettiği için, hız sınırını aşma suçuyla ilgili yargılama hiçbir zaman sonuçlanmamıştır. İlgilinin beyanlarının ceza yargılamasında kullanılması sorunu oluşmamıştır, çünkü ilgilinin istenen bilgileri sunmayı reddetmesi delil olarak kullanılmamış ancak tek başına suç oluşturmuştur. Davanın bütün şartları, özellikle söz konusu düzenlemenin özel niteliği ve 172. maddeye dayanılarak istenen bilgilerin sınırlı niteliği dikkate alındığında, başvurucuların susma ve kendini suçlamama hakkının özüne halel gelmemiştir.
Sonuç: İhlal yok (İkiye karşı on beş oyla).
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2012.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin resmi dilleri Fransızca ve İngilizce’dir. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır ve Mahkeme, kalitesi konusunda herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının veritabanı olan HUDOC üzerinden () veya HUDOC’un bildirdiği başka veritabanları üzerinden yüklenebilir. Davanın isminin tamamen yazılması, yukarıdaki telif hakkıyla ilgili ifadelerin kullanılması ve insan haklarına destek Fonu’na referans yapılması şartıyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir. Bu çevirinin tamamını veya bir kısmını ticari amaçlarla kullanmak isteyen herkesin, bu durumu belirtilen adrese bildirmesi rica olunur: publishing@.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2012.
The official languages of the European Court of Human Rights are English and French. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court, nor does the Court take any responsibility for the quality thereof. It may be downloaded from the HUDOC case–law database of the European Court of Human Rights () or from any other database with which the Court has shared it. It may be reproduced for non–commercial purposes on condition that the full title of the case is cited, together with the above copyright indication and reference to the Human Rights Trust Fund. If it is intended to use any part of this translation for commercial purposes, please contact publishing@.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2012.
Les langues officielles de la Cour européenne des droits de l’homme sont le français et l’anglais. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund) Elle ne lie pas la Cour, et celle–ci décline toute responsabilité quant à sa qualité. Elle peut être téléchargée à partir de HUDOC, la base de jurisprudence de la Cour européenne des droits de l’homme (), ou toute autre base de données à laquelle HUDOC l’a communiquée. Elle peut être reproduite à des fins non commerciales, sous réserve que le titre de l’affaire soit cité en entier et s’accompagne de l’indication de copyright ci–dessus ainsi que de la référence au Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme. Toute personne souhaitant se servir de tout ou partie de la présente traduction à des fins commerciales est invitée à le signaler à l’adresse suivante: publishing@.
Full & Egal Universal Law Academy