Penchevi / Bulgaristan - 77818/12 - 10.02.2015 tarihli Karar [IV. Bölüm]
Olaylar — Birinci başvuran, küçük bir çocuk olan ikinci başvuranın annesidir. Birinci başvuranın, çocuğunun babasıyla yapmış olduğu evliliğin sona ermesinin ardından, başvuranlar, 2010 yılında, Bulgaristan’daki evlerinden ayrılmışlardır. Birinci başvuran, daha sonra, oğlunun Bulgaristan’dan Almanya’ya, yani yüksek lisans eğitimine devam ettiği ülkeye seyahat edebilmesi için babanın iznini istemiş, ancak baba izin vermemiştir. Birinci başvuran, bu hususta mahkeme kararı aldırmak istemiş, ancak üç aşama halinde yaklaşık iki yıl iki ay süren dava sürecinin sonunda, Yargıtay, çocuğun Bulgaristan dışına sadece annesiyle seyahat etmesine ilişkin talebi reddetmiştir. Başvuranlar, Temmuz 2012’de ek dava açmışlardır ve bu dava neticesinde alınan Aralık 2012 tarihli kararla, çocuğun annesiyle birlikte seyahat etmesine izin verilmiştir.
Hukuki Değerlendirme — Madde 8: Bir anne olan birinci başvuran ve bir çocuk olan ikinci başvuran açısından, birlikte yaşamaya devam etme ihtimali, Sözleşme’nin 8. maddesi bakımından aile hayatı kapsamına giren temel bir husustur. Yargıtay’ın talebi reddetmesi ve mahkemelerin davayı karara bağlama sürecinde geçen zaman, birinci başvuranın, Almanya’da eğitimine devam ettiği sırada oğluyla birlikte olmasına engel teşkil etmiştir. Bu nedenle, her iki başvuranın da aile hayatlarının korunmasına ilişkin haklarına müdahalede bulunulmuştur. Çocuğun yurtdışına seyahat etmesi de dahil olmak üzere ebeveyn haklarının kullanılmasına ilişkin tüm konularda her iki ebeveynin de rızasının olması gerektiğinden, söz konusu müdahale “yasayla öngörülmüş” bir müdahaledir ve çocuğun babasının haklarını korumak gibi meşru bir amaca hizmet etmektedir.
Ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte herhangi bir şekilde ve herhangi bir süreliğine yurtdışına seyahat edebilmeleri için her ikisinin de rızasının olması koşulunun, başvuranların aile hayatlarına yönelik makul olmayan veya orantısız bir kısıtlama teşkil ettiği söylenemez. Zira Devletten, söz konusu çatışan menfaatler, yani çocuğun menfaatleri, anne babasının menfaatleri ve kamu menfaati arasında adil bir denge kurması istenmektedir. Anne baba arasındaki ilişki sona ermiş olsa dahi, ebeveynin ve çocuğun beraberlikleri, Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamında aile hayatının temel bir unsurunu teşkil etmektedir.
Somut davada, alt dereceli iki mahkeme, çocuğun babanın izni olmadan yurtdışına çıkmasına izin vermişlerdir. Bu kararı, ailenin durumunu ayrıntılı bir şekilde inceledikten ve seyahatin çocuğun menfaatine olacağını tespit ettikten sonra almışlardır. Ancak, söz konusu mahkemelerin kararları, Yargıtay tarafından, yerleşik içtihatlarına dayanılarak bozulmuştur. Buna göre, bir çocuğun yurtdışına ebeveynlerden sadece birisiyle herhangi bir kısıtlama olmaksızın seyahat etmesine izin verilmemektedir. Ancak, Yargıtay, somut davada, anne ve babanın çocuğun bakımı konusundaki yeterlilikleri, psikolojik, duygusal, maddi veya sağlıkla ilgili unsurlar veya çocuğun annesiyle yurtdışına seyahat etmesinin gerçek anlamda ve belirgin bir risk teşkil edip etmeyeceği hususu gibi koşulları dikkate almamıştır. Bunun yanı sıra, Yargıtay, ret kararını, annenin başvuruda bulunurken yapmış olduğu teknik bir hataya, yani daha açık ifade etmek gerekirse, varış ülkesi olarak Almanya’yı yazmamış olmasına dayanarak vermiştir. Son olarak, Yargıtay, birinci başvuranın isteğine rağmen, seyahate hangi somut sınırlar çerçevesinde izin verilebileceğini belirtmemiştir. Tüm bu etkenler birlikte değerlendirildiğinde, çocuğun menfaatleri konusunda Yargıtay tarafından yapılan değerlendirmenin doğruluğuyla ilgili şüpheye düşülmektedir. Bu koşullarda, Yargıtay’ın gerçekleştirdiği inceleme yeterince kapsamlı değildir ve yaklaşımı aşırı şekilcidir.
Ayrıca, iç hukuktaki yargılamalar, iki yıl sekiz aydan uzun sürmüştür. Bu süre boyunca, çocuk, yurtdışına annesinin yanına gidememiştir. Yargılamaların, her iki başvuranın Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamındaki aile hayatlarının korunması hakları ve özellikle de birlikte yaşamaya devam edebilmeleri ve beraberlikleri açısından belirleyici olduğu dikkate alındığında, özel bir itina ile yürütülmesi gerekirdi. İkinci başvuranın yaşının küçüklüğü ve birinci başvuranla son derece yakın bir bağının mevcut oluşu dikkate alındığında, seyahat talebinin değerlendirilmesi konusunda ulusal makamların daha hızlı hareket etmeleri gerekirdi.
Kısacası, seyahat talebinin, Yargıtay tarafından, çocuğun menfaatleriyle ilgili gerçek anlamda bir inceleme yapılmadan görünüşe göre şekilci gerekçelerle reddedilmesi ve yargılamaların çok uzun sürmüş olması nedeniyle, iç hukuktaki karar verme sürecinde eksiklikler söz konusudur.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
Madde 41: Müştereken 7.500 avro manevi tazminat; müştereken 1.101 avro maddi tazminat.
Full & Egal Universal Law Academy