Petropavlovskis / Letonya – 44230/06 - 13.1.2015 tarihli Karar [IV. Bölüm]
Olaylar ve Olgular – Başvuran Letonya Cumhuriyeti’nde, SSCB’nin dağılmasının ardından Sovyet vatandaşlıklarını kaybetmiş olan eski Sovyetler Birliği vatandaşlarına tanınan bir yasal statü olan Letonya Cumhuriyeti’nde “daimi oturma izni olan, ancak vatandaşlığı bulunmayan” ve hakkı bulunmasına rağmen sonradan başka herhangi bir vatandaşlığa girmeyen kişi statüsüne sahipti. Başvuran 2003 ve 2004 yıllarında Letonya’da yapılan bir eğitim reformunu protesto eden bir hareketin liderlerinden biriydi. Başvuran bu sıfatla Rusça konuşan topluluğun Rusça dilinde eğitim haklarını, öğretim dilinin sadece Rusça olduğu ve Devletçe finanse edilen okulların muhafaza edilmesini savunan basın açıklamaları yapmıştır. Başvuranın Letonya vatandaşlığına kabul edilme başvurusu 2004 yılında Bakanlar Kurulu tarafından reddedilmiş ve başvuranın akabindeki itirazları kabul edilmemiştir. Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı başvurusunda söz konusu reddin Hükümet’i eleştirmiş olması dolayısıyla kendisi hakkında alınan bir cezalandırıcı tedbir olduğundan şikâyetçi olmuştur.
Hukuksal Değerlendirme – Madde 10 ve 11: Mahkeme, başvuranın Letonya vatandaşlığına alınmasının reddedilmesinin başvuranı Hükümet politikalarına karşı olduğunu ifade etmekten veya toplantılara ve hareketlere katılmaktan ne şekilde alıkoyabileceğini anlayamamıştır. Başvuranın vatandaşlığa geçmesine ilişkin kararın görüşlerinden ötürü bir cezalandırma olduğu değerlendirilemeyeceği gibi, söz konusu karar başvuranın kamu menfaatiyle ilgili meseleleri dile getirme ve tartışmalara katılma konusundaki kararlılığını zayıflatmamıştır. Aksine, başvuranın eğitim reformu konusundaki düşünceleri basında geniş ölçüde yer almış ve başvuran vatandaşlığa geçme başvurusu reddedildikten sonra dahi siyasi olarak faal olmaya devam etmiştir. Başvurana görüş ifade ettiği veya bir gösteriye katıldığı gerekçesiyle hiçbir cezai yaptırım uygulanmamıştır.
Ayrıca, uluslararası hukuk uyarınca, vatandaşlığa geçmeye ilişkin kararlar öncelikle yerel yargı yetkisi kapsamına giren ve genellikle Devlet ile vatandaşlığa geçme talebinde bulunan kişi arasında bir bağ bulunmasına yönelik kriterlere dayalı olan meselelerdi. Ne Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, ne de uluslararası hukuk genel anlamda belirli bir vatandaşlığı kazanma hakkını öngörmekteydi. Yerel hukukta başvuranın Letonya vatandaşlığına girme konusunda koşulsuz bir hakkı bulunduğuna veya yetkililerin kararının keyfi olarak görülebileceğine işaret eden hiçbir husus bulunmamaktaydı.
Başvuran ifade ve toplantı özgürlüğünü kullanırken, hukuka uygun olarak eleştiride bulunduğu sürece Hükümetin politikalarına katılmamakta özgürdü. Bu türden bir eleştirinin sınırları Hükümet bakımından, bir sivil vatandaş veya hatta bir siyasetçiden dahi daha genişti. Ancak, bu vatandaşlığa geçme konusunda her ikisi de iç hukukça belirlenmiş olan kriter ve usulden farklı bir meseleydi. Mevcut davada olduğu gibi pek çok ülkede, vatandaşlığın kazanılması kişinin Devlete ve Anayasasına bağlı kalacağını ifade ettiği bir sadakat yemini edilmesini içermekteydi. Belirli bir Hükümet’e sadakat yemini edilmesini gerektiren bir kriterden ayrılması gereken bu türden bir gerekliliğin ifade ve toplantı özgürlüğüne müdahalede bulunabilecek nitelikte bir cezalandırma tedbiri olduğu değerlendirilemezdi. Bilakis söz konusu gereklilik, vatandaşlığa alınma yoluyla Letonya vatandaşlığına geçmek isteyen herkes tarafından karşılanması gereken bir kriterdi.
Sonuç: 10 ve 11. maddeler uygulanabilir değildir (oy birliğiyle).
(Ayrıca bk. Slivenko / Letonya [BD], 48321/99, 9 Ekim 2003, 157 sayılı Bilgi Notu; Kolosovskiy / Letonya (k.k.), 50183/99, 29 Ocak 2004, 60 sayılı Bilgi Notu; Sisojeva ve Diğerleri / Letonya (kayıttan düşme kararı) [BD], 60654/00, 15 Ocak 2007, 93 sayılı Bilgi Notu; Fehér ve Dolník / Slovakya (k.k.), 14927/12 ve 30415/12, 21 Mayıs 2013)
Full & Egal Universal Law Academy