AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
OLCAY VE DİĞERLERİ / TÜRKİYE
(Başvuru no. 59481/16 ve 29 diğer başvuru)
KARAR
STRAZBURG
11 Şubat 2025
İşbu karar, kesin olup bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Olcay ve Diğerleri / Türkiye davasında,
Başkan
Jovan Ilievski,
Hâkimler
Péter Paczolay,
Davor Derenčinović
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
İsimleri ekteki tabloda yer alan başvuranlar (“başvuranlar”) tarafından tabloda belirtildiği üzere farklı tarihlerde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Mahkemeye yapılan başvuruları,
Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi eski Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”), Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamındaki şikâyetlerin tebliğ edilmesine ve başvuruların geri kalan kısımlarının kabul edilemez olduğuna dair kararı;
tarafların beyanlarını;
Bölüm Başkanı tarafından davaya üçüncü taraf olarak müdahil olmasına izin verilen Gönüllü Hukukçular Derneği tarafından sunulan görüşleri (Sözleşme’nin 36 § 2 maddesi ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 44 § 3 maddesi);
Hükümetin başvuruların bir Komite tarafından incelenmesine karşı itirazının reddedildiği kararı dikkate alarak;
21 Ocak 2025 tarihinde yapılan kapalı müzakerelerin ardından,
Aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVA KONUSU
1. Mevcut başvurular, 6723 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinin ardından Danıştay üyeliklerinin erken ve iddia edildiği üzere keyfi olarak sona erdirilmesiyle ilgili olarak başvuranların mahkemeye erişimlerinin olmamasıyla ilgilidir. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamındaki mahkemeye erişim haklarının ihlal edildiğinden şikâyet etmektedir.
2. Başvuranlar söz konusu tarihte Danıştay üyesi olan idari hakimlerdir.
3. 1 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi, temyiz mahkemelerinin kurulmasıyla birlikte üç kademeli bir yargı sisteminin oluşturulması amacıyla Danıştay ve Yargıtayın daire sayısını ve büyüklüğünü azaltmak için bazı kanunlarda değişiklik yapan 6723 sayılı Kanunu kabul etmiştir. 23 Temmuz 2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren söz konusu kanunun 12. maddesiyle 2575 Sayılı Danıştay Kanunu’na geçici 27. Madde eklenmiştir. Bu değişiklik, Danıştay Başkanı, Başsavcısı, başkanvekili ve daire başkanı olarak görev yapanlar hariç, Danıştayın tüm üyelerinin üyeliklerini sona erdirmiştir. Başvuranlar, söz konusu Kanun ile üyelikleri sona erdirilen mahkeme üyeleri arasındadır (Kanun’un yürürlüğe girmesinin arka planı ve içeriği için bk. Sözen / Türkiye, no. 73532/16, §§ 5-12, 9 Nisan 2024).
4. Daha sonra adı Hakimler ve Savcılar Kurulu olarak değiştirilen Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (“HSYK”), 25 Temmuz 2016 tarihinde Danıştaya yeni üyeler atamıştır. Mevcut davadaki başvuranlar, yeniden atananlar arasında yer almadıkları için başka mahkemelere hakim olarak atanmışlardır.
5. Sadece 75481/16 numaralı başvurudaki başvuran, Danıştay üyeliğinin 6723 sayılı Kanunla sona erdirilmesine itiraz etmek için mahkemeye erişim hakkına atıfla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi, 7 Mart 2023 tarihli kısa kararında, başvuruyu başvuranın adil yargılanma hakkı temelinde incelemiş ve bu hakkın ihlal edilmediğinin açık olduğunu tespit ederek başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
6. Diğer başvuranlar, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurular çerçevesinde yasal hükümleri inceleme yetkisine sahip olmadığını ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmamıştır.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
7. Mahkeme, başvuruları, konu bakımından benzer olmaları sebebiyle, tek bir karar kapsamında birleştirerek incelemeyi uygun görmektedir.
SÖZLEŞME’NİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA8. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi anlamı dahilinde, 6723 Sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesiyle Danıştay üyeliklerinin erken ve iddia edildiği üzere keyfi olarak sona erdirilmesine itiraz etmek için mahkemeye erişim hakkı tanınmadığından şikayetçi olmuştur.
Kabul Edilebilirlik Hakkında Konu bakımından bağdaşmazlık itirazı9. Hükümet, başvuranların şikayetinin Sözleşme hükümleriyle konu bakımından bağdaşmadığını iddia ederek mevcut davada 6. maddenin uygulanabilirliğine yönelik itirazda bulunmuştur. Hükümet, başvuranların Sözleşme’nin 6. Maddesinin anlamı dahilinde bir “medeni hakka” sahip olmadığını ileri sürmüştür. Ayrıca, Hükümet başvuranların mahkemeye erişimlerinin bulunmamasının Vilho Eskelinen ve Diğerleri / Finlandiya kararında belirtilen koşullar ışığında haklı olduğunu sürmüştür ([BD], no. 63235/00, AİHM 2007-II).
10. Bu bağlamda, Hükümet başvuranların yetkilerinin doğası gereği kamu hukuku tarafından verilen yetkilerin kullanılmasını ve Devletin genel çıkarlarını koruma amacı taşıyan görevlerin yerine getirilmesini içerdiğini belirtmiştir. Ek olarak, 6723 Sayılı Kanun’un çıkarılmasının ardından ulusal makamların bölge adliye mahkemelerini sisteme dahil ederek yargı sistemine yönelik köklü bir reform getirdiğini eklemiştir. Dolayısıyla, Hükümet böylesine büyük bir reform dikkate alındığında başvuranların Danıştay üyesi olarak görev sürelerinin erken sona erdirilmesine itiraz etmek için mahkemeye erişimlerinin bulunmamasının Eskelinen ilkeleri uyarınca haklı olduğunu savunmuştur.
11. Mahkeme koşulları somut davayla aynı olan Sözen / Türkiye (no. 73532/16, §§ 45-61, 9 Nisan 2024) davasında benzer bir itirazı incelediğini ve reddettiğini kaydetmektedir. Bu davada, bir hak - yani başvuranın Danıştaydaki görev süresinin keyfi olarak sona erdirilmemesi hakkı - konusunda gerçek ve ciddi bir ihtilaf olduğunu ve başvuranın bu hakkı iç hukuk kapsamında tartışılabilir gerekçelerle talep edebileceğini tespit etmiştir (agy., §§ 53‑54). Ardından, 6723 sayılı Kanun’un kabul edilmesinden önce yürürlükte olduğu şekliyle ilgili iç hukukun, bir Danıştay üyesinin görev süresinin zamanından önce sona erdirilmesinin hukuka uygunluğuna itiraz etmek için mahkemeye erişimi engellemediğine karar vermiştir (agy., § 58). Mahkeme, Vilho Eskelinen testinin ilk koşulunun yerine getirilmediği gerekçesiyle 6. maddenin bu davada medeni hukuk yönünden uygulanabilir olduğu sonucuna varmıştır.
12. Mahkeme, mevcut davada bu yaklaşımdan ayrılmasını gerektirecek herhangi bir olgu veya argüman tespit etmemiştir. Sonuç olarak, 6. madde medeni hukuk yönünden uygulanabilirdir ve Hükümetin şikayetin Sözleşme hükümleriyle konu bakımından bağdaşmadığına ilişkin itirazı reddedilmelidir.
İç hukuk yollarının tüketilmemesine ilişkin itiraz13. Hükümet, mevcut başvuranlardan yalnızca birinin (75481/16 numaralı başvurudaki başvuran), 6723 sayılı Kanun ile üyeliğinin sona erdirilmesine ilişkin olarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğunu ileri sürmüştür. Bir yasama işleminin temel hakları ihlal etmesi halinde, bu işlemin uygulanmasına itiraz etmek için bireysel başvuruda bulunulması gerektiğini ifade etmiştir. Anayasa Mahkemesinin 2018 ve 2019 yıllarında verdiği ve kanun hükümlerinden kaynaklanan şikâyetlerin kabul edilebilir olduğuna hükmettiği üç karara atıfta bulunan Hükümet, Anayasa Mahkemesine yapılacak bireysel başvurunun mevcut davadaki diğer başvuranlar tarafından tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu ileri sürmüştür. Hükümet ayrıca, 75481/16 numaralı başvurunun da aynı şekilde kabul edilemez ilan edilmesi gerektiğini, çünkü başvuranın bireysel başvurusu Anayasa Mahkemesi önünde derdest iken Mahkemeye başvurulduğunu beyan etmiştir.
14. Başvuranlar Hükümetin argümanlarına itiraz etmiştir. Anayasa Mahkemesine kanunlara itiraz etmek için bireysel başvuruda bulunulamayacağını iddia etmişlerdir. Başvuranlardan bazıları, Anayasa Mahkemesinin benzer davalarda verdiği yetkisizlik kararlarına atıfta bulunarak bireysel başvuru yolunun zaten etkisiz olduğunu ileri sürmüştür. Bu başvuranlar, özellikle, eski HSYK üyelerinin 6524 sayılı Kanun ile görev sürelerinin zamanından önce sona erdirilmesinden şikâyet ettikleri başvurunun reddedildiği 30 Kasım 2015 tarihli Anayasa Mahkemesi kararına atıfta bulunmuşlardır (Anayasa Mahkemesi kararı için bk. Kartal / Türkiye, 54699/14, § 12, 26 Mart 2024).
15. Mahkeme Sözleşme’nin 35 § 1 maddesinin sadece iddia edilen ihlallere ilişkin mevcut ve yeterli hukuk yollarının tüketilmesini gerektirdiğini (bk. Paksas / Litvanya [BD], no. 34932/04, § 75, AİHM 2011 (alıntılar)), ve yetersiz veya etkisiz olan hukuk yollarına başvurma zorunluluğunun olmadığını hatırlatmıştır (bk. Vučković ve Diğerleri / Sırbistan (ilk itiraz) [BD], no. 17153/11 ve 29 diğer, § 73, 25 Mart 2014).
16. Mahkeme ayrıca, bu tür bir hukuk yolunun mevcudiyetinin hukuken ve uygulamada yeterince kesin olması gerektiğini yineler (bk. Vernillo / Fransa, 20 Şubat 1991, § 27, Seri A no. 198). Bu nedenle, hukuk yolunun iç hukuktaki dayanağı açık olmalıdır (kıyaslayınız Norbert Sikorski / Polonya, no. 17599/05, § 117, 22 Ekim 2009; Sürmeli / Almanya [BD], no. 75529/01, §§ 110-12, AİHM 2006-VII; ve Scavuzzo-Hager ve Diğerleri / İsviçre (k.k.), no. 41773/98, 30 Kasım 2004) ve başvuranın şikayetleriyle ilgili olarak telafi sağlayabilecek ve makul bir başarı şansı sunabilecek nitelikte olmalıdır (kıyaslayınız Scoppola / İtalya (no. 2) [BD], no. 10249/03, § 71, 17 Eylül 2009; Karácsony ve Diğerleri / Macaristan [GC], no. 42461/13 ve 44357/13, §§ 75-82, 17 Mayıs 2016; Selahattin Demirtaş / Türkiye (no. 2) [BD], no. 14305/17, § 205, 22 Aralık 2020; ve Magyar Keresztény Mennonita Egyház ve Diğerleri / Macaristan, no. 70945/11 ve 8 diğer, § 50, AİHM 2014 (alıntılar)).
17. Kapsamı ve uygulaması da dahil olmak üzere, var olduğu söylenen bir hukuk yolunun gelişimi ve erişilebilirliği açıkça ortaya konmalı ve uygulama veya içtihat ile teyit edilmeli veya tamamlanmalıdır (bk. Mikolajová / Slovakya, no. 4479/03, § 34, 18 Ocak 2011). Atıfta bulunulan kararlar prensip olarak başvurunun yapılmasından önceki döneme ait ve(bk. Dimitar Yanakiev / Bulgaristan (no. 2), no. 50346/07, §§ 53 ve 61, 31 Mart 2016, ve Norbert Sikorski, yukarıda alıntılanan, § 115) mevcut dava ile ilgili olmalıdır (bk. Sakhnovskiy / Rusya [BD], no. 21272/03, §§ 43-44, 2 Kasım 2010).
18. Özellikle, temel haklar için anayasal koruma sağlayan bir hukuk sisteminde bu korumanın kapsamını test etmek ve yerel mahkemelerin bu hakları yorum yoluyla geliştirmesine yol açmak mağdur bireyin görevidir (bk. Vučković ve Diğerleri, yukarıda alıntılanan, § 84, ve A, B ve C / İrlanda [BD], no. 25579/05, § 142, AİHM 2010). Ancak, önerilen bir hukuk yolunun, örneğin yerleşik içtihat ışığında, aslında makul bir başarı şansı sunmadığı durumlarda, başvuranın bu hukuk yolunu kullanmamış olması kabul edilebilirliğe engel değildir (kıyaslayınız Carson ve Diğerleri / Birleşik Krallık [BD], no. 42184/05, § 58, AİHM 2010, ve Pressos Compania Naviera S.A. ve Diğerleri / Belçika, 20 Kasım 1995, § 27, Seri A no. 332).
19. Mahkeme, Anayasa Mahkemesinin Hükümet tarafından atıfta bulunulan 2018 ve 2019 tarihli kararlarında çeşitli konulara ilişkin yasal hükümlerden kaynaklanan tedbirleri inceleme yetkisini kabul ettiğini ancak davanın söz konusu hükmün uygulanmasıyla ilgili olduğunu dikkate almıştır. 10 Kasım 2022 tarihli kararıyla Anayasa Mahkemesi, koşulların mevcut davadakilerle aynı olduğu bir davada bir Danıştay üyesinin görev süresinin kanun gereğince erkenden sona erdirilmesi bağlamında mahkemeye erişimin bulunmadığına ilişkin bir bireysel başvuruyu inceleme yetkisini kabul etmiştir (bk. Sözen, yukarıda anılan, § 17). Dolayısıyla, bu kararın ardından Anayasa Mahkemesinin mevcut davada başvuranların şikâyetlerini inceleme yetkisi yasal kesinlik kazanmıştır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesinin 7 Mart 2023 tarihli kararında (bk. yukarıda 5) 75481/16 numaralı başvurudaki başvuran tarafından yapılan bireysel başvuruyu esastan inceleyebildiği anlaşılmaktadır.
20. Ancak Anayasa Mahkemesi, mevcut başvuruların yapıldığı tarihte (18 Ekim 2016 ile 23 Ocak 2017 tarihleri arasında) doğrudan kanun hükümlerinden kaynaklanan hususları inceleme yetkisini kabul ettiği bir kararı henüz vermemişti. Anayasa Mahkemesi, bazı başvuranlar tarafından atıfta bulunulan 30 Kasım 2015 tarihli kararında yeni bir kanunun yürürlüğe girmesinin ardından HSYK hâkimlerinin görev sürelerinin sona ermesine itiraz etmek için mahkemeye erişimin olmamasına ilişkin benzer bir şikâyeti incelemek için yetkisiz olduğunu açıkça beyan etmiştir (Bu davanın bağlamı ve Anayasa Mahkemesinin kararı için bk. Kartal, yukarıda anılan, §§ 8-12).
21. Bu nedenle Mahkeme, mevcut başvuruların Mahkemeye yapıldığı tarihteki Anayasa Mahkemesi içtihadı ışığında, başvuranlar tarafından Anayasa Mahkemesine yapılacak bireysel başvuruların söz konusu tarihte makul bir başarı şansı sunmayacağını tespit etmiştir. Anayasa Mahkemesinin benzer şikâyetleri inceleme yetkisinin bulunduğunu onaylayan içtihadının ancak yıllar sonra ortaya çıktığını göz önünde bulunduran Mahkeme, Hükümetin iç hukuktaki uygulamanın yeterince yerleşik hale geldiğini veya başvuranların Mahkemeye başvurdukları tarihte bu hukuk yolunun benzer durumlarda başarıyla kullanıldığına işaret eden içtihadın mevcut olduğunu göstermediğini tespit etmiştir (bk., bu davaya uygulanabildiği ölçüde, Dimitar Yanakiev, yukarıda alıntılanan, § 61).
22. Sonuç olarak Mahkeme, mevcut davadaki başvuranların Avrupa Mahkemesine başvurdukları sırada Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunu tüketmiş olmalarının gerekmediğini düşünmektedir. Dolayısıyla, bu itiraz da reddedilmelidir.
23. Mahkeme, bu şikâyetin Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve başka herhangi bir gerekçeyle de kabul edilemez olmadığını kaydetmektedir. Dolayısıyla, şikâyetin kabul edilebilir olduğuna karar verilmelidir.
Esas Hakkında Tarafların Beyanları24. Başvuranlar, 6723 sayılı Kanun uyarınca üyeliklerinin sona erdirilmesiyle ilgili olarak mahkemeye erişimlerinin engellendiğini ve bu durumun kendilerine göre meşru bir amaç taşımadığını ileri sürmüşlerdir.
25. Hükümet Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edilmediği görüşündedir. Başvuranların üyeliklerini sona erdiren 6723 sayılı Kanun’un hukukun üstünlüğünü geliştirmeyi ve bölge adliye mahkemeleri ile üç kademeli bir yargı sistemi oluşturarak kamu güvenini artırmayı amaçlayan büyük bir yargı reformunun parçası olduğunu belirtmiştir‑. Hükümet söz konusu Kanun’un yargı görevine ilişkin kurallara getirilen meşru bir istisna olduğunu ve bireyleri görüşleri veya eylemleri nedeniyle hedef almadığını da eklemiştir.
26. Hükümet ayrıca 6723 sayılı Kanun’un etkilenen bireylerin kazanılmış haklarına saygı gösterdiğini ve orantılı olduğunu savunmuştur. Bahsi geçen Kanun, yüksek mahkemelerin tüm üyelerinin görev sürelerini sona erdirmiş ancak derecelerini ve maaşlarını korumuş ve hakimlerin Anayasa’nın 139. maddesi kapsamındaki haklarına saygı göstermiştir. Hükümet, bağımsız HSYK’nın yeni kanunla üyelikleri sona eren kişiler arasından Danıştaya yeni üyeler seçtiğini ve Türk Anayasası’nın, görev süresini değil, görevden alınmamayı güvence altına aldığını ileri sürmüştür.
27. Son olarak Hükümet, 6723 sayılı Kanun ile üyelikleri sona erdirilen bazı yüksek mahkeme üyelerinin FETÖ/PDY örgütüne üyelikten hüküm giydiklerini kaydetmiştir.
Mahkemenin değerlendirmesi28. Mahkemeye erişim hakkına ilişkin genel ilkeler Zubac/Hırvatistan ([BD], no. 40160/12, §§ 76-79, 5 Nisan 2018) ve Sözen (yukarıda anılan, §§ 69-70) kararlarında özetlenmiştir.
29. Koşulları mevcut davadakilerle aynı olan Sözen davasında (yukarıda anılan, §§ 71-78) Mahkeme, başvuranın görev süresinin keyfi olarak sona erdirilmemesine ilişkin tartışılabilir hakkına yönelik gerçek ve ciddi olan ihtilafın incelenmesi için yerel mahkemelere erişiminin olmamasının haklı olmadığına karar vermiştir. Davalı Devletin yargısal denetimin mevcut olmaması nedeniyle başvuranın mahkemeye erişim hakkının özüne zarar verdiğine karar vermiştir (agy., § 78).
30. Mahkeme, mevcut davada söz konusu sonuçtan ayrılmasını gerektirecek herhangi bir sebep bulunmadığı görüşündedir.
31. Dolayısıyla, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiştir.
SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
32. Başvuranlar, maddi ve manevi tazminat ile birlikte yerel mahkemeler ve Mahkeme önündeki masraf ve harcamalar için ödeme talep etmişlerdir.
33. Maddi tazminatla ilgili olarak başvuranlar, söz konusu tedbirin sonucunda maaşlarının veya emekli maaşlarının bir kısmını ve bazı maddi avantajları (özellikle, lojman, sağlık sigortası, maaşa dayalı olarak bankaların sunduğu avantajlar ve bazı kamu ücretlerinden muafiyetler) kaybettiklerini belirtmişlerdir. Bu başlık altında, talep edilen miktarı belirtmeyen 72344/16 numaralı başvurudaki başvuran hariç olmak üzere, 9.000 ile 1.200.000 avro arasında değişen miktarlar talep etmişlerdir.
34. Manevi tazminata ilişkin olarak kendilerine karşı gerçekleştirilen eylemler sonucunda sıkıntı çektiklerini belirtmişlerdir. Ekteki tabloda belirtilen tutarları talep etmişlerdir.
35. Masraf ve harcamalara ilişkin olarak, ekteki tabloda belirtilen çeşitli tutarları talep etmişler ve burada belirtilen destekleyici belgeleri sunmuşlardır.
36. Hükümet, başvuranların maddi tazminat taleplerinin mevcut davanın konusuyla alakasız olmasının yanı sıra, dayanaktan yoksun ve aşırı olduğunu iddia etmiştir. Ayrıca, başvuranların maddi ve manevi tazminat talepleri ile iddia edilen ihlal arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığını belirtmişlerdir. Ayrıca, başvuranların manevi tazminat taleplerinin temelsiz ve aşırı olduğunu ve Mahkemenin benzer davalarda hükmettiği miktarlarla uyuşmadığını ileri sürmüştür. Son olarak, Hükümet başvuranların masraf ve giderlere ilişkin taleplerini desteklemek için geçerli veya ikna edici belgeler sunmadıklarını iddia etmiştir.
37. Mahkeme, tespit edilen ihlal ile ileri sürülen maddi zarar arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığı kanısına varmış ve bu nedenle söz konusu talebi reddetmiştir. Ancak, yansıtılabilecek her türlü vergi hariç olmak üzere her başvurana manevi tazminat olarak 3.000 avro ödenmesine hükmetmiştir.
38. Masraf ve giderlere ilişkin olarak elindeki belgeleri göz önünde bulunduran Mahkeme, destekleyici belge (bk. ekteki tablo) sunan başvuranlara, yansıtılabilecek her türlü vergi hariç olmak üzere, söz konusu tabloda belirtilen miktarların ödenmesini makul bulmuş ve taleplerin geri kalanını reddetmiştir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
Başvuruların birleştirilmesine; Başvuruların kabul edilebilir olduğunun beyan edilmesine; Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine;(a) Davalı Devlet tarafından, her başvurana, üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin ulusal para birimine çevrilmek üzere aşağıdaki meblağların ödenmesine:
(i) Manevi tazminat olarak, yansıtılabilecek her türlü vergi hariç 3.000 avro (üç bin avro);
(ii) Masraf ve giderler için yansıtılabilecek her türlü vergi hariç olmak üzere ekli tabloda belirtilen miktarlar;
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, belirtilen miktarlara, Avrupa Merkez Bankasının marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz uygulanmasına;
Başvuranların adil tazmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesine karar vermiştir.İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup; Mahkeme İçtüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca 11 Şubat 2025 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Jovan Ilievski
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
EK
Başvuruların listesi:
No.
Başvuru no.
Dava Adı
Başvuru tarihi
Başvuran
Doğum Tarih
İkamet Adresi
Temsilci
Manevi tazminat talebi (avro)
Avukat ücreti talebi (avro)
ve varsa destekleyici belgeler
Diğer masraf ve giderler için talep (avro) ve varsa destekleyici belgeler
Avukat ücretleri ve diğer masraf ve harcamalar için hükmedilen tutar (avro)
1.
59481/16
Olcay / Türkiye
14/12/2016
Bülent OLCAY
Kırıkkale
Tarık OLCAY (avukat değil)
2.500.000
-
2.
66681/16
Uluca / Türkiye
26/10/2016
İhsan ULUCA
21/01/1966
Kırıkkale
Uğur ALTUN
100.000
1.000
1.000
-
3.
67324/16
Kökçam / Türkiye
18/10/2016
Mustafa KÖKÇAM
11/05/1961
Ankara
Ahmet Faruk ACAR
100.000
2.132
-
4.
68779/16
Çetin / Türkiye
02/11/2016
Yunus ÇETİN
27/01/1966
Ankara
Cengiz VAROL
500.000
1.000
-
5.
72216/16
Çırak / Türkiye
11/11/2016
Osman ÇIRAK
01/05/1964
İzmir
Cengiz VAROL
350.000
-
6.
72344/16
Davas / Türkiye
10/11/2016
Kasım DAVAS
01/10/1960
Ankara
Murat MECİT
belirtilmemiş
-
7.
72420/16
Kabadayı / Türkiye
04/11/2016
Hasan KABADAYI
01/01/1963
Sakarya
Sezgin KOBYA
250.000
4.000
İmzasız yasal hizmet sözleşmesi
10.000
-
8.
73257/16
Çomoğlu / Türkiye
24/11/2016
Resul ÇOMOĞLU
01/11/1965
Kırıkkale
Muhammet GÜNEY
150.000
1.000
-
9.
75470/16
Oğuz / Türkiye
18/11/2016
Hüseyin OĞUZ
30/06/1971
İzmir
Tarık Said GÜLDİBİ
200.000
2.000
Yasal hizmet sözleşmesi
3,000
Aynı avukatın diğer 2 başvuranı da temsil etmesi nedeniyle avukat ücretine müştereken hükmedilmiştir (75795/16 ve 76038/16)
10.
75481/16
Turgut / Türkiye
23/11/2016
Hasan TURGUT
25/07/1967
Ankara
Ulviye TURĞUT
250.000
1.000
-
11.
75792/16
Güngör / Türkiye
16/11/2016
Mesut GÜNGÖR
05/06/1969
Kırıkkale
Seda SÖZEN
200.000
600
Avukat tarafından düzenlenmiş fatura
1.000
600
12.
75795/16
Güney / Türkiye
14/11/2016
Haşim GÜNEY
05/01/1968
Kırıkkale
Tarık Said GÜLDİBİ
200.000
2.000
Yasal hizmet sözleşmesi
3,000
Aynı avukatın diğer 2 başvuranı da temsil etmesi nedeniyle avukat ücretine müştereken hükmedilmiştir (75470/16 ve 76038/16)
13.
76038/16
Aydın / Türkiye
25/11/2016
Oktay AYDIN
04/09/1971
Ankara
Tarık Said GÜLDİBİ
200.000
2.000
Yasal hizmet sözleşmesi
3,000
Aynı avukatın diğer 2 başvuranı da temsil etmesi nedeniyle avukat ücretine müştereken hükmedilmiştir (75470/16 ve 75795/16)
14.
76430/16
Koçak / Türkiye
07/11/2016
Okay KOÇAK
20/10/1970
Artvin
Güntaç DEĞER
1.000.000
3.000
Avukat tarafından düzenlenmiş fatura
1.000
2.000
15.
79699/16
Özcan / Türkiye
24/11/2016
Mithat ÖZCAN
05/04/1969
Ankara
İrem TATLIDEDE
50.000
2.000
Yasal hizmet sözleşmesi
2.000
16.
300/17
Dinç / Türkiye
16/12/2016
Mustafa DİNÇ
31/10/1965
Ankara
Tevfik YILDIRIM
500.000
3.000
Avukat tarafından düzenlenmiş fatura
1.000
2.000
17.
343/17
Yılbaşı / Türkiye
23/11/2016
Hannan YILBAŞI
17/10/1971
Kırıkkale
Ekrem Bahadır MERCANTAŞ
500.000
-
18.
1483/17
Demirci / Türkiye
17/12/2016
Ünal DEMİRCİ
03/03/1960
Ankara
Seda SÖZEN
1.100.000
1.000
Avukat tarafından düzenlenmiş fatura
500
1.000
19.
1556/17
Boyraz / Türkiye
12/12/2016
Orhan BOYRAZ
15/08/1970
Ankara
Gamze Rana BOYRAZ (avukat değil)
10.000.000
-
20.
1584/17
Sönmez v. Türkiye
01/12/2016
Mehmet SÖNMEZ
01/09/1970
Kırıkkale
Hüseyin AYGÜN
1.000.000
1.000
2.000
-
21.
3723/17
Kaya / Türkiye
20/12/2016
Mehmet KAYA
01/04/1966
Ankara
Mehmet ÖNCÜ (avukat değil)
50.000
1.500
Temsilcisi tarafından düzenlenmiş fatura
14
Mahkemeye gönderilen belgeler için posta ücretine ilişkin düzenlenen fatura
1.514
22.
4272/17
Eğerci / Türkiye
16/11/2016
Ahmet EĞERCİ
15/02/1969
Kırıkkale
Adem KAPLAN
200.000
-
23.
4303/17
Günenç / Türkiye
16/12/2016
İbrahim GÜNENÇ
01/09/1969
Denizli
Hüseyin AYGÜN
1.000.000
1.000
2.000
-
24.
7305/17
Eyidemir / Türkiye
16/12/2016
Hamza EYİDEMİR
27/01/1970
Ankara
Hüseyin AYGÜN
1.000.000
1.000
2.000
-
25.
7504/17
Cihangir / Türkiye
15/12/2016
Fatih CİHANGİR
01/07/1971
Ankara
500.000
1.000
-
26.
10434/17
Aliusta / Türkiye
05/01/2017
İbrahim ALİUSTA
01/04/1966
Ankara
Canay ALİUSTA
40.000
5.000
Yasal hizmet sözleşmesi
170
60 avro bedelinde bir fatura (Mahkemeye posta ücreti faturası) ve 55 avro bedelinde başka bir fatura (alaka kurulamamıştır)
2.060
27.
11839/17
Ersert / Türkiye
17/11/2016
Mahmut ERSERT
01/01/1969
Ankara
İsmet ÇELİK
1.000.000
3.000
Yasal hizmet sözleşmesi ve avukat tarafından düzenlenmiş fatura
1.000
2.000
28.
12000/17
Esen / Türkiye
09/01/2017
Halide ESEN
01/01/1964
İstanbul
Esat Selim ESEN
200.000
-
29.
12510/17
Kılınç / Türkiye
19/12/2016
Bülent KILINÇ
01/11/1965
Ankara
Hüseyin AYGÜN
1.000.000
1.000
2.000
-
30.
19296/17
Demir / Türkiye
01/12/2016
Hasan DEMİR
01/09/1969
Ankara
Hüseyin AYGÜN
1.000.000
1.000
2.000
-