Preda ve Diğerleri / Romanya – 9584/02 - 29 Nisan 2014 tarihli karar [III. Bölüm]
Olaylar – Başvurularda öne sürülen şikayetler, komünist rejimin 1989 yılının Aralık ayında düşmesinin ardından Romanya’da kabul edilen yasalar uyarınca, bu rejim tarafından el konulan ya da kamulaştırılan mülklerin geri alınmasına yönelik hakları bulunan kişiler olan başvuranların açtığı, tazminata ya da mülkün geri verilmesine yönelik idari ve/veya kamu davalarına ilişkindir.
Hukuki değerlendirme – Madde 35 § 1: Mahkeme, Maria Atanasiu ve Diğerleri / Romanya (30767/05 ve 33800/06, 12 Ekim 2010, 134 sayılı Bilgi Notu) davasına ilişkin kararında, komünist rejim kapsamında Devlet tarafından el konulan ya da kamulaştırılan mülklerin tazmin ya da iade edilmesi işleminin etkin olmamasının; Mahkeme’nin Romanya Hükümetine mülklerin iadesi hakkının uygulanması için hızlı ve etkin önlemler alınması gerektiğini belirttiği Viaşu, Faimblat ve Katz kararlarının kabul edilmesine rağmen sürekli tekrar eden ve oldukça yaygın olan bir problem olduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla, pilot kararı uygulayan Mahkeme, davalı devletten, taşınmaz malların kamulaştırılması hususunu içeren davalarda sahiplik haklarının korunması ile ilgili yasal ve idari tedbirlerin alınmasını istemiştir. Mahkeme ayrıca Romanya yetkililerinin telafiye yönelik düzenleme kapsamındaki kişilerin mallarının uygun bir şekilde tazmin edilmesini sağlayacak önlemleri almalarını bekleyen aynı genel problemden kaynaklanan başvuruların tümünün değerlendirmesini ertelemeye karar vermiştir.
Meclis, 16 Mayıs 2013 tarihinde, Romanya’daki komünist rejim esnasında yanlış bir şekilde Devlet mülkiyeti kapsamına alınan taşınmaz malların fiziksel olarak geri verilmesi ya da alternatif olarak tazmin edilmesine ilişkin 165/2013 sayılı Kanun’u kabul etmiştir.
Mahkeme, ilk olarak, önünde bulunan sekiz başvurunun, Maria Atanasiu ve Diğerleri davasında yürütülen pilot karar uygulamasından sonra kabul edilebilirlik öncesi aşamasında değerlendirdiği ilk başvurular olduğunu gözlemlemiştir. Davaların olaylar bakımından karışıklığının ve tarafların sunduğu görüşlerin ışığında, Mahkeme, 165/2013 sayılı Kanun’un sağladığı çeşitli hukuk yolları ile uygulamalarının, başvuranların durumunun çözümünde etkin olup olmadığını belirlemeyi amaçlamıştır.
Romanya Devleti tarafından kullanılan takdir yetkisi ile 165/2013 sayılı Kanun – yani usule ilişkin açık ve öngörülebilir kurallar, bağlayıcı süre sınırları ve etkin yasal gözden geçirme işlemi – tarafından sağlanan teminatlar göz önünde bulundurulduğunda; söz konusu Kanun, ilkesel olarak, Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca mülkiyetin korunması hakkının ihlal edildiğini iddiasından kaynaklanan başvuruların tazmin edilmesi kapsamında, özellikle de şu durumlarda erişilebilir ve etkin bir yol sağlamaktadır: aynı arazi için farklı tapu senetleri, mülkün geri verilmesi ya da tazmin edilmesi hakkına ilişkin itirazda bulunulmaması sonucu tapu senedinin iptali, belirtilmeyen bir miktarda tazminatın hak edildiğine hükmeden bir nihai kararın verilmesi, nihai kararda hükmedilen tazminatın ödenmemesi, mülkün geri verilmesine ilişkin talebe dair uzun bir süre karar verilmemesi.
Ancak, söz konusu Kanun’da, aynı bina için birden fazla tapunun bulunduğu durumlara ilişkin davalarda tazminat ödenmesine dair usul ya da esas bakımından herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra, 165/2013 sayılı Kanun’da, uygun olduğu takdirde adli yargılamalarla birleştirilebilecek olan idari işlemler için belirtilen süre sınırlarına bakıldığında, sürecin tamamlanmasının ve taleplerin son çözümlerinin uzun yıllar alabileceği gözlemlenmektedir.
Durumun bu istisnai hali, 60 yıldan fazla bir süre önce el konulan ve daha sonra mülk sahibi ve/veya kullanılış açısından birçok temel değişiklik geçiren yapıların mülkiyet sıfatını çevreleyen fiili ve hukuki faktörlerin özünde yer almaktadır. Bu durumun olağan dışı mahiyeti göz önünde bulundurulduğunda, uygulanabilecek süre sınırları gözden geçirilen işlemin etkinliğini sorgulamak için kendi başlarına yeterli olmayacak; ve şekil itibariyle, Sözleşme tarafından teminat altına alınan haklara, özellikle de 6. maddede teminat altına alınan makul süre sınırı şartına aykırı olduğu iddia edilemeyecektir. 165/2013 sayılı Kanun henüz yakın bir tarihte yürürlüğe girdiği için, uygulamasına yönelik herhangi bir adli ya da idari emsal ortaya konmamıştır. Fakat Mahkeme bu aşamada yukarıda bahsedilen durumlar için yeni hukuk yolunun etkin olmadığı sonucuna varmak için herhangi bir sebep görmemiştir. Bununla birlikte, Mahkeme, yeni düzenlemenin uygulama bakımından etkin olmamasına dair gelecekte ortaya çıkabilecek iddiaları inceleme hakkını saklı tutmuştur. Dolayısıyla, aynı binaya ait birden fazla tapu senedi olduğu durumlar dışında, 165/2013 sayılı Kanun, Roman davacılara kayıpları için ulusal düzeyde tazminat alma fırsatı sunmaktadır, bu fırsattan yararlanmak ise tamamen kendilerine bağlıdır.
Mevcut başvurular, 165/2013 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce yapılmıştır. Ancak davanın koşulları, Mahkeme’nin iç hukuk yollarının kullanılması şartına uyumluluğu denetlerken başvuru tarihine de bakması gerektiğine dair genel kuraldan uzaklaşılmasına gerekçe oluşturmuştur. Kanun’un amacı, yetkili Romanya makamlarının Maria Atanasiu ve Diğerleri davasına ilişkin kararda gözlemlenen ihlallerin tazmini, ve sonuç olarak Mahkeme’ye yapılan başvuru sayısının azaltılmasıdır. Bu hem Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra yapılan hem de o tarihte Mahkeme önünde derdest durumda bulunan başvurular için geçerlidir. Bu bağlamda, 165/2013 sayılı Kanun’un 4. maddesinin açıkça Mahkeme’ye önceden yapılmış başvurulardan bahsettiği ve tanımlanan işlemler kapsamında Mahkeme önünde halen derdest durumda olan başvuruları kapsamak için tasarlandığı hususlarına özellikle önem verilmesi gerekmektedir.
(a) 9584/02, 33514/02, 38052/02, 25821/03, 29652/03, 17750/03 ve 28688/04 numaralı başvurulara ilişkin – İlgili tüm konular, 165/2013 sayılı Kanun kapsamındadır ve bu kanun, başvuranlara ya da mirasçılarına, el konulmuş ya da kamulaştırılmış mallara ilişkin tazminat alma hakkı tanımaktadır. Dolayısıyla, bu başvurularda Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamındaki şikayetlerin, iç hukuk yolları tüketilmediği gerekçesiyle reddedilmesi gerekmiştir.
Sonuç: kabul edilemez (iç hukuk yollarının tüketilmemesi).
(b) 3736/03 numaralı başvuruya ilişkin – Başvuranların, nihai bir karar uyarınca mal sahibi olma haklarını iddia edebilecekleri bir hukuk yolu bulunmamaktadır. Ayrıca Hükümet, başvuranların mülklerinin korunması haklarını ya da bu konuda uğradıkları zararın tazmin edilmesini garanti altına alacak herhangi başka bir iç hukuk yolu da sunmamıştır. Dolayısıyla, başvuranlar, iç hukuk yollarının tüketilmesi şartını ihlal etmemişlerdir. Mahkeme, sonuç olarak, Hükümet’in iç hukuk yollarının tüketilmediğine dair itirazını reddetmiştir.
Sonuç: kabul edilebilir (oy birliğiyle).
Mahkeme, oy birliğiyle, 3736/03 numaralı başvuruya ilişkin, başvuranların mülkiyetlerinden mahrum bırakıldıklarından ve bununla ilgili kendilerine uzun yıllar boyunca hiç tazminat ödenmediğinden dolayı Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Madde 41: manevi tazminat olarak 5,000 avro, maddi tazminat olarak 200,000 avro.
(bk. Viaşu / Romanya, 75951/01, 9 Aralık 2008, 114 sayılı Bilgi Notu; Faimblat / Romanya, 23066/02, 13 Ocak 2009, 115 sayılı Bilgi Notu; ve Katz / Romanya, 29739/03, 20 Ocak 2009, 115 sayılı Bilgi Notu)
Full & Egal Universal Law Academy