Placi /İtalya – 48754/11 - 21.1.2014 tarihli Karar [II. Bölüm]
Olaylar – Başvuran, askerlik hizmetini yerine getirmeye uygun olduğunun tespit edildiği iki tıbbi muayene sonrasında 1994 yılının Haziran ayında askere alınmıştır. Başvuran, takip eden aylar esnasında çeşitli disiplin tedbirlerine tabi tutulmuştur. Bu tedbirler arasında, uygunsuz davranış göstermesi sebebiyle 24 günlük hücre hapsi de yer almaktadır. Başvuran daha sonra hastaneye yatırılmış ve 1995 yılının Nisan ayında askerliğe elverişsiz olarak taburcu edilmesi öncesinde anksiyete bozukluğu teşhisi konmuştur. Başvuran askerlik hizmeti ile hastalık arasında bir illiyet bağı bulunduğunu ya da kendisinin askerlik hizmeti yapmaya uygun olduğu beyanında bulunan adli tabiplerin hastalığını tespit etmemiş olduklarını ileri sürerek tazminat davası açmıştır. Ancak, başvuranın tazminat davasına ilişkin talebi Savunma Bakanlığı tarafından verilen ve son olarak Yüksek İdare Mahkemesi tarafından onanan bir karar ile reddedilmiştir.
Hukuki Değerlendirme – 3. Madde: Mahkeme İtalyan makamlarının söz konusu olayda ihmalkar davrandığı kanaatinde değildir. Başvuran, askere alınması öncesinde, kendisinin bazı yetersizliklere karşın askerlik hizmeti için elverişli olduğu tespitinin yapıldığı tıbbi bir muayeneden geçirilmiştir. Askere alınması sonrasında başka bir tıbbi muayene daha yapılmıştır. Başvuran değerlendirmelerde bulunan doktorların mesleki becerilerini ya da tecrübelerini sorgulamamış, sağlığı hakkında herhangi bir şikayette bulunmamış veya ikinci bir görüşe başvurmamıştır. Bu nedenle, başvuranın askere alındığı tarihte İtalyan yetkililerin başvuranın durumunun, orduya alınması halinde tedaviden yoksun kalmaya ilişkin gerçek bir riskle karşı karşıya kalacağı konumda olduğuna inanmaları için sağlam ve dayanaklı gerekçelerin varlığı tespit edilmemiştir.
Ancak, sonrasında meydana gelen olaylara ilişkin olarak, Mahkeme, üstlerinin başvuranın askerliğinin ilk altı ayında tekrar eden itaatsizliğinin psikolojik meselelerden kaynaklanmış olabileceğini fark etmediklerini, başvuranın başka bir askeri birliği sevk edilmesi sonrasında ise yeni bir üstünün birkaç gün içerisinde bu ihtimalin açık bir şekilde farkına vardığını kaydetmektedir. Başvuranın sağlık durumu ve iyilik hali, tıbbi muayeneler ve yardım yoluyla ancak o zaman yeterli bir şekilde güvence altına alınabilmiştir. Hükümet, başvuranın üstlerinin yeterliliklerine ilişkin detaylı bilgi sunmamış, bu gibi durumların tespitini yapabilecek yeterlilikte ve bununla görevli herhangi bir eğitimli personelin bulunup bulunmadığına ilişkin açıklama da yapmamıştır. Hükümet ayrıca, bu gibi durumların tespitinin sağlanması ve bu hallerde atılması gereken adımlara dair herhangi bir uygulama, kura veya usulün mevcut olup olmadığına da değinmemiştir. Başvuranın psikolojik ya da en azından bir tür muayene veya tıbbi denetime erişiminin bulunduğu gösterilmemiştir. Bu nedenle, başvuran, belki sağlık durumu iyi olan birisi için başa çıkılamaz boyutta olmayan ancak, mevcut davada da olduğu üzere, gerekli zihinsel mukavemetten yoksun biri için büyük bir yük teşkil edebilecek bir muameleye maruz kaldığı ilk altı ay boyunca (bir aydan az bir sürelik eğitimin ardından) kendi haline bırakılmıştır.
Rutin görevlerin dahi belirli koşullar altında bir soruna yol açabileceğinin göz ardı edilmemesi gerekirken, somut davada başvuran, toplamda 29 gün olmak üzere altı aylık süre içerisinde birçok kez cezalandırılmıştır. Yine, söz konusu cezaların sağlıklı bireyler için doğuracağı neticeler önemsiz nitelikte olabilecekken, başvuran gibi bir kimse üzerindeki etkileri yalnızca uzun vadede zarar verici olmakla kalmayıp, aynı zamanda fiziksel ya da ruhsal sağlığı üzerinde bu cezaların süresi boyunca anlık nitelikte zarar verici etkileri de olmuştur. 1995 yılına ait tıbbi raporlarda başvuranın “disfori ve sınırdaki kişilik bozukluğu” sorunlarının bulunduğu kaydedilmiş ve askerlik hizmetinin başvuran için stres oluşturduğunun altı çizilmiştir. Bu zarar görebilirlik durumu dikkate alındığında, başvuranın maruz kaldığı sıkıntılar normal askerlik hizmeti sırasında herhangi birinin maruz kaldıklarının çok ötesine geçmiştir. Devlet, Askeriyenin bu duruma ilişkin zamanında tespit veya müdahalede bulunmaması ya da bu gibi durumların önüne geçilmesini sağlayabilecek bir çerçevenin mevcut olmaması sebebiyle, başvuranın askerlik hizmetini Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamındaki haklarına saygı gösterilen koşullar altında yerine getirmesini sağlayamamıştır.
Sonuç : ihlal (oybirliğiyle).
Mahkeme ayrıca, tarafsız bir mahkeme önünde adil yargılama yapılmaması sebebiyle Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin; ve silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin söz konusu olduğuna karar vermiştir.
41. Madde: Manevi tazminat olarak 40,000 avro ödenmesine karar verilmiş; maddi tazminata ilişkin talep reddedilmiştir.
(Ayrıca bakınız, Kayankin / Rusya, 24427/02, 11 Şubat 2010; ve Baklanov / Ukrayna, 44425/08, 24 Ekim 2013)
Full & Egal Universal Law Academy