© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2013. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Daha fazla bilgi için, bu belgenin sonunda bulunan yazarın telif hakkı ile ilgili kısmı okuyabilirsiniz.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2013. This translation was commissionned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court. For further information see the full copyright at the end of this document.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2013. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund). Elle ne lie pas la Cour. Pour plus de renseignements veuillez lire l’indication de copyright/droits d’auteur à la fin du présent document.
Mahkemenin İçtihatlarına İlişkin Bilgi Notu No. 159
Ocak 2013
Oleksandr Volkov - Ukrayna - 21722/11
Karar 9.1.2013 [V. Bölüm]
Madde 6
Medeni yargılama
Madde 6-1
Tarafsız mahkeme
Bağımsız mahkeme
Yargısal disiplin sisteminin yapısal kusurları: ihlal
Adil yargılama
Yargıçlara disiplin cezası verilmesi bakımından sınırlama döneminin yokluğu ve yargıcın meslekten çıkarılma kararı kabul edilirken elektronik oylama sisteminin kötüye kullanılması: ihlal
Kanunen kurulmuş mahkeme
Başvurucunun davasına bakan dairenin oluşumunun, mahkeme başkanı olarak görev süresi sona eren bir yargıç tarafından belirlenmesi: ihlal
Madde 8
Madde 8-1
Özel yaşama saygı
“Yemin ihlali” suçunun tutarlı bir yorumu ve gerekli usul güvenceleri olmadan, bir yargıcın bu suçtan dolayı meslekten çıkarılması: ihlal
Madde 46
Madde 46-2
Kararın yerine getirilmesi
Genel nitelikteki tedbirler
Davalı Devletin yargısal disiplin sistemini düzeltmesi gereği
Bireysel tedbirler
Davalı Devletin mümkün olan en kısa zamanda başvurucunun Yüksek Mahkeme yargıçlığı görevine iadesini sağlaması gerekmektedir.
Olgular – Başvurucu 2003’ten bu yana Ukrayna Yüksek Mahkeme yargıcıydı ve 2007’den itibaren bu Mahkemenin Askeri Dairesinin Başkanıydı. 2007’de Adalet Yüksek Kurulu (“AYK”) üyeliği görevine seçilmiştir, fakat Yargı ile ilgili Parlamento Komisyonu (“Parlamento Komisyonu”) Başkanının yemin etmesine izin vermeyi reddetmesi sonrasında görevi alamamıştır. 2008 ve 2009’da AYK’nun iki üyesi – birisi daha sonra AYK başkanı seçilmiştir –, başvurucunun muhtemel görevi suiistimalinin ön soruşturmasını yürütmüştür. Başvurucunun, karısının kardeşi tarafından verilen – bazıları 2003 yılına kadar giden – kararları incelediği ve bazı eylemleri 2006 yılına giden büyük usul ihlallerinden suçlu olduğu sonucuna varmışlardır. Soruşturmaları takiben, AYK Başkanı başvurucunun yargıçlık görevinden çıkarılması için Parlamentoya iki başvuruda bulunmuştur. 2010’da, Parlamento, AYK tarafından yapılan bu başvuruları değerlendirdikten sonra, Parlamento Komisyonunun tavsiyesi ile “yemin ihlali” dolayısıyla başvurucunun meslekten çıkarılması için oylama yapmıştır. Başvurucuya göre, elektronik oylama süresince Parlamento Üyelerinin çoğunluğu ve oylamada bulunanlar kurulda olmayan meslektaşlarına ait oy pusulalarını kullanmışlardır. Başvurucu meslekten çıkarılmasına karşı Yüksek İdare Mahkemesinde itiraz etmiştir; Mahkeme, AYK başkanının soruşturmasının ardından, başvurucunun meslekten çıkarılması talebini içeren AYK başvurusunun hukuka uygun ve kanıtlanmış olduğunu saptamıştır. Yüksek İdare Mahkemesi ayrıca AYK’nun diğer bir soruşturma sonucuna dayanan kararının hukuka aykırı olduğunu, çünkü başvurucu ile karısının kardeşinin o dönem yürürlükte olan mevzuata göre akraba kabul edilmediklerini saptamıştır. Öte yandan, yürürlükteki hükümlere göre iptal yetkisinin olmadığını belirterek, AYK’nun işlemini iptal etmeyi reddetmiştir. Yüksek İdare Mahkemesi ek olarak, ne parlamento komisyonunda ne de Parlamento önünde hiçbir usul ihlali olmadığını not etmiştir.
Karar – Madde 6 § 1
(a) Uygulanabilirlik – Başvurucunun davasını karara bağlarken ve bağlayıcı bir karar alırken, AYK, parlamento komisyonu ve Parlamento genel kurulu hep birlikte yargısal bir işlev yerine getiriyorlardı. Başvurucunun meslekten çıkarılmasına ilişkin bağlayıcı karar, iç hukuk yargısı içinde klasik bir mahkeme olan Yüksek İdare Mahkemesi tarafından ayrıca incelenmiştir. Bundan dolayı başvurucunun iddiası bakımından, ulusal hukukun “mahkemeye erişim hakkını açıkça kapsam dışı bıraktığı sonucuna varılamaz. Bu nedenle 6. madde medeni yönü bakımından uygulanmıştır.
Başvurucuya uygulanan yaptırım mesleki suiistimal bakımından klasik bir disiplin tedbiridir ve iç hukuk bakımından, yargıcın kasten hatalı karar almasından dolayı ceza hukuku yaptırımları ile çelişmektedir. Başvurucunun hukuk mesleğinden azledilmesinin, hukuk mesleğini başka bir sıfatla hukukçu olarak devam ettirmesini resmen engellemediğini belirtmek yerinde olur. 6. Madde bu nedenle cezai yönü bakımından uygulanabilir değildir.
(b) Başvurucunun davasını karara bağlayan organların bağımsızlığı ve tarafsızlığı
(i) Adalet Yüksek Kurulu: Yargıçlara yönelik disiplin soruşturmaları bakımından, ilgili disiplin organına büyük oranda yargıçların katılımının gerektiği, Yargıçların Statüsüne İlişkin Avrupa Şartında kabul edilmiştir. Öte yandan, AYK değişik organlar tarafından atanan yirmi üyeden oluşmuştur. Üç üye Ukrayna Başkanı, üç üye Ukrayna Parlamentosu, iki üye Tüm-Ukrayna Savcılar Birliği tarafından doğrudan atanmaktadır. Adalet Bakanı ve Başsavcı AYK’nun doğal üyeleridir. AYK üyelerinin büyük çoğunluğunu, yürütme ve yasama organlarınca doğrudan atanan yargı mesleğinden olmayan personel oluşturmaktadır. Sonuç olarak, başvurucunun davası, duruşmaya katılan, sadece üçü yargıç olan onaltı AYK üyesi tarafından karara bağlanmıştır. Ek olarak, AYK’nun sadece dört üyesi Kurulda tam zamanlı olarak çalışmaktadır. Diğer üyeler AYK dışında çalışmaya ve maaş almaya devam etmektedirler ki bu kaçınılmaz olarak birinci işverenlerine maddi, hiyerarşik ve idari açılardan bağımlı olmalarını içermekte ve hem bağımsızlıklarını hem de tarafsızlıklarını tehlikeye atmaktadır. Mahkeme aynı zamanda, Başsavcının, yargıçların atanması, disiplini ve meslekten çıkarılması ile ilgili bir organda yer almasının, yargıçların bu davalarda tarafsız hareket edememe veya Başsavcının kararlarını onaylamadığı yargıçlara karşı tarafsız hareket edememe riskini yaratacağına dair Venedik Komisyonu görüşüne yollama yapmıştır. Bundan başka, başvurucunun davasında ön soruşturmayı yürüten ve başvurucunun meslekten çıkarılması için talepte bulunan AYK üyeleri sonradan başvurucunun görevden alınması kararlarına katılmışlardır. Bu üyelerden birisi AYK Başkanı tarafından atanmıştır ve başvurucunun duruşmasını yönetmiştir. Başvurucuya karşı, kendi ön soruşturmalarının sonuçlarına dayanan, disiplin suçlaması yönelten bu üyelerin rolü, başvurucunun davasını esastan karara bağlarken tarafsızlıklarına dair objektif şüphe oluşturmaktadır. Buna göre, mevcut davanın olguları, hem AYK’ndaki yargılamalardaki yapısal kusurlara hem de başvurucunun davasını karara bağlayan AYK’nun bazı üyelerinde kişisel önyargı görüntüsüne işaret eden, bazı ciddi sorunları açığa vurmaktadır. AYK’ndaki yargılamalar bu nedenle 6. maddenin 1. fıkrasının gerektirdiği bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleri ile bağdaşmamaktadır.
(ii) Parlamento Komisyonu: Komisyon başkanı ve üyelerinden birisi aynı zamanda AYK üyesidir ve her iki aşamada da başvurucunun davasında karar alınmasına katılmışlardır. Bu yüzden, AYK’nun taleplerini incelerken tarafsız davranmamış olabilirler. Ek olarak, Mahkemenin kişisel tarafsızlık yokluğuna ilişkin değerlendirmeleri, prosedürün bu aşamasında aynı derece doğrudan ilgilidir. Ek olarak, Parlamento Komisyonunun diğer iki üyesi ile birlikte Başkanın, başvurucunun muhtemel görevi suistimalinin ön araştırmasını başlatmak için Adalet Yüksek Kuruluna başvuruda bulundukları dikkate alınmalıdır. Aynı zamanda, AYK’nun üyeleri, ilgili mevzuatta hiç bir çekilme usulü öngörülmediği için, dosyadan çekilememişlerdir. Bu, yargılamalarda objektif tarafsızlık testine uygunluk bakımından uygun güvencelerin yokluğuna işaret etmektedir.
(iii) Parlamento genel kurul toplantısı:– Bu aşamada, davanın karara bağlanması, dava önceden AYK ve Parlamento Komisyonu tarafından varılan bulgulara dayanarak, bağlayıcı bir kararın kabul edilmesiyle sınırlı olmuştur. Bir bütün olarak, genel kurul toplantısındaki usul, olgusal ve hukuki noktalarını incelemek, delilleri değerlendirmek ve olguların hukuksal nitelemesini yapmak bakımından uygun bir yer değildir. Bir bireysel disiplin davasının karmaşık olgusal ve hukuki noktalarında karar vermek bakımından herhangi bir hukuki ve yargısal tecrübe sahibi olması aranmayan Parlamentodaki politikacıların rolü, Hükümet tarafından yeterli açıkla belirtilmemiştir ve Sözleşmenin 6. maddesi kapsamındaki bağımsız ve tarafsız mahkeme şartlarıyla bağdaşır olduğu haklı gösterilememiştir.
(iv) Yüksek İdare Mahkemesi: Yüksek İdare Mahkemesi iptal kararı vermeksizin, bu kararların hukuka aykırı olduğunu beyan etmekle ve diğer adımları atmakla yetkilendirilmiştir. Yalnızca Yüksek İdare Mahkemesinin bildirici kararına dayanılarak bir yargıcın göreve otomatik olarak iadesi bulunmamaktadır. Ayrıca, başvuru tarafından öne çıkarılan önemli iddialar Yüksek İdare Mahkemesi tarafından tam olarak değerlendirilmemiştir. Başvurucunun davasının yargısal denetimi bu nedenle yetersizdir. Bundan başka, Yüksek İdare Mahkemesinin yargıçları AYK’nun disiplin denetimi yetkisi içindedir ve AYK önünde disiplin yargılamasına tabi tutulabilirler. Bundan dolayı 6. maddenin gerektirdiği “bağımsızlık ve tarafsızlık” gereklerini sergileyememişlerdir.
İç hukuk makamları bu nedenlerle başvurucunun davasının bağımsız ve tarafsız karara bağlanmasını sağlayamamıştır ve sonraki yargısal denetim bu kusurları ortadan kaldıramamıştır.
Sonuç: ihlal (oybirliği).
(c) Disiplin cezası verilmesinde süre sınırlamasının yokluğu – Başvurucu, bazıları uzak geçmişte (2003 ve 2006’da) meydana gelen bazı olaylar bakımından AYK’nda 2010’da savunmasını hazırlamak zorunda kaldığı için, zor bir duruma sokulmuştur. İç hukuk “yemin ihlali” dolayısıyla bir yargıcın meslekten çıkarılması yargılamasına hiçbir zaman engeli getirmemiştir. Mahkeme bu süre sınırlamasının ne kadar olması gerektiğini belirtmeyi uygun bulmasa da, yargıyı içeren disiplin davalarına böyle ucu açık bir yaklaşım, hukuki kesinlik ilkesine ciddi bir tehdit barındırmaktadır.
Sonuç: ihlal (oybirliği).
(d) Parlamento genel kurulundaki oylama usulü – Başvurucunun görevden çıkarılması kararı Parlamento Üyelerinin çoğunluğunun yokluğunda oylanmıştır. Mevcut Parlamento Üyeleri kasıtlı ve hukuka aykırı olarak, bulunmayan akranlarına ait katlı oylar kullanmışlardır. Karar, bundan dolayı, Anayasaya, Parlamento Üyelerinin Statüsü Kanununa ve Parlamento İçtüzüğüne aykırı olarak alınmıştır. Dolayısıyla oylama hukuki belirlilik ilkesini zedelemiştir. Yüksek İdare Mahkemesi konuyu olması gerektiği gibi incelememiştir.
Sonuç: ihlal (oybirliği).
(e) Yüksek İdare Mahkemesi Dairesinin oluşumu – İç hukuka göre, başvurucunun davasını inceleyen özel dairenin bireysel oluşumu, Yüksek İdare Mahkemesi Başkanınca belirlenmiştir, fakat bunu yaptığında, Başkan olarak beş yıllık görev süresi hâlihazırda sona ermişti. Mahkeme başkanlarının atanması usulünü düzenleyen ulusal hukukun ilgili hükümleri anayasaya aykırı bulunmuştur ve henüz yeni hükümler getirilmemiştir. Bu arada, mahkeme başkanlarının ataması Ukrayna makamları arasında ciddi tartışma konusu olmuştur. Mahkeme davayı karara bağlayan dairenin “kanunen kurulmuş mahkeme” gereğini karşılayacak biçimde oluştuğunu saptayamamıştır.
Sonuç: ihlal (oybirliği).
Madde 8: Başvurucunun meslekten çıkarılması özel ve aile yaşamına saygı hakkına bir müdahale oluşturmuştur. Mahkemenin başvurucunun görevden alınması kararına ilişkin parlamento oylamasının ulusal hukuka göre meşru olmadığı bulgusu, söz konusu müdahalenin meşru olmadığı ve bu nedenle Sözleşmenin 8. maddesini ihlal ettiğinin saptaması için yeterlidir. Başvurucunun davasının karara bağlandığı zaman, “yemin ihlali” kavramının tutarlı bir yorumunu belirleyen hiçbir rehber ilke veya uygulama yoktur ve ilgili hükümlerin keyfi uygulanmasını önlemek için yeterli usul güvenceleri getirilmemiştir. Özellikle, ulusal hukukun “yemin ihlali” dolayısıyla bir yargıç aleyhindeki soruşturmalarda herhangi bir zaman sınırı koymamış olması, disiplin makamlarının takdirini ucu açık hale getirmiştir ve hukuki kesinlik ilkesini zedelemiştir. Ayrıca, ulusal hukuk disiplin suçları için uygun bir yaptırım çeşidi düzenlememiştir ve bunların orantılılık ilkesine göre uygulanmasını sağlayacak kurallar geliştirmemiştir. Son olarak, “yemin ihlali”nden dolayı meslekten çıkarmanın bağımsız ve tarafsız denetiminin uygun bir çerçevesi yoktur.
Sonuç: ihlal (oybirliği).
Madde 41: Manevi zararlar bakımından 20,000 EURO. Maddi zarar bakımından adil karşılık sorusu saklı tutulmuştur.
Madde 46
(a) Genel tedbirler – Dava Ukrayna yargısının işleyişi bakımından ciddi sistemik sorunlar göstermektedir. Özellikle, yargısal disiplin sistemi, yargının diğer Devlet kuvvetlerinden etkili bir şekilde ayrılmasını güvence altına almamıştır. Ayrıca, yargı bağımsızlığına zarar veren disiplin tedbirlerinin suistimali ve kötüye kullanımına karşı uygun güvenceler sağlanmamıştır. Davalı Devletin bu nedenle yargısal disiplin sistemini düzeltmeyi amaçlayan bazı genel nitelikte tedbirler alması gerekmektedir. Bu tedbirler, sistemin kurumsal temellerinin yeniden yapılandırılmasını içeren yasama reformunu kapsamalıdır. Bu tedbirler aynı zamanda, iç hukukun bu alanda tutarlı uygulanmasına elverişli usul ve ilkelerin geliştirilmesini gerekli kılar.
(b) Bireysel tedbirler – Yargısal disiplin sisteminde reform yapılması gerekliliği dikkate alındığından, davanın yeniden görülmesi, saptanan ihlaller bakımından uygun bir giderim biçimi oluşturmayacaktır. Başvurucunun davasının yakın gelecekte Sözleşmenin ilkelerine uygun olarak yeniden görüleceğini varsaymanın hiçbir nedeni yoktur. Mahkeme böyle bir tedbire karar vermekte hiçbir yarar görmemektedir. Davanın çok istisnai koşulları ve 6. ve 8. maddenin ihlallerini acil sonlandırma ihtiyacı dikkate alındığında, Mahkeme davalı Devletin mümkün olan en erken tarihte başvurucunun Yüksek Mahkeme yargıçlığı görevine iadesini sağlaması gerektiğine karar vermiştir.
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Kayıt Müdürlüğü’nün bu özeti Mahkeme’yi bağlamaz.
İçtihat Bilgi Notları İçin Tıklayınız
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2013.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin resmi dilleri Fransızca ve İngilizce’dir. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır ve Mahkeme, kalitesi konusunda herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının veritabanı olan HUDOC üzerinden () veya HUDOC’un bildirdiği başka veritabanları üzerinden yüklenebilir. Davanın isminin tamamen yazılması, yukarıdaki telif hakkıyla ilgili ifadeler kullanılması ve insan haklarına destek Fonu’na referans yapılması şartıyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir. Bu çevirinin tamamını veya bir kısmını ticari amaçlarla kullanmak isteyen herkesin, bu durumu belirtilen adrese bildirmesi rica olunur: publishing@.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2013.
The official languages of the European Court of Human Rights are English and French. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court, nor does the Court take any responsibility for the quality thereof. It may be downloaded from the HUDOC case-law database of the European Court of Human Rights () or from any other database with which the Court has shared it. It may be reproduced for non-commercial purposes on condition that the full title of the case is cited, together with the above copyright indication and reference to the Human Rights Trust Fund. If it is intended to use any part of this translation for commercial purposes, please contact publishing@.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2013.
Les langues officielles de la Cour européenne des droits de l’homme sont le français et l’anglais. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund) Elle ne lie pas la Cour, et celle-ci décline toute responsabilité quant à sa qualité. Elle peut être téléchargée à partir de HUDOC, la base de jurisprudence de la Cour européenne des droits de l’homme (), ou toute autre base de données à laquelle HUDOC l’a communiquée. Elle peut être reproduite à des fins non commerciales, sous réserve que le titre de l’affaire soit cité en entier et s’accompagne de l’indication de copyright ci-dessus ainsi que de la référence au Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme. Toute personne souhaitant se servir de tout ou partie de la présente traduction à des fins commerciales est invitée à le signaler à l’adresse suivante : publishing@.
Full & Egal Universal Law Academy