AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
ÖZCAN / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 4728/07)
İHLAL KARARI
STRAZBURG
10 Temmuz 2018
İşbu karar kesinleşmiş olup; bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Özcan / Türkiye davasında,
Başkan,
Paul Lemmens,
Yargıçlar,
Valeriu Griţco,
Stéphanie Mourou-Vikström
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere cevaben başvuran tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
19 Haziran 2018 tarihinde gerçekleştirilen kapalı müzakereler sonrasında,
aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir.
USUL
1. Davanın temelinde, Hasan Özcan (“başvuran”) adlı bir Türk vatandaşı tarafından, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca, 12 Ocak 2007 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine Mahkeme’ye yapılmış olan bir başvuru (no. 4728/07) bulunmaktadır.
2. Başvuran, İstanbul Barosu’na kayıtlı avukatlar F.N. Ertekin, K. Öztürk ve F. Kılıçgün tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuru, 6 Kasım 2009 tarihinde Hükümete iletilmiştir.
4. Hükümet, başvurunun bir Komite tarafından incelenmesine itiraz etmiştir. Hükümetin itirazını inceleyen Mahkeme, itirazı reddetmektedir.
DAVANIN KOŞULLARI
5. 1968 doğumlu başvuran, başvurunun yapıldığı dönemde Tekirdağ Cezaevinde tutuklu bulunmaktaydı.
6. Başvuran, 16 Kasım 2005 tarihinde gözaltına alınmıştır.
7. Nöbetçi hakim, 19 Kasım 2005 tarihinde, başvuranın tutuklanmasına karar vermiştir.
8. Başvuranın avukatı, 22 Kasım 2005 tarihinde, tutuklama kararına itiraz etmiş ve başvuranın tahliyesini talep etmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 24 Kasım 2005 tarihinde, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden itirazı reddetmiştir.
9. Başvuranın tutukluluğu, 19 Aralık 2005 ve 6 Ekim 2006 tarihleri arasında, suçun mahiyeti ve delil durumu dikkate alınarak, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi tarafından dosya üzerinden resen gerçekleştirilen incelemeler neticesinde, belli aralıklarla uzatılmıştır.
10. Başvuranın avukatı, 15 Kasım 2006 tarihinde, başvuranın devam eden tutukluluk haline itirazda bulunmuştur. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 20 Kasım 2006 tarihinde, duruşma gerçekleştirmeden itirazı reddetmiştir. Başvuranın avukatı, 7 Aralık 2006 tarihinde, tekrar bir itirazda bulunarak, mahkemeden başvuranın tutukluluğunun devamı hakkında karar vermeden önce duruşma gerçekleştirmesini talep etmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 8 Aralık 2006 tarihinde, duruşma gerçekleştirmeden itirazın reddine karar vermiştir.
11. Cumhuriyet savcısı, 18 Ocak 2007 tarihinde, mülga Ceza Kanunu’nun 146 § 1 maddesinde düzenlenen anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek suçlamasıyla, başvuran hakkında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine bir iddianame sunmuştur.
12. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 21 Mart 2007 tarihinde, ilk duruşmayı gerçekleştirmiş ve duruşma sonunda, başvuranın tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Mahkeme, daha sonra gerçekleştirilen duruşmalarda, başvuranın tahliye taleplerini reddetmiştir.
13. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 4 Mayıs 2011 tarihinde, başvuranı 8 yıl 9 ay hapis cezasına mahkum etmiştir.
14. Yargıtay, 25 Eylül 2012 tarihinde, 4 Mayıs 2011 tarihli kararı onamıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞME’NİN 5 § 3 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
15. Başvuran, Sözleşme’nin 5 § 3 maddesine dayanarak, tutukluluk süresinin uzunluğundan şikayet etmiştir.
16. Bu iddiaya itiraz eden Hükümet, başvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini belirtmiştir. Hükümet, bu kapsamda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (“CMK”) 141 § 1 (d) maddesi uyarınca, hukuka aykırı tutukluluk nedeniyle tazminat talep etme imkanına atıfta bulunmuştur.
17. Mahkeme, tutukluluk süresinin uzunluğu bakımından CMK’nın 141 § 1 (d) maddesinin uygulanmasına ilişkin iç hukuk yolunun Demir/Türkiye, ((k.k.), no. 51770/07, §§ 17‑35, 16 Ekim 2012) ve A.Ş./Türkiye (no. 58271/10, §§ 85‑95, 13 Eylül 2016) davalarında incelendiğini gözlemlemektedir.
18. Mahkeme, yukarıda anılan Demir davasında, söz konusu hukuk yolunun mahkumiyetleri kesinleşmiş olan başvuranlar tarafından tüketilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Mahkeme ayrıca, yukarıda anılan A.Ş. kararında (bk. § 92), Haziran 2015 tarihi itibariyle, CMK’nın 141 § 1 (d) maddesinde öngörülen iç hukuk yolunun, yargılamalar kesinleşmeden önce dahi başvuranlar tarafından tüketilmesi gerektiğine karar vermiştir.
19. Mahkeme, somut davada, 25 Eylül 2012 tarihinde mahkumiyetin Yargıtay tarafından onanmasıyla başvuranın tutukluluk halinin sona erdiğini kaydetmektedir. Bu nedenle Mahkeme başvuranın CMK’nın 141 § 1 (d) maddesi kapsamında tazminat talep etme hakkı olduğunu ve tazminat talebinde bulunması gerektiğini kaydetmiştir.
20. Mahkeme, iç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediğine ilişkin değerlendirmenin, normal şartlarda, Mahkemeye başvurunun yapıldığı tarih esas alınarak gerçekleştirildiğini hatırlatmaktadır. Ancak, Mahkeme’nin birçok kararında belirttiği üzere bu kural, her davanın kendine özgü koşullarıyla haklı kılınabilecek istisnalara tabidir (bk. İçyer / Türkiye (k.k.), no. 18888/02, § 72, AİHM 2006-I). Mahkeme daha önce, ceza yargılamalarındaki nihai karardan sonra uygulanabilir olan, tutukluluğun uzunluğu hakkında yukarıda belirtilen hukuk yoluna ilişkin davalarda bu kuraldan ayrılmıştır (bk. diğer kararlar arasında, Tutal ve Diğerleri/Türkiye (k.k.), no. 11929/12, 28 Ocak 2014). Mahkeme, söz konusu istisnanın somut davada da uygulanması gerektiği kanaatindedir.
21. Sonuç olarak, Mahkeme, Hükümetin itirazını dikkate alarak, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle, söz konusu şikayetin Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği kanaatine varmıştır.
II. SÖZLEŞME’NİN 5 § 4 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
22. Başvuran, Sözleşme’nin 5 § 4 maddesinde öngörüldüğü üzere, devam eden tutukluluk halinin yasaya uygunluğu konusunda itiraz edebileceği etkili bir hukuk yolu bulunmadığı hususunda şikayette bulunmuştur.
23. Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir.
24. Hükümet, Sözleşme’nin 35 § 1 maddesi gereğince, başvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini ileri sürmüştür.
25. Mahkeme, Karaosmanoğlu ve Özden/Türkiye (no. 4807/08, § 39-45, 17 Haziran 2014) davasında benzer bir itirazı inceleyip reddettiğini gözlemlemektedir. Mahkeme, söz konusu tespitinden ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmadığı kanısındadır.
26. Mahkeme, başvurunun bu kısmının Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir. Mahkeme ayrıca, başvurunun bu kısmının kabul edilemez olduğuna ilişkin başka bir gerekçe de bulunmadığı kanısındadır. Dolayısıyla, şikâyetin kabul edilebilir olduğu beyan edilmelidir.
27. Başvuran, somut davada, 19 Kasım 2005 tarihinde tutuklanmıştır. Başvuran bu tarihten sonra hakim huzuruna İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin ilk duruşma tarihi olan 21 Mart 2007 tarihinde çıkmıştır.
28. Mahkeme, daha önce benzer bir şikâyeti Erişen ve Diğerleri/Türkiye (no. 7067/06, § 53, 3 Nisan 2012) davasında incelediğini ve Sözleşme’nin 5 § 4 maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını yinelemektedir. Mevcut başvuruyu da inceleyen Mahkeme, yukarıda belirtilen kararlarda yer alan tespitlerinden ayrılmasını gerektirecek herhangi bir durum görmemektedir.
29. Dolayısıyla, bu başlık altında Sözleşme’nin 5 § 4 maddesi ihlâl edilmiştir.
III. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Tazminat
30. Başvuran, manevi tazminat olarak 25.000 avro ve maddi tazminat olarak 51.000 avro talep etmiştir.
31. Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
32. Mahkeme, tespit edilen ihlal ile ileri sürülen maddi zarar arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığı kanısına varmış ve bu nedenle söz konusu talebi reddetmiştir. Ancak Mahkeme, somut davada bulunan Sözleşme ihlali nedeniyle başvuranın manevi zarara uğramış olduğu kanaatindedir. Hakkaniyet temelinde karar veren Mahkeme, manevi tazminat olarak başvurana 750 avro verilmesini uygun görmektedir.
B. Masraf ve giderler
33. Başvuran ayrıca, Mahkeme önünde oluşan masraf ve giderleri karşılığında 4.760 avro talep etmiştir.
34. Hükümet, masraf ve giderler için talep edilen tutarın fahiş ve dayanaksız olduğunu belirtmiştir.
35. Mahkemenin içtihadına göre, bir başvuran, ancak masraf ve giderlerin gerçekten ve zorunlu olarak yapıldığını ve miktar olarak makul olduğunu gösterebiliyorsa, bunların geri ödenmesi hakkına sahiptir. Başvuran, somut davada, talebini desteklemek üzere, avukatlık ücretine ilişkin bir makbuzu, avukatlık sözleşmesini, Türkiye Barolar Birliğince tavsiye edilen asgari ücret listesini ve posta fişlerini ibraz etmiştir. Mahkeme, bu belgeleri dikkate alarak, başvurana bu başlık altında 1.000 avro tazminat ödenmesinin makul olduğu kanaatine varmıştır.
C. Gecikme Faizi
36. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermiştir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
1. Sözleşme’nin 5 § 4 maddesi kapsamındaki şikâyetin kabul edilebilir olduğuna ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna;
2. Başvuranın devam eden tutukluluğunun hukuka uygunluğuna itiraz etmek için yargılamalarda mahkeme önüne çıkmaması nedeniyle Sözleşme’nin 5 § 4 maddesinin ihlal edildiğine;
3. -
(a) Davalı Devlet tarafından, başvurana, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin ulusal para birimine çevrilmek üzere:
(i) Manevi tazminat olarak, yansıtılabilecek her türlü vergi hariç olmak üzere, 750 avro (yediyüzelli avro);
(ii) masraf ve giderler bakımından, miktara yansıtılabilecek vergiler hariç olmak üzere, 1.000 avro (bin avro) ödenmesine;
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktarlara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz uygulanmasına;
4. Başvuranın adil tazmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca 10 Temmuz 2018 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Hasan BakırcıPaul Lemmens
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy