Paposhvili / Belçika - 41738/10 - 17.04.2014 tarihli Karar [V. Bölüm]
Gürcistan vatandaşı olan başvuran, eşi ve eşinin altı yaşındaki çocuğuyla birlikte, 1998 yılı Kasım ayında İtalya üzerinden Belçika’ya giriş yapmıştır. Çiftin daha sonra iki çocuğu dünyaya gelmiştir. Başvuran, soygun dahil, çeşitli suçlardan mahkum olmuştur. Başvuran, tüberküloz, hepatit C ve kronik lenfositik lösemi (KLL) hastasıdır. Başvuran ve eşinin sığınma talebi, 1999 yılı Haziran ayında reddedilmiştir. Başvuran, daha sonra, idari statüsünün düzenlenmesine yönelik çeşitli başvurularda bulunmuş, ancak başvuruları, Yabancılar Bürosu tarafından reddedilmiştir. Başvuran ve eşi hakkında, farklı tarihlerde, ülkeden ayrılmalarına kararlar verilmiştir. Bunlardan biri de 2010 yılı Temmuz ayında verilmiş olan karardır.
Başvuran, 23 Temmuz 2010 tarihinde, Sözleşme’nin 2, 3 ve 8. maddelerine dayanarak, sınır dışı edilmek suretiyle Gürcistan’a gönderilmesi halinde, gereken tıbbi tedaviden faydalanamayacağı ve beklenen yaşam süresinin çok kısa olması nedeniyle çok daha kısa süre içinde ve ailesinden uzaktayken hayatını kaybedeceği iddiasıyla, Mahkeme İçtüzüğü’nün 39. maddesi uyarınca, hakkındaki sınır dışı kararı ertelenip geçici bir tedbir alınması talebiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuştur. Mahkeme, 28 Temmuz 2010 tarihinde bu talebi kabul etmiştir.
Başvuranın Belçika topraklarından ayrılmasına dair karar, 28 Şubat 2011 tarihine kadar uzatılmıştır. Yabancılar Bürosu, 18 Şubat 2012 tarihinde, Bakanlığın 16 Ağustos 2007 tarihli sınır dışı kararı uyarınca, başvuranın “derhal” ülkeden ayrılmasına karar vermiştir.
2012 yılı Eylül ayında düzenlenen tıbbi belgede, başvuranın hepatit ve akciğer enfeksiyonu tedavisi görmemesi halinde, organlarının zarar görebileceği ve önemli ölçüde sakatlık geçirebileceği, lösemi (KLL) hastalığının tedavi edilmemesinin ise ölümüne sebebiyet verebileceği belirtilmiştir. Başvuran, Gürcistan’a geri gönderilmesi halinde, insanlık dışı ve aşağılayıcı muameleye tabi tutulacağını ileri sürmüştür. Başvuranın, tıbbi muayeneden geçirilmek ve Belçika yetkililerinin “Mahkemenin sorduğu sorulara cevap vermelerini” sağlamak üzere, 24 Eylül 2012 tarihinde, Yabancılar Bürosu sağlık hizmetleri birimine gelmesi istenmiştir. Yabancılar Bürosu, Mahkemenin N. / Birleşik Krallık ([BD], 26565/05, 27 Mayıs 2008, 108 sayılı Bilgi Notu) kararına atıfta bulunarak, raporunda, tıbbi kayıtların, Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamında değerlendirilecek ölçüde ağırlık eşiğine ulaşıldığı gibi bir tespiti desteklemediğini belirtmiştir. Başvuranın hayatı doğrudan tehdit edilmemiştir. Başvuranın hayatta kalabilmesi için, sürekli olarak tıbbi gözetim altında tutulmasına gerek yoktur. Ayrıca, o tarihte, enfeksiyon durumu, ölümcül aşamada değildir.
Başvuranın eşi ve üç çocuğuna, 29 Temmuz 2009 tarihinde, süresiz olarak ülkede kalma izni verilmiştir.
Mahkemenin bir Dairesi, 17 Nisan 2014 tarihli kararında, başvuranın sınır dışı edilerek Gürcistan’a gönderilmesi halinde Sözleşme’nin 2 (yaşam hakkı) veya 3. maddesinin (işkence yasağı) ihlal edilmeyeceğine oy birliğiyle hükmetmiştir. Mahkemeye göre, başvuranın durumu stabil hale getirilmiş ve kontrol altına alınmış olup, hayatını yakından tehdit eden herhangi bir unsur söz konusu değildir ve kendisi seyahat edebilecek durumdadır. Mahkeme, başvuranın özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkının (Sözleşme’nin 8. maddesi) ihlal edilmediğine karar vermiştir. Bu bağlamda, Mahkeme, özellikle, başvuranın işlediği suçların niteliği ve ağırlığı ve kendi ülkesiyle olan bağının kopmamış olması dikkate alındığında, Belçika yetkililerinin başvurana ülkede kalma izni vermeyi reddetmekle, başvuranın haklarından ziyade kamu yararı konusuna orantısız bir önem vermedikleri kanaatine varmıştır.
Dava, 20 Nisan 2015 tarihinde, başvuranın talebi üzerine Büyük Daireye gönderilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy