Paulet / Birleşik Krallık – 6219/08 - 13 Mayıs 2014 tarihli Karar [IV. Bölüm]
Olaylar – Yasadışı şekilde Birleşik Krallık’ta yaşayan bir Fildişi Sahili vatandaşı olan başvuran, sahte bir Fransız pasaportu kullanarak bir işe girmiştir. Başvuran, 2003 yılından 2007 yılına kadar 20.000 İngiliz poundunun (GBP) üzerinde maddi birikim yapmıştır. Aynı pasaport ile sürücü ehliyeti almak için başvuruda bulunduğunda, pasaportunda evrakta sahtecilik yaptığı keşfedilmiş ve hakkında ceza yargılamaları başlatılmıştır. Başvuran, yargılanması sırasında suçunu kabul etmiştir. Davaya bakan yargıç, başvuran hakkında hapis cezasına hükmedip, başvuranın tehcir edilmesi tavsiyesinde bulunmuş ve 2002 tarihli Suç Gelirleri Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca, başvuranın maddi birikimlerinin tamamına el konulması emrini vermiştir. Başvuran, Parlamento’nun Suç Gelirleri Kanunu’nun Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi ile uyumlu olmasını istediğini kaydederek, bunun usulün kötüye kullanılması anlamına geldiğini ve baskıcı olduğunu belirterek el koyma emrine ilişkin itirazda bulunmuştur. Temyiz Mahkemesi başvuranın itirazını reddetmiştir.
Hukuki Değerlendirme – Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. Maddesi
(a) Kabul Edilebilirlik Hakkında – Hükümet, başvuranın iç hukuk yargılamaları esnasındaki şikâyetlerinin Sözleşme’ye (“orantısız”) değil de iç hukuka (“baskıcı” ve “usulün kötüye kullanılması”) atıf yapılarak şekillendirilmiş olması sebebiyle, başvurunun iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesi ile reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Ancak, Mahkeme başvuranın, el koyma emrinin Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi ışığında orantısız olduğu gerekçesiyle, usulün kötüye kullanılması anlamına geldiği ve baskıcı olduğu yönündeki iddiası bakımından, Sözleşme kapsamında yapmış olduğu şikâyetini ulusal düzeyde desteklemek için yeterli adımları atmış olduğunu değerlendirmiştir. Ayrıca, başvuranın şikâyetini yerel mahkemelerin dikkatine sunduğu zamanda, davasını “baskıcılık” ve “usulün kötüye kullanılması” yönlerinden savunması yerindedir. Zira, Yüksek Mahkeme el koyma davalarını orantılılık bakımından Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında incelemenin daha uygun olduğuna ancak daha sonraki bir davada (R / Waya [2012] Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi (UKSC) 51) karar vermiştir.
Sonuç : ön itiraz (oybirliğiyle) reddedilmiştir.
(b) Esas Hakkında - Başvuran, el koyma emrinin kendisinin Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında güvenceye alınan mülkiyetin çekişmesiz kullanımı hakkına ilişkin orantısız bir müdahale teşkil ettiğinden şikayetçi olmuştur. Hükümet, başvuranın yalnızca suç teşkil eden bir eyleminden elde ettiği menfaate eşdeğerdeki varlıklarına el koyulması bakımından, el koyma emrinin orantılı olduğunu iddia etmiştir. Ancak, Mahkeme, el koyma emrinin orantılılık koşulunu karşılayıp karşılamadığına ilişkin karar vermekten ziyade, davaya ilişkin olarak usul yönünden karar vermiştir. Mahkeme, Temyiz Mahkemesi tarafından yapılan incelemenin kapsamının oldukça dar olduğunu gözlemlemiştir. Bunun sebebi ise, Temyiz Mahkemesi’nin yalnızca, el koyma emrinin kamu menfaatine yönelik olup olmadığı hususunu sorgulamış olması ve mülkiyet hakları ile kamu menfaati arasında adil bir dengenin tesis edilip edilmediği hususunu incelememiş olmasıdır. Bunun aksine, Temyiz Mahkemesi yalnızca, usulün kötüye kullanılmasına ilişkin yargı yetkisinin “tedbirli bir şekilde” kullanılması gerektiğini ileri sürmüştür. Mahkeme, adil dengenin tesis edilmesi konusunun Temyiz Mahkemesi’nin inceleme kapsamı içerisinde yer almadığını göz önüne aldığında, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
Sonuç : ihlal (bire karşı altı oyla).
Madde 41: manevi tazminat olarak 2.000 avro (EUR) ödenmesine hükmedilmiş; maddi tazminata ilişkin talep reddedilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy