© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2015. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Daha fazla bilgi için, bu belgenin sonunda bulunan yazarın telif hakkı ile ilgili kısmı okuyabilirsiniz.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2015. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court. For further information see the full copyright indication at the end of this document.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2015. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund). Elle ne lie pas la Cour. Pour plus de renseignements veuillez lire l’indication de copyright/droits d’auteur à la fin du présent document.
Mahkeme İçtihadına İlişkin Bilgi Notu 188
Ağustos-Eylül 2015
Parrillo / İtalya [BD] - 46470/11
Karar 27.8.2015 [BD]
Madde 8
Madde 8-1
Özel hayata saygı
Bilimsel araştırma için in vitro döllemeden elde edilen embriyoların bağışının yasaklanması: ihlal yok
Olaylar – 2002’de başvurucu, eşiyle birlikte bir üreme tıbbı merkezinde (“merkez”) in vitro dölleme (IVF) tedavisi yaptırarak yardımcı üreme tekniklerine başvurdu. IVF tedavisiyle elde edilen beş embriyo dondurularak muhafaza altına alındı (“cryopreservation”) ancak başvurucunun eşi bu embriyolar yerleştirilmeden önce vefat etti. Embriyoları kendisine transfer ettirmeme kararı alan başvurucu onları bilimsel araştırmaya bağışlamak ve böylece iyileştirilmesi zor hastalıkların tedavisindeki ilerlemelere katkıda bulunmak istedi.
Bu doğrultuda başvurucu, depolandıkları merkezden embriyolarının tahliyesi için başarısızlıkla sonuçlanan çok sayıda sözlü talepte bulundu. 14 Aralık 2011 tarihli bir mektupla başvurucu, merkezin müdüründen, kök hücre araştırmalarında kullanılabilsinler diye beş dondurulmuş embriyonun tahliye edilmesini talep etti. Müdür bu talebi, bu tip araştırmaların, İtalya’da 19 Şubat 2004 tarihli Kanun No. 40 Kısım 13 (“Kanun”) uyarınca yasaklandığı ve bir suç olarak cezaya tabi olduğu gerekçesiyle reddetti.
Söz konusu embriyolar şu an merkezin dondurularak saklama bankasında depolanmış durumdadır.
Hukuk – Sözleşme’nin 8. maddesi
(a) Uygulanabilirlik – Mahkeme ilk kez, Sözleşme’nin 8. maddesi altında teminat altına alınan “özel hayata saygı” hakkının başvurucu tarafından ileri sürülen in vitro dölleme suretiyle elde edilmiş embriyoların bilimsel araştırmaya bağış maksadıyla kullanılması hakkını kapsayıp kapsayamayacağı konusunda karar vermeye çağrılmıştır.
İlgili davanın konusu, aslında, başvurucu tarafından ileri sürülen embriyolarının kaderlerini tayin etme hakkının, en fazla “özel hayat” ile bağlantılı bir hakkının kısıtlanmasını ilgilendirmektedir. Mahkeme tarafından incelenmiş olan destekli üreme ile elde edilmiş embriyoların akıbeti meselesinin gündeme geldiği davalarda Mahkeme, tarafların seçim yapma özgürlüğüne itibar etmiştir. İtalyan hukuk sistemi de, IVF’ye taraf olanların yerleştirilmeyecek embriyoların akıbeti hakkında seçim yapma özgürlüğüne ehemmiyet vermiştir.
İşbu davada Mahkeme, embriyoların ilgili kişinin genetik kodlarını taşıması ve dolayısıyla o kişinin genetik materyalinin ve biyolojik kimliğinin kurucu bir parçasını teşkil etmesi nedeniyle IVF yaptıran kişi ile bu şekilde döllenen embriyo arasında doğan bağı dikkate almak durumundaydı.
Bu nedenle, başvurucunun embriyolarının akıbeti hakkında bilinçli ve üzerinde düşünülüp taşınılmış bir tercih kullanması kabiliyeti özel hayatının mahrem bir tarafını ilgilendirmekteydi ve bu sayede kendi kaderini tayin hakkıyla ilişkiliydi. Dolayısıyla, Sözleşme’nin 8. maddesi özel hayata saygı hakkı bakımından işbu davada uygulanabilirdi.
(b) Esas – In vitro dölleme ile elde edilen ve yerleştirilmeyecek embriyoların bilimsel araştırmaya bağışlanması yasağı başvurucunun özel hayatına saygı hakkına bir müdahale teşkil etmiştir. Başvurucu IVF’ye başvurduğu zaman bu teknikle elde edilmiş ve fakat yerleştirilmemiş embriyoların bağışlanmasını düzenleyen herhangi bir yasa hükmü bulunmamaktaydı. Bunun sonucunda, yasa yürürlüğe girene kadar, başvurucu, embriyolarını bilimsel araştırmaya bağışlamaktan hiçbir surette alıkonmamıştı.
Mahkeme, “embriyonun yaşam potansiyelinin korunmasının”, ahlakın ve diğerlerinin hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ilişkilendirilebileceğini kabul etti. Öte yandan, bu Mahkeme tarafından “diğerleri” kelimesinin, Hükümet’in kastettiği gibi İtalyan hukuk sisteminde insan embriyosunun insan onuruna gösterilmesi gereken saygı hakkını haiz bir hukuk öznesi olarak telakki edildiği anlamında, insan embriyolarını kapsayıp kapsamadığı hakkında bir değerlendirme ima etmezdi.
Başvurucunun ileri sürdüğü embriyolarını bilimsel araştırmaya bağışlama hakkı önemli olsa da, Sözleşme’nin 8. maddesinin korumasını davet eden çekirdek haklardan biri değildi çünkü başvurucunun varlığının ve kimliğinin hususiyetle önem arz eden bir veçhesini ilgilendirmemekteydi.
Sonuç olarak ve içtihadında ortaya konmuş olan ilkeleri nazara alarak Mahkeme, davalı devlete işbu davada geniş bir takdir yetkisi tanınması gerektiği görüşüne vardı.
İlaveten, yerleştirilmeyecek embriyoların bağışı meselesi açık olarak “nazik ahlaki ve etik sorular” gündeme getirmişti. Bu konuda Avrupa’da bir görüş birliği mevcut değildi; bazı devletler insan embriyosuna ait hücre hatlarının kullanımına müsaade ediyordu, diğerleri açıkça yasaklıyordu ve diğer bazıları bu tip araştırmalara bir takım katı şartlar altında, örneğin amacın embriyonun sağlığının korunması olmasını veya araştırmanın yurtdışından ithal edilen hücreleri kullanmasını şart koşmak gibi, izin veriyordu.
Uluslararası belgeler, yerel makamların, insan embriyolarının yok edilmesi söz konusu olduğunda sınırlandırıcı bir mevzuat kabul etmekte geniş bir takdir yetkisine sahip olduklarını doğrulamaktadır. Avrupa’da getirilen sınırlamalar daha ziyade bu alandaki aşırılıkları ölçülü hale getirmeyi amaçlamaktaydı.
İç hukukta söz konusu yasanın yapım süreci, bu konudaki farklı bilimsel ve etik soruları ve görüşleri hesaba katan birçok tartışmaya sebep olmuştu. Yasa, gereken oy oranı sağlanmadığı için geçersiz ilan edilen birçok referanduma konu edilmişti. Dolayısıyla, söz konusu yasanın yapım sürecinde yasama, ilgili farklı menfaatleri, özellikle de devletin embriyoyu koruma menfaati ile ilgili kişilerin embriyolarını araştırmaya bağışlama şeklindeki bireysel anlamda kendi kaderlerini tayin hakkını kullanma menfaatini zaten hesaba katmıştı.
Başvurucu, şikayet konusu müdahalenin orantısız olduğu savını desteklemek üzere tıbbi destekli üreme hakkındaki İtalyan mevzuatının tutarsız olduğunu iddia etti. Mahkeme’nin vazifesi, İtalyan mevzuatının tutarlılığının soyut denetimini yapmak değildi. Mahkeme’nin analizinde dikkate alınmak için, başvurucunun şikayet ettiği çelişkilerin Mahkeme önünde ileri sürülen şikayetin konusuyla, yani embriyolarının akıbeti konusunda kendi kaderini tayin hakkının sınırlandırılması ile alakalı olması gerekirdi.
İtalya’da yurtdışında embriyoların parçalanmasıyla elde edilmiş embriyoya ait ithal hücre hatları üzerinde yapılan araştırmalara gelince, başvurucu tarafından ileri sürülen embriyolarının akıbetine karar verme hakkı bilimsel araştırmaya katkıda bulunma temennisiyle ilgili olsa, buna, başvurucuyu doğrudan etkileyen bir durum gözüyle bakılamazdı. Ayrıca, İtalyan laboratuvarlarında araştırmalar için kullanılan embriyoya ait hücre hatları, hiçbir şekilde İtalyan mercilerinin talebi üzerine üretilmiş değildi. Kasıtlı surette ve fiilen bir insan embriyosunun parçalanması, daha önceden parçalanmış insan embriyolarından elde edilmiş olan hücre hatlarının kullanılmasıyla kıyaslanamazdı.
Başvurucunun iddia ettiği gibi mevzuatta çelişkiler olduğu kabul edilse bile, bunlar işbu davada başvurucunun dayandığı hakka doğrudan etki edebilecek nitelikte değildi.
Son olarak, bu davada embriyoları bilimsel araştırmaya bağışlama tercihi, eşi vefat ettiğinden, sadece başvurucuya aitti. Mahkeme önünde, suni dölleme zamanı söz konusu embriyolar üzerinde başvurucuyla aynı menfaatlere sahip eşinin aynı tercihi yapacağını gösteren bir delil yoktu. Ayrıca, bu durum için iç hukukta bir düzenleme yapılmamıştı.
Dolayısıyla Hükümet bu davada sahip olduğu geniş takdir yetkisinin sınırlarını aşmamıştı ve söz konusu yasak demokratik bir toplumda gerekliydi.
Hüküm: ihlal yok (on altıya bir).
Protokol No. 1 madde 1: Sözleşme’ye Ek Protokol No. 1 madde 1’in işbu davanın olaylarına uygulanabilirliği ile ilgili olarak, özellikle in vitro insan embriyosunun statüsü konusunda, taraflar taban tabana zıt görüşlere sahipti. Öte yandan, burada, hassas ve tartışmalı olan insan hayatının ne zaman başladığı meselesini incelemek gerekmedi zira Sözleşme’nin 2. maddesi işbu davada mevzubahis değildi.
Sözleşme’ye Ek Protokol No. 1 madde 1 bu davada uygulanmıyordu. Maddenin iktisadi ve maddi kapsamı nazara alındığında, insan embriyoları o hüküm anlamında “mal-mülke” indirgenemezdi. Bu nedenle, başvurunun bu kısmı konu bakımından ratione materiae kapsam dışı olduğundan reddedildi.
Hüküm: kabul edilemez (oy birliği).
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Yazı İşleri tarafından hazırlanmış bu özet Mahkeme’yi bağlamamaktadır.
İçtihat Bilgi Notları için buraya tıklayınız
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2015.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin resmi dilleri Fransızca ve İngilizce’dir. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır ve Mahkeme, kalitesi konusunda herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının veritabanı olan HUDOC üzerinden () veya HUDOC’un bildirdiği başka veritabanları üzerinden yüklenebilir. Davanın isminin tamamen yazılması, yukarıdaki telif hakkıyla ilgili ifadeler kullanılması ve insan haklarına destek Fonu’na referans yapılması şartıyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir. Bu çevirinin tamamını veya bir kısmını ticari amaçlarla kullanmak isteyen herkesin, bu durumu belirtilen adrese bildirmesi rica olunur: publishing@.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2015.
The official languages of the European Court of Human Rights are English and French. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court, nor does the Court take any responsibility for the quality thereof. It may be downloaded from the HUDOC case-law database of the European Court of Human Rights () or from any other database with which the Court has shared it. It may be reproduced for non-commercial purposes on condition that the full title of the case is cited, together with the above copyright indication and reference to the Human Rights Trust Fund. If it is intended to use any part of this translation for commercial purposes, please contact publishing@.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2015.
Les langues officielles de la Cour européenne des droits de l’homme sont le français et l’anglais. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund) Elle ne lie pas la Cour, et celle-ci décline toute responsabilité quant à sa qualité. Elle peut être téléchargée à partir de HUDOC, la base de jurisprudence de la Cour européenne des droits de l’homme (), ou toute autre base de données à laquelle HUDOC l’a communiquée. Elle peut être reproduite à des fins non commerciales, sous réserve que le titre de l’affaire soit cité en entier et s’accompagne de l’indication de copyright ci-dessus ainsi que de la référence au Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme. Toute personne souhaitant se servir de tout ou partie de la présente traduction à des fins commerciales est invitée à le signaler à l’adresse suivante : publishing@.
Full & Egal Universal Law Academy