AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
ÖZDEMİR GÜRCAN/TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 2722/10)
KARAR
STRAZBURG
24 Ekim 2017
İşbu karar kesin olup; bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Özdemir Gürcan/Türkiye davasında,
Başkan,
Julia Laffranque,
Hâkimler,
Jon Fridrik Kjølbro,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
03 Ekim 2017 tarihinde yapılan kapalı müzakerelerin ardından,
Aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Davanın temelinde, Dudu Gamze Özdemir Gürcan (“başvuran”) adlı bir Türk vatandaşı tarafından, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (“Sözleşme”) 34. maddesine uygun olarak, 30 Aralık 2009 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine Mahkemeye yapılmış olan bir başvuru (no. 2722/10) bulunmaktadır.
2. Başvuran, Mersin Barosuna bağlı Avukat M. Erdoğdu tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuru, 26 Nisan 2010 tarihinde Hükümete bildirilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
4. Başvuran 1973 doğumlu olup Mersin’de ikamet etmektedir
5. Başvuran bir ilköğretim okulunda öğretmendir. Başvuran, başvuruya konu olayların geçtiği zamanda Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasının üyesi ve sendikanın yerel teşkilatının sekreteriydi.
6. Başvuran 28 Kasım 2008 tarihinde yukarıda anılan sendika tarafından düzenlenen "Kadına Şiddete Hayır" konulu bir gösteriye katılmıştır.
7. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü 29 Haziran 2009 tarihinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesi kapsamında başvuranın yukarıda anılan gösteriye katılması sebebiyle hakkında kınama şeklinde disiplin cezası vermiştir.
8. Başvuran, 10 Temmuz 2009 tarihinde söz konusu karara itiraz etmiş ve kararın iptal edilmesini talep etmiştir.
9. Yenişehir Kaymakamlığının Disiplin Kurulu 29 Temmuz 2009 tarihinde başvuranın itirazını, söz konusu idari kararın yasa doğrultusunda olması ve iptali için herhangi bir gerekçe olmaması sebebiyle reddetmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
10. İlgili iç hukuka ve uygulamaya ilişkin açıklamalar Karaçay/Türkiye ( no. 6615/03, §§ 14-17, 27 Mart 2007), ve İsmail Sezer/Türkiye ( no. 36807/07, §§ 14-21, 24 Mart 2015) davalarında mevcuttur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞME’NİN 11. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
11. Başvuran kendisine işçi sendikasının faaliyetlerine katılması dolayısıyla disiplin cezası olarak verilen kınama cezasının Sözleşme kapsamındaki haklarını ihlal ettiği hususunda şikâyette bulunmuştur. Başvuranın dayandığı Sözleşme’nin 11. maddesi aşağıdaki gibidir:
“1. Herkes barışçıl olarak toplanma ve dernek kurma hakkına sahiptir. Bu hak, çıkarlarını korumak amacıyla başkalarıyla birlikte sendikalar kurma ve sendikalara üye olma hakkını da içerir.
2. Bu hakların kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplum içinde ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli olanlar dışındaki sınırlamalara tabi tutulamaz. Bu madde, silahlı kuvvetler, kolluk kuvvetleri veya devlet idaresi mensuplarınca yukarıda anılan haklarını kullanılmasına meşru sınırlamalar getirilmesine engel değildir.”
12. Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir.
13. Mahkeme, somut davaya benzer sorunların gündeme geldiği Karaçay/Türkiye (no. 6615/03, 27 Mart 2007) davasında, şikâyette bulunulan cezanın hafif olmasına rağmen bu yaptırımların işçi sendikası üyelerinin grevlere ve üyelerin çıkarlarını korumak adına düzenlenen diğer sendika eylemelerine meşru olarak katılmalarını caydıracak nitelikte olduğuna karar verdiğine dikkat çekmektedir. Bu doğrultuda, Mahkeme –uyarı cezası verilmesinin demokratik bir toplumda gerekli olmadığını ve başvuranın gösteriye katılma özgürlüğü hakkını ihlal ettiğini tespit etmiştir (bk. adı geçen yerde § 37; bu karara uygulanabildiği ölçüde Kaya ve Seyhan/Türkiye, no. 30946/04, § 30, 15 Eylül 2009; Şişman ve Diğerleri/Türkiye, no. 1305/05, § 34, 27 Eylül 2011 ve İsmail Sezer/Türkiye, no. 36807/07, § 55, 24 Mart 2015).
14. Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen Mahkeme, Hükümetin mevcut davada Mahkemeyi farklı bir sonuca ulaşmaya ikna edecek hiçbir olay veya sav ileri sürmediği görüşündedir.
15. Mahkeme, söz konusu hususa ilişkin içtihadını göz önünde bulundurarak, Sözleşme’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.
II. SÖZLEŞME’NİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
16. Ek olarak, başvuran aleyhine verilen disiplin cezasına itiraz edebileceği söz konusu zamanda yürürlükte olan iç hukuk kapsamında herhangi bir hukuk yolunun bulunmamasından şikâyetçi olmuştur. Başvuranın dayandığı Sözleşme’nin 13. maddesi aşağıdaki gibidir:
“Bu Sözleşme’de tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifası için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahiptir.”.
17. Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir.
18. Mahkeme söz konusu zamanda yürürlükte olan mevzuatın, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca verilen uyarı ve kınama cezası türündeki disiplin cezalarının hukuka uygunluğuna itiraz etmek amacıyla idare mahkemelerine başvuru yapılmasına engel olduğunu gözlemlemiştir.
19. Mahkeme, önceki başvurularda benzer konuları incelemiştir ve Türk hukuku uyarınca başvuranlara verilen uyarı ve kınama cezası türündeki disiplin cezalarına itiraz edebilecekleri etkili bir hukuk yolu olmaması bakımından Sözleşme’nin 13. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (yukarıda anılan, Karaçay § 44; yukarıda anılan, Kaya ve Seyhan § 41 ve yukarıda anılan, İsmail Sezer, § 66). Mahkeme mevcut davada, bu sonuçtan ayrılmasını gerektirecek herhangi bir sebep tespit etmemiştir.
20. Mahkeme, söz konusu hususa ilişkin içtihadını göz önünde bulundurarak, Sözleşme’nin 13. maddesinin ihlal edildiği kanaatindedir.
III. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
21. Başvuran adli tazmin talebinde bulunmamıştır. Buna göre, Mahkeme, kendisine bu gerekçeyle herhangi bir meblağ ödenmesine hükmetmeye gerek duymamıştır.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. Sözleşme’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Sözleşme’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, Mahkeme İçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca 24 Ekim 2017 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıJulia Laffranque
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy