171 No’lu (Şubat 2014) Bilgi Notu’ndan alıntıdır
Pentikäinen / Finlandiya – 11882/10 - 4.2.2014 tarihli Karar [IV. Bölüm]
Olaylar – Başvuran, Finnish adlı bir dergide fotoğrafçı ve gazeteci olarak çalışmaktadır. 2006 yılında, başvuran Helsinki’deki gösteriyi haber yapmak üzere görevlendirilmiştir. Basın için ayrılan ayrı bir güvenlik alanı olmasına rağmen, başvuran bu alanı kullanmamayı tercih etmiş ve göstericilerle bir arada bulunmuştur. Gösteri şiddetlenmeye başladığı zaman, polis ilgili alanı kapatmıştır ve polis göstericilerin dağılmasına yönelik talimat vermiştir. Çoğu kişi ayrılmıştır ancak başvuran da dahil olmak üzere yaklaşık 20 kişi kalmıştır. Polisler tekrar ayrılmalarını söylemiştir ve eğer dağılmazlarsa tutuklanacaklarına dair göstericileri uyarmıştır. Başvuran, polisin talimatının yalnızca göstericilere yönelik olduğunu düşünüp, olay yerinde kalmıştır. Daha sonra başvuran, kalan göstericilerle beraber tutuklanmış ve 17 saatten fazla alıkonmuştur. Polisin başvuranın gazeteci olduğunun tam olarak ne zaman farkına vardığı belirsizdir. Sonradan, bir yerel mahkeme başvuranı polis talimatlarına uymadığı gerekçesiyle suçlu bulmuştur ancak başvurana ceza vermemeye karar vermiştir. Karar temyiz aşamasında onanmıştır ve başvuranın Yüksek Mahkeme’ye daha sonradan yapmış olduğu şikayet reddedilmiştir.
Hukuki Değerlendirme – 10. madde: Başvuranın yakalanması ve tutuklanmasıyla oluşan ifade özgürlüğüyle ilgili müdahale , “yasayla öngörülmüş” ve kamu güvenliği, kargaşa ve suçu önleme konusundaki meşru hedef doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Bu müdahalenin orantılılığına dair ise, başvurana konu hakkında yeterince haber yapmaya yönelik birçok fırsat tanınmıştır. Örneğin, başvuran gösterinin fotoğraflarını çekmesi konusunda herhangi bir şekilde engellenmemiştir ve başvuran, basının karar vermesiyle ayrılmış olan güvenlikli ayrı bir alanı kullanma hakkından feragat etmiştir, onun yerine polisin dağılmaya yönelik talimatına rağmen göstericilerle bir arada bulunmuştur. Bu nedenle, başvuranın gazetecilik özgürlüğünü kullanmasına yönelik yapılan müdahale belirli bir ölçüde sınırlandırılmıştır. Ayrıca, cezai hükümle cezalandırılan davranış, başvuranın gazetecilik faaliyeti değil; başvuranın gösterinin en sonunda polis emrine uymayı reddetmesidir - ki polis de bunu bir ayaklanma olarak değerlendirmiştir. Mahkeme, yerel mahkemeler tarafından verilen bu tür bir müdahalenin “gerekli” olup olmadığı kararının ikna ediciliğini değerlendirirken, basına yönelik ayrı bir yerin, güvenlikli bir alanın ayrılmasıyla, yerel makamların gösterinin meşru bir kamu çıkarı sorunu olduğunu kabul etmiş olduğunu ve gösterinin kamuya rapor edilmesine yönelik gerekçelendirilebilecek zeminler olduğunu belirtmiştir. Yerel mahkemeler, Devletin çıkarlarına karşı başvuranın ifade özgürlüğünü dengeleyerek 10. madde açısından sorunu incelemiştir ve başvuran aleyhine ihtilaflı tedbirlerin alınması için zorlayıcı sosyal bir ihtiyaç olması gerektiği kararını vermiştir. Özellikle, kalabalığın dağıtılması ve kişilere ayrılmalarına yönelik talimat verilmesi, ayaklanma ve kamu güvenliğine tehdit nedeniyle gereklidir. Başvuranın mahkumiyetiyle ilgili olarak, başvurana ceza verilmemiştir ve kendisinin sabıka kaydına mahkumiyetiyle ilgili bir giriş yapılmamıştır. Bu nedenle, devletlere bu alanda sağlanması gereken takdir payı dikkate alınarak, yerel mahkemeler, başvuranın yakalanması ve mahkumiyetini gerekçelendirmeye yönelik ilgili ve yeterli nedenleri sağlamış olduğu izlenimini vermiştir ve dolayısıyla söz konusu çakışan çıkarlar arasında adil bir denge bulmuştur.
Sonuç: ihlal bulunmamaktadır (iki oya karşılık beş oy ile)
175 No’lu (Haziran 2014) Bilgi Notu’ndan alıntıdır
Pentıkäinen /Finlandiya - 11882/10 - 04.02.2014 tarihli Karar [IV. Bölüm]
Fotoğrafçı ve gazeteci olan başvuran, Helsinki’de gerçekleştirilen bir gösteriyle ilgili haber yapmaktaydı. Gösteri esnasında basın için ayrı ve güvenli bir alan ayrılmış olmasına rağmen, başvuran bu alanı kullanmamış ve göstericilerin arasında durmuştur. Gösteri şiddetlenince, polis göstericilere dağılmaları talimatında bulunmuş ve birçok kişi gösteri alanını terk etmiştir. Ancak başvuran, söz konusu talimatın sadece göstericiler için geçerli olduğunu düşündüğünden alanı terk etmemiştir. Kısa bir süre sonra, polis başvuranın da aralarında bulunduğu alanda durmaya devam eden göstericileri yakalamıştır. Başvuran 17 saatten uzun bir süre alıkonulmuştur. Polisin, başvuranın gazeteci olduğundan ne zaman haberdar olduğu belirsizdir. Daha sonra, bir bölge mahkemesi başvuranı polisin talimatlarına uymamaktan suçlu bulmuş ancak başvuranın eylemi affedilebilir görüldüğü için başvurana bir ceza verilmemesine karar vermiştir.
Mahkeme’nin bir Dairesi, 4 Şubat 2014 tarihli kararında iki oya karşılık beş oyla, Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edilmediğine karar vermiştir (bk. 171 sayılı bilgi notu). Daire özellikle, başvuranın basın özgürlüğünü kullanmasına yönelik müdahalenin, sadece sınırlı bir boyutta olduğunu ve ulusal mahkemelerin, başvuranın yakalanması ve mahkûmiyetinin gerekçelendirilmesi açısından uygun ve yeterli nedenler sunduklarını ve söz konusu çakışan menfaatler arasında adil bir denge kurduklarını kaydetmiştir.
Başvuranın talebi üzerine dava 2 Haziran 2014 tarihinde Büyük Daire’ye gönderilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy