Plechkov/Romanya - 1660/03 - 16.09.2014 tarihli Karar [III. Bölüm]
Olaylar – Başvuran Bulgaristan’da ikamet etmektedir. Başvuran, söz konusu zamanda Bulgar bir balıkçı gemisinin hem sahibi hem de kaptanıydı. 2002 yılının Mayıs ayında, gemisi Romanya kıyılarının yaklaşık 29 deniz mili açığındayken Romanya Deniz Kuvvetleri görevlileri tarafından durdurulmuş ve aranmıştır. Romanya Deniz Kuvvetleri görevlileri başvuranın gemisinde endüstriyel balıkçılık ekipmanları ve yaklaşık 300 kg ağırlığında köpekbalığı eti bulunduğunu tespit etmiştir. Sonrasında, gemiye Romanya’daki Köstence limanına kadar eşlik edilmiş ve gemi içerisindeki yüklerle birlikte limanda tutulmuştur. Aynı gün içerisinde, geminin sahibi ve kaptanı olan Plechkov polis tarafından gözaltına alınmış ve daha sonra hakkındaki yargılamalar devam ederken tutulmaya devam edilip, gemisindeki ekipmanlara el konmuştur. Başvuran, münhasır ekonomik bölgeye ilişkin 142/1986 sayılı kararname doğrultusunda, Karadeniz’de Romanya’ya ait münhasır ekonomik bölgede yasadışı bir şekilde köpekbalığı avcılığı yapmakla suçlanmıştır. İlk derece mahkemesi önünde, başvuran hiçbir zaman Romanya’nın karasularına girmemiş olduğunu beyan etmiştir.
İlk derece mahkemesi 18 Temmuz 2002 tarihinde vermiş olduğu bir kararda ilk olarak, 142/1986 sayılı kararnamenin Romanya’nın Karadeniz’deki münhasır ekonomik bölgesinin sınırlarını belirlediğini, kararnamenin 2. maddesi uyarınca bu bölge, “devletin denize olan kıyı kenarından denize doğru karasularında 200 deniz mili dışına kadar uzanmaktadır”. Ancak, mahkeme, söz konusu bu kararnamenin 36/2002 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış olduğunu kaydetmiş ve bu Kanun’un Romanya’nın münhasır ekonomik bölgesinin tanımını değiştirdiği görüşünde olduğunu ifade etmiştir. Mahkeme bilhassa, geçerli Kanun’un artık bölgenin tam sınırlarını belirlemediğini yalnızca, bölgenin “200 deniz miline kadar uzanabileceğini” ifade ettiğini ve ekonomik bölgenin tam sınırlarının Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (“BMDHS”) doğrultusunda Romanya ve komşu Devletleri arasında bir anlaşma ile tespit edileceğini öngördüğünü kaydetmiştir. İlk derece mahkemesi ayrıca, Romanya ve Bulgaristan’ın iki Devlet arasındaki münhasır ekonomik bölgenin sınırlarının belirlenmesi amacıyla müzakerelere başlamış olduğunu ancak henüz herhangi bir anlaşmaya varılamadığını kaydetmiştir. Buradan, bu tür bölgelerin belirlenmesine yönelik yasal çerçeve sunan BMDHS’nin, iki taraflı bir anlaşma olmadığı için, Romanya ve Bulgaristan tarafından uygulanmamış olduğu anlaşılmaktadır. Mahkeme, başvuranın gemisinin Romanya yasalarına tabi olmayan bir bölgede yakalanmış olduğunu kaydederek başvuranın beraatına karar vermiştir.
Temyiz üzerine, Eyalet Mahkemesi söz konusu ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Eyalet Mahkemesi, öncelikle, Romanya ve Bulgaristan’ın her ikisinin de BMDHS’ye taraf olduklarını ifade etmiş ve BMDHS’nin münhasır ekonomik bölgelere ilişkin hükümlerinin, ilgili Devletler arasında ikili bir anlaşma olmasa dahi, 36/2002 sayılı Kanun’un BMDHS’nin birçok hükmünü içermesi sebebiyle, iç hukukta doğrudan uygulanabilir olduklarına karar vermiştir.
Eyalet Mahkemesi başvuranın gemisinin Romanya’nın 36/2002 sayılı Kanun ve BMDHS ile sınırları belirlenmiş olan münhasır ekonomik bölgesinde endüstriyel balıkçılık faaliyetlerinde bulunduğunu tespit ederek, başvuranın suçunu sabit bulmuştur. Başvuranın bir yasal sorun temelinde bulunduğu temyiz talebi reddedilmiştir.
Hukuki Değerlendirme – Madde 7: BMDHS’nin ya da ilgili Romanya mevzuatının yorumlanmasına veya bu belgelerin Romanya mahkemelerince uygulanmasına ilişkin karar vermek Mahkeme’nin görevi değildir. Mahkeme, bu nedenle, BMDHS’nin anlamı dâhilinde Romanya’nın münhasır ekonomik bölgesinin genişliği veya sınırlarının olup olmadığı ya da Romanya’nın böyle bir bölgeyle ilgili hak ve yükümlülükleri hakkında herhangi bir karara hükmedememektedir. Mahkeme yalnızca, iç hukuk hükümlerinin, yerel mahkemelerce yorumlandığı ve uygulandığı şekliyle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olan herhangi bir sonuca yol açıp açmadığını belirlemek durumundadır.
Somut davada, Hükümet ilk olarak, başvuran tarafından gerçekleştirilen faaliyetlere ilişkin cezai yaptırımlar uygulanmasının doğrudan BMDHS’den kaynaklandığını ve dolayısıyla, başvuranın mahkumiyetine ilişkin kararın erişilebilir ve öngörülebilir olduğunu iddia etmiştir. Ancak, başvuranın mahkumiyetine dair karar söz konusu belgeye dayandırılmamıştır. Bu koşullar çerçevesinde, Mahkeme, bahse konu belgede belirtilen kuralın, kendi başına değerlendirildiğinde, Sözleşme’nin gereklerini yerine getirip getirmediğini incelemek durumunda kalmamıştır.
Ancak, Mahkeme, yerel mahkemelerin başvurana isnat edilen suçu oluşturan faaliyetlerin ceza hukuku kapsamına girip girmediği sorusunu yanıtlayabilmek için öncelikle 36/2002 sayılı Kanun ile değiştirilmiş olan ilgili hükümlerin kapsamlarını incelemiş olduğunu kaydetmiştir. Söz konusu mahkemeler bunun tamamen aksi sonuçlara varmıştır. Öncelikle, başvuran, Consiliul de Stat’ın 142/1986 sayılı kararnamesi temelinde yargılanmak üzere gönderilmiş ancak, başvuranın bahse konu faaliyetlerde bulunması öncesinde söz konusu kararname 36/2002 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır. İkinci olarak, bahse konu zamanda yürürlükte olan ilgili mevzuat, 36/2002 sayılı Kanun ile değişiklik yapıldığı şekliyle, Romanya’nın münhasır ekonomik bölgesinin sınırlarını gerekli netlikle belirlememiştir. Bu hükümler mahkemelerin başvuranın suçlu olup olmadığı hususunu incelemek amacıyla, iddianamede belirtilmiş olan mülga yasal dayanak yerine resen kullanmış oldukları hükümlerdir. Bunun yanı sıra, münhasır ekonomik bölgenin sınırlarının genişliğinin belirlenmesi hususu, aynı hükümle, Romanya ve Bulgaristan da dâhil olmak üzere, kıyıları Romanya ile komşu olan ya da Romanya kıyıları karşısında kalan Devletler arasında yapılacak bir anlaşma ile tespit edilmek üzere açık olarak sonraya bırakılmıştır. Bu tür bir hükmün, başvuranın faaliyetlerine müsaade edecek nitelikte Bulgaristan ile yapılmış bir anlaşmanın veya herhangi bir başka unsurun yokluğunda, uygulamasında öngörülebilir olduğunun değerlendirilmesi düşünülemez. Münhasır ekonomik bölgeye ilişkin egemenlik haklarının ihlal edilmesi halinde ortaya çıkacak olan ceza hukukuna ilişkin sonuçlar göz önünde bulundurulduğunda, BMDHS’nin anlamı dahilinde münhasır ekonomik bölgenin Romanya tarafından ilan edilen sınırlarının Romanya hukuku kapsamında net bir tanımının yer alması gereklidir. Başvuran hakkında mahkumiyet kararı veren mahkemeler ayrıca, Romanya ile Bulgaristan arasında herhangi bir anlaşmaya yapılmış olması halinde dahi, bu durumun başvuranın lehine bir sonuç doğurmayacağını ifade etmişlerdir. Ancak, Eyalet Mahkemesi ve Temyiz Mahkemesi tarafından yapılan bu tür bir yorumun yerleşmiş yerel içtihatta herhangi bir dayanağı bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, ne yerel içtihat ne de bu içtihadın yerel mahkemelerce yorumlanışı, başvuranın mahkumiyetine karar verilmesini yeterli ölçüde öngörülebilir kılmaktadır.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle).
Mahkeme ayrıca, oybirliğiyle, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. Maddesinin ihlal edilmiş olduğuna karar vermiştir.
Madde 41: Maddi ve manevi zararlar karşılığında 6.500 avro tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy