AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
OKUYUCU / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru No. 62657/12)
KARAR
STRAZBURG
19 Ocak 2021
İşbu karar kesinleşmiş olup bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Okuyucu / Türkiye davasında,
Başkan
Valeriu Griţco,
Hâkimler
Branko Lubarda,
Pauliine Koskelo
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
19 Ocak 2021 tarihinde yapılan kapalı müzakerelerin ardından,
Aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
GİRİŞ
1. Dava, başvuranın itirazını inceleyen temyiz mahkemesi önünde bulunamamasına ve savcının mütalaasının tebliğ edilmemesiyle birlikte söz konusu şikâyetlerle ilgili olarak iç hukukta tazminat hakkına ilişkindir.USUL
2. Davanın temelinde Cengiz Okuyucu (“başvuran”) adlı bir Türk vatandaşı tarafından, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesine uygun olarak 11 Eylül 2012 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine Mahkemeye yapılmış olan bir başvuru (no. 62657/12) bulunmaktadır.
3. Başvuran, İstanbul Barosuna bağlı Avukat H. Boğatekin tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
4. Başvuran 1989 yılında doğmuştur.
5. Başvuran 8 Mart 2012 tarihinde terör örgütü üyeliği şüphesiyle polis tarafından gözaltına alınmıştır.
6. Başvuran, 11 Mart 2012 tarihinde başvuranın işlemiş olduğu suçun niteliğini, delilin durumunu ve kuvvetli şüphenin varlığını dikkate alarak başvuranın tutuklu yargılanmasına karar veren İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde hâkim önüne çıkarılmıştır.
7. Başvuran 19 Mart 2012 tarihinde tutukluluk kararına itiraz etmiştir.
8. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 3 Nisan 2012 tarihinde söz konusu itirazı bir duruşma yapılmaksızın reddetmiştir. Mahkeme, kararını verirken, başvuran veya temsilcisine tebliğ edilmemiş olan Cumhuriyet savcısının mütalaasını dikkate almıştır.
9. İstanbul Cumhuriyet savcısı, 12 Haziran 2012 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine başvuranı genel olarak terör örgütü üyesi olmakla itham ettiği iddianamesini sunmuştur.
10. İstanbul Ceza Mahkemesi, 26 Kasım 2012 tarihinde bir duruşma düzenlemiş ve başvuranın serbest bırakılmasına karar vermiştir.
11. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 14 Mart 2006 tarihinde başvuranın bazı suçlamalardan beraatine karar verirken geriye kalan suçlamalarla ilgili olarak 6352 sayılı Kanun uyarınca başvuran hakkında açılan ceza yargılamalarının ertelenmesine karar vermiştir. Herhangi bir temyiz başvurusu yapılmadığından dolayı karar kesinleşmiştir.
II.İLGİLİ İÇ HUKUK
12. İlgili iç hukuk ve uygulamanın bir tanımlaması Altınok/Türkiye, no. 31610/08, §§ 28-32, 29 Kasım 2011 kararında bulunabilir.HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. HÜKÜMETİN İLK İTİRAZLARI
13. Hükümet, başvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini, zira 23 Eylül 2012 tarihinde hâlen tutuklu bulunduğunu ve Anayasa Mahkemesine (“AYM”) başvurması gerektiğini ileri sürmüştür. Ayrıca, Hükümet, başvuranın Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (“CMK”) 141. maddesi uyarınca tazminat hukuk yolunu tüketmediğini ileri sürmüştür.
14. Anayasal hukuk yoluyla ilgili olarak, Mahkeme, somut davanın konusu olan başvuranın yaptığı itirazın reddedilmesi kararının 3 Nisan 2012 tarihinde verildiğini ve o tarihte anayasal hukuk yolunun henüz yürürlüğe girmemiş olduğunu kaydetmektedir. Tazminat hukuk yoluyla ilgili olarak, Mahkeme, CMK’nin 141. maddesinin tutuklama tedbirine konu olan bir kişi için bazı sınırlı davalarda tazminat talep etme imkânı sunduğunu kaydetmektedir. Ancak, olayların gerçekleştiği sırada yürürlükte olan hükme ilişkin olarak, sıralanan davaların hiçbirinde tutukluluğa itiraz etmek için etkili bir hukuk yolunun olmamasından kaynaklı olarak uğranan maddi zarar için tazminat talep etme imkânı sağlanmamıştır (yukarıda anılan Altınok, § 67). Bu nedenle Mahkeme, Hükümetin ilk itirazlarını reddetmiştir.
II. SÖZLEŞME’NİN 5 § 4 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDAA. Başvuranın itirazlarını inceleyen temyiz mahkemesi önünde bulunamamasına ilişkin şikâyetler
15. Başvuran, Sözleşme’nin 5 § 4 maddesine dayanarak, yargılama öncesi tutukluluğunun incelendiği sırada mahkeme huzuruna çıkamadığından şikâyetçi olmuştur.
16. Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiştir.
17. Somut davada, başvuran, avukatıyla beraber bir hâkim karşısına çıktıktan sonra 11 Mart 2012 tarihinde tutuklanmıştır. Daha sonra, başvuran bu karara itiraz etmiş ve söz konusu itiraz 3 Nisan 2012 tarihinde itiraz mahkemesi tarafından bir sözlü duruşma yapılmaksızın reddedilmiştir. Buna rağmen, başvuran, itirazı itiraz mahkemesi tarafından incelenmeden 23 gün önce Ceza Mahkemesinin huzuruna çıkmıştır. Bu koşullar altında Mahkeme, Sözleşme’nin 5 § 4 maddesi amaçları doğrultusunda, itirazı inceleyen itiraz mahkemesi önünde ayrıca bir sözlü duruşmanın gerekli olmadığı kanaatindedir (bk. yukarıda anılan Altınok, §§ 54-55, 29 Kasım 2011; Çelik / Türkiye, no. 6670/10, §§ 20-22, 17 Mart 2015; Adem Serkan Gündoğdu / Türkiye, no. 67696/11, §§ 35-48, 16 Ocak 2018; Çeki / Türkiye, no. 50070/10, §§ 29-34, 10 Temmuz 2018 ve Bağlar / Türkiye, no. 40708/11, §§ 21-26, 10 Ekim 2017).
18. Başvurunun bu kısmı açıkça dayanaktan yoksun olup, Sözleşme’nin 35 §§ 3 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmelidir.
B. Cumhuriyet savcısının mütalaasının tebliğ edilmemesine ilişkin olarak
19. Başvuran, yapmış olduğu itirazın kendisine veya temsilcisine tebliğ edilmemiş olan Cumhuriyet savcısının mütalaasına dayanarak itiraz mahkemesi tarafından reddedildiğinden şikâyet etmiştir.
20. Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiştir.
21. Mahkeme, başvurunun bu kısmının Sözleşme’nin 35 § 3 maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir. Mahkeme, ayrıca, başvurunun kabul edilemez olduğuna ilişkin başka bir gerekçe bulunmadığı kanısındadır. Dolayısıyla, söz konusu şikâyetin kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.
22. Mahkeme, aynı şekilde, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 3 Nisan 2012 tarihinde başvuranın itirazını reddettiğini not etmektedir. Ağır Ceza Mahkemesi, kararını verirken başvuran veya temsilcisine tebliğ edilmemiş olan Cumhuriyet savcısının mütalaasını dikkate almıştır. Mahkeme, somut davanın, Sözleşme’nin 5 § 4 maddesi ihlali tespit edildiği Altınok (yukarıda anılan, §§ 57-61) davasına benzer sorunları gündeme getirdiğini kaydetmektedir. Bu tespitlerinden ayrılmayı gerektirecek bir sebep bulunmamaktadır.
23. Buna göre Mahkeme, somut davada, savcının mütalaasının başvurana veya temsilcisine tebliğ edilmemesine ilişkin olan inceleme bağlamında 5 § 4 maddesinin ihlal edildiği kanaatindedir.
III.SÖZLEŞME’NİN 5 § 5 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
24. Başvuran aynı zamanda, Sözleşme’nin 5 § 5 maddesi kapsamında, Sözleşme’nin 5 § § 1 ila 4 hükümleri kapsamındaki haklarının ihlali için tazminatın hakkının reddedildiğinden şikâyetçi olmuştur.
25. Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiştir.
26. Mahkeme, başvurunun bu kısmının Sözleşme’nin 35 § 3 maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir. Mahkeme, ayrıca, başvurunun kabul edilemez olduğuna ilişkin başka bir gerekçe bulunmadığı kanısındadır. Dolayısıyla, söz konusu şikâyetin kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.
27. Mahkeme, Sözleşme’nin 5. maddesinin 5. fıkrasının, 1, 2, 3 veya 4. fıkralarına aykırı bir şekilde gerçekleşen özgürlüklerden mahrum bırakılmaların tazminat türünden bir hukuk yolu gerektirdiğini hatırlatır (bk. Wassink / Hollanda, 27 Eylül 1990, § 38, A Serisi no. 185-A). Bu tazminat hakkı, 5. maddenin söz konusu fıkralarından birinin ihlal edildiğinin ya bir yerel makamca ya da Mahkemece tespit edilmiş olması koşuluna dayanmaktadır.
28. Bu doğrultuda Mahkeme, Cumhuriyet savcısı mütalaasının tebliğ edilmemesi nedeniyle somut davada başvuranın tutukluluğunun yasaya uygunluğuna itiraz etmek için etkili bir hukuk yoluna başvurma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (bk. yukarıda §§ 22-23). Mahkeme benzer bir şikâyeti Altınok (yukarıda anılan, §§ 66-69) davasında incelemiş olduğunu ve Sözleşme’nin 5 § 5 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiş olduğunu hatırlatmaktadır. Bu tespitlerinden ayrılmayı gerektirecek bir sebep bulunmamaktadır.
29. Dolayısıyla, somut davada Sözleşme’nin 5 § 5 maddesi ihlal edilmiştir.
IV.SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
30. Başvuran, 5.000 avro manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
31. Mahkeme, önündeki tüm unsurları dikkate alarak, Sözleşme’nin 5 § 4 maddesinin ihlali tespitinin başvuranın uğradığı tüm manevi zarar bakımından adil tazmin teşkil ettiğini değerlendirmektedir (bk. yukarıda anılan Ceviz, no. 8140/08, § 64).
32. Başvuran, ayrıca Mahkeme önünde oluşan masraf ve giderleri ve avukatlık ücretleri karşılığında 7.385 TL talep etmiştir. Bu doğrultuda, başvuranın avukatı herhangi bir belge sunmamıştır.
33. Mahkemenin içtihadına göre, bir başvuran ancak masraf ve giderlerin fiilen ve zorunlu olarak yapıldığını ve miktar olarak makul olduğunu belgelendirdiği takdirde, bunların geri ödenmesi hakkına sahiptir. Somut davada, başvuran masraf ve giderlere ilişkin talebine dair bir dayanak sunmamıştır. Bu nedenle Mahkeme, bu başlık altında herhangi bir miktara hükmetmemiştir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,Sözleşme’nin 5 §§ 4 ve 5 maddesi kapsamında, başvuranın Cumhuriyet savcısının mütalaasının başvuran veya temsilcisine tebliğ edilmemesi ve buna ilişkin olarak tazminat verilmemesine dair şikâyetlerinin kabul edilebilir, başvurunun geriye kalan kısmının kabul edilemez olduğunun beyan edilmesine;Cumhuriyet savcısının mütalaasının başvuran veya temsilcisine tebliğ edilmemesi gerekçesiyle Sözleşme’nin 5 § 4 maddesinin ihlal edildiğine;Sözleşme’nin 5 § 5 maddesinin ihlal edildiğine;İhlal tespitinin başvuranın uğradığı her türlü manevi zarar açısından yeterli adil tazmin teşkil ettiğine;Başvuranın adil tazmin talebinin geri kalan kısmının reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, Mahkeme İç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3 maddesi uyarınca 19 Ocak 2021 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıValeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy