Olaylar – 1997 yılında, başvuran, geri ödenmesi şartıyla, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (bundan böyle “KDHC” olarak anılacaktır) Büyükelçiliği Ticaret Müşavirliği Khabarovsk Ofisi’ne 1.500 Amerikan doları borç vermiştir. KDHC Ticaret Müşavirliği borcunu geri ödemeyince, başvuran ve avukatı, pek çok talep mektubu göndermiş; mektupları yanıtsız kalmıştır. Başvuranın avukatı daha sonra, Rusya Dış İşleri Bakanlığı’na yazmıştır; Bakanlık, KDHC Ticaret Müşavirliği’nin, KDHC adına hareket ettiğine ve bu nedenle davalar karşısında yargı bağışıklığı bulunduğuna kanaat getirmiş; başvurana, Rusya mahkemelerinde KDHC Ticaret Müşavirliği aleyhinde bir dava açmadan önce, yetkili bir Kuzey Kore makamının onayını almasını tavsiye etmiştir. KDHC Büyükelçiliği, cevap vermeyi reddettiğinden, başvuran şehir mahkemesinde elçilik aleyhinde bir dava açmıştır. Dava talebi, Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun, yabancı bir devlete Rusya mahkemeleri önünde mutlak yargı bağışıklığı öngördüğü gerekçesiyle, incelenmeden geri çevrilmiştir. 2004 yılında, bölge mahkemesi temyizde kararı onaylamıştır.
Hukuk - Madde 6 § 1: Söz konusu kısıtlama, ulusal egemenliğe saygı yoluyla, Devletler arasında nezaket ve iyi ilişkileri geliştirmek amacıyla, uluslararası hukuka uyma meşru amacını gütmüştür. Bununla birlikte, Rusya, bir Devlet’in yabancı bir gerçek kişi ile ticarî bir muamelede bulunduğu durumlarda, sınırlı bağışıklık ilkesini kabul eden, 2004 tarihli Devletlerin ve Maliki Oldukları Malların Yargı Bağışıklığına Dair Sözleşme’yi imzalamıştır. Ayrıca, Rusya Devlet Başkanı, Anayasa Mahkemesi ve Yüksek Ticaret Mahkemesi, sınırlı bağışıklığın, teamül hukukunun bir ilkesi haline geldiğini kabul etmiştir. Son olarak, 2002 yılında kabul edilen yeni Ticaret Muhakemeleri Usulü Kanunu, kısıtlı bağışıklık öngörmekteydi ve SSCB ile KDHC arasındaki 1960 Ticaret ve Seyrüsefer Antlaşması, içerisinde bulunulan Devlet’in topraklarında Ticaret Müşavirliği tarafından imzalanan veya taahhüt edilen yabancı muamelelerden doğan tüm ihtilafları, söz konusu devletin yetki alanına giren mahkemelere tâbi kılmıştı. Bununla birlikte, ulusal mahkemeler başvuranın talebini, incelemeksizin, bahsi geçen antlaşmanın geçerli hükümlerini ve teamül hukukunun, Anayasa gereğince, Rusya hukuk sisteminin ayrılmaz bir parçasını oluşturan ilkelerini incelemeksizin reddetmiştir. Ulusal mahkemeler, talebin KDHC’nin egemen otoritesini kullanırken veya özel hukuka giren bir muameleye taraf sıfatıyla gerçekleştirdiği işlemlere ilişkin olup olmadığını tespit etmeye çalışmaksızın, mutlak Devlet bağışıklığı uygulamıştır. Bu nedenle, ulusal mahkemeler, başvuranın talebini, ihtilafın esasını incelemeden ve ilgili ve yeterli gerekçeler göstermeden ve uluslararası hukukun geçerli hükümlerine karşın reddederek; makul bir orantılılık ilişkisini muhafaza etmemiş ve böylelikle, başvuranın mahkemeye erişim hakkının özüne zarar vermiştir.
Sonuç: ihlâl (oybirliğiyle).
41. Madde: Maddî tazminat talebi reddedilmiş, manevî tazminat olarak hiçbir talepte bulunulmamıştır.
(Ayrıca bakınız Sabeh El Leil / Fransa [BD], no. 34869/05, 29 Haziran 2011, Bilgi Notu no. 142 ve Cudak / Litvanya [BD], no. 15869/02, 23 Mart 2010, Bilgi Notu no. 128)
Full & Egal Universal Law Academy