Karar 7.3.2013 [V. Daire]
Olaylar – Başvurandan, bir futbol maçını izlemek üzere, bir futbol taraftarı grubu ile Bremen’den Frankfurt-am-Main’e seyahat etmiştir. Bremen polisinden alınan, taraftarların şiddet içerikli olaylara hazırlandığı ve başvuranın da grubun lideri olduğu bilgisi üzerine, Frankfurt polisi arama yapmış, ağız koruyucu bir maske ve kum dolu birkaç çift eldiven ele geçirmiş ve grubu gözetim altına almıştır. Başvurana ayrıca grupla kalması, aksi halde tutuklanacağı talimatını vermiştir. Başvuranın cep telefonuna el konulmuş ve kendisi de maçın bitiminden bir saat sonra serbest bırakılıncaya kadar, dört saat süreyle polis nezaretinde tutulmuştur.
Frankfurt polisinin kendisini hukuka aykırı olarak tutukladığı yönündeki şikâyeti reddedilmiştir ve Hesse Eyaleti aleyhinde açtığı müteakip dava da, idarî mahkemelerin, Hesse Kamu Güvenliği ve Düzeni Kanunu’nu esas alarak, başvuranın tutukluluğunun, şiddet içeren ve işlenmesi muhtemel bir suçun önüne geçilmesi için gerekli olduğu şeklindeki kararının ardından düşmüştür.
Hukuk – 5 § 1 Maddesi: Tutukluluğun nispeten kısa sürmesine rağmen, başvuran, 5 § 1 maddesi anlamında özgürlüğünden mahrum bırakılmıştır. Frankfurt polisi, başvuranın şiddet içerikli suçlar işlemeye hazırlandığı yönündeki değerlendirmesini, gerçeklere dayanan bir dizi unsura dayandırmıştır: Bremen polisinden alınan bilgi; grubun diğer üyeleri üzerinde bulunan ve genellikle holigan kavgalarıyla ilişkilendirilen cihazlar; başvuranın Frankfurt’ta bir holigan ile irtibata geçmesi ve son olarak grupla kalması talimatına uymaması. Bu nedenle, polisin elinde, başvuranın, içerisinde somut ve belli suçların işlenebileceği, yani saldırıların olacağı ve toplum düzeninin bozulacağı bir holigan kavgası planlamakta olduğunu varsaymak için, yeterli bilgi bulunmaktaydı. Dolayısıyla, tutuklamanın, 5 § 1 (c) maddesinin amacı doğrultusunda “suç işlemesine engel olmak” üzere gerçekleştirilen bir tutuklama olarak sınıflandırılması mümkündü. Polis deneyimi, holigan kavgalarının genellikle önceden hazırlandığını, ancak futbol stadyumunun içerisinde veya yakınında gerçekleşmediğini göstermiştir. Buna göre, başvuranın telefonuna el konulması ve onun gruptan ayrılması, kavgayı engellemeye yetmeyebilirdi. Bununla birlikte, 5 § 1 (c) maddesine uygun olması için, tutuklamanın “[şüpheliyi] yetkili merci önüne çıkarmak” için gerçekleştirilmesi gerekmekteydi. Başvuranın tutukluluğunda geçerli olan yasal dayanak, yani Hesse Eyaleti Kamu Güvenliği ve Düzeni Kanunu, suçlara ilişkin kovuşturma yapılmasını değil, yalnızca suçların önüne geçilmesini amaçlamaktaydı ve başvuranı bir ceza davası için mahkeme önüne çıkarma amacını gütmemekteydi. 5 § 3 maddesi ile birlikte ele alınması gereken 5 § 1 (c) maddesi, bir bütün olarak bu madde ile bağdaşmayacağından, başvuranın davasının özel koşullarında polisin önleme amaçlı olarak gerçekleştirdiği gözaltı işlemini de kapsadığı şeklinde yorumlanamazdı. Bilhassa, 5 § 3 maddesinde geçen “yargılama” ifadesi, önleme amaçlı polis gözaltısının hukuka uygunluğuna dair adlî bir karara değil, yalnızca bir ceza davasına atıfta bulunmaktaydı. Ayrıca, Mahkeme, Hükümet’in, 5 § 1 maddesinin yorumlanmasında, Devlet’in 2 ve 3 maddeler uyarınca kamuyu suçlardan koruma yükümlülüğünün göz önünde bulundurulması gerektiği iddiasıyla ikna olmamıştır; nitekim Sözleşme her ne kadar devletlerin yetkileri kapsamında, kötü muameleyi önlemek için makul adımları atmasını gerektiriyorduysa da; bireyleri başkalarının ceza verilmesini gerektiren eylemlerinden, kendisi Sözleşme’yi ihlâl eden tedbirlerle korumalarına izin veriyor da değildi. Dolayısıyla, Devlet’in, Sözleşme kapsamındaki pozitif yükümlülükleri, 5 § 1 maddesinde kapsamlı olarak sıralanan ve özgürlükten yoksun bırakma eylemine izin verilmesini sağlayan gerekçelerin farklı veya daha geniş anlamda yorumlanmasını gerektirmemekteydi. Bu nedenle, başvuranın tutukluluğunun 5 § 1 (c) maddesi uyarınca gerekçelendirilmesi mümkün değildi.
5 § 1 (b) maddesi uyarınca, “yasanın öngördüğü bir yükümlülüğün uygulanmasını sağlamak üzere” gerçekleştirilmiş tutukluluk olarak gerekçelendirilip gerekçelendirilemeyeceği ile ilgili olarak, Mahkeme, başvurana dayatılan yükümlülüğün, içtihadının gerekliliklerine uyulması için, yeterince özel ve somut olduğu konusunda ikna olmuştur. Bu tür durumlarda, bireylerin keyfî tutukluluğa maruz kalmamalarını temin etmek için, söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmediği sonucuna varmadan önce, ilgili kişilerin, kaçınmaları gereken özel eylem hakkında bilgilendirilmesi ve itaat etmek istemediklerini göstermelerinin sağlanması gerekmekteydi. Somut davada, başvurana, karşıt holigan grupları arasında kavga ayarlamaktan kaçınmasının gerekli olduğu bildirilmiş ve tutuklanmasından önce, yolculuk eden taraftarlarla birlikte kalması, aksi halde tutuklanacağı yönünde talimat verilmiştir. Polis gözetiminden kaçmaya çalışarak ve bir başka holigan ile irtibata geçerek, kamu düzenini bozmama yükümlülüğüne uymak istemediğini göstermiştir. Bu nedenle tutuklanması, kavga düzenlemesinin ve kavgaya katılmasının önlenmesi yükümlülüğünün yerine getirilmesine hizmet etmiş olup, herhangi bir ceza gerektirmemekteydi.
Belli bir fiilin gerçekleştirilmesi görevinin aksi olarak, belli bir zaman ve mekânda, belli bir suçun işlenmemesi görevi söz konusu ise; bahsi geçen yükümlülük, en geç, suçun işlenmesinin beklendiği anın üzerinden zaman geçmesi sonucu artık geçerli olmadığı anda 5 § 1 (b) maddesinin amaçları gereğince “yerine getirilmiş” olarak kabul edilir. İlgili kişinin, suçun işlenmesinin beklendiği an gelmeden önce söz konusu suçu işlemeye niyetinin olmadığını göstermesi durumu, bunun dışındadır ki; şu halde kişinin tutukluluğunun derhâl sonlandırılması gerekecektir. Ne var ki, gözaltında geçirdiği süre içerisinde, başvuranın, kamu düzenini bozmama yönünde sahip olduğu yükümlülüğü yerine getirmeye ilişkin herhangi bir istek gösterdiğine işaret edecek hiçbir şey bulunmamaktaydı. Dolayısıyla, 5 § 1 maddesinin amaçları uyarınca, başvuranın yükümlülüğü, maç sona erdikten ve diğer holiganlar dağıtıldıktan sonra karşılanmıştır ve o sırada kendisi serbest bırakılmıştır. Sonuç olarak, dört saat süren tutukluluğu, başvuranın, kamu menfaati gereğince, çok sayıda izleyicinin katıldığı bir spor etkinliğinin barış içerisinde yürütülmesine mani olmama yükümlülüğünün yerine getirilmesi amacıyla doğru orantılı olmuştur ve 5 § 1 (b) maddesi uyarınca haklı gerekçelere dayandırılmıştır. Ayrıca, Hesse Eyaleti Kamu Güvenlik ve Düzeni Kanunu bakımından hukuka uygundu.
Sonuç: ihlâl yok (oybirliğiyle).
Full & Egal Universal Law Academy