Primov ve Diğerleri / Rusya – 17391/06 - 12.06.2014 tarihli Karar [I. Bölüm]
Olaylar —Bir grup insan, Usukhchay köyünde bulunan bir parkta, 25 Nisan günü 5.000 kişinin katılacağı bir gösteri düzenlemek istediklerini 10 Nisan 2006 tarihinde yerel makamlara yazılı olarak bildirmişlerdir. Söz konusu bildirim ilgili makamlara bir hafta sonra ulaşmış, ancak üç gerekçe öne sürülerek gösteriye izin verilmemiştir. Söz konusu gerekçeler; bildirimin Halka Açık Toplantılar Kanunu’nda öngörülen 5 günlük süre geçtikten sonra yapılmış olması, parkın en fazla 500 kişilik yer kapasitesinin bulunması ve göstericilerin iddialarının gerçek dışı olması ve resmi soruşturmalar neticesinde aksinin kanıtlanmış olmasıdır. Buna rağmen, gösteri planlandığı gibi düzenlenmiştir. Söz konusu gösteriye birinci ve üçüncü başvuran da katılmıştır. Polis, protestocuların köy merkezine ulaşmalarını engellemek amacıyla yola barikat kurmuştur. Bunun üzerine, protestocular, komşu Miskindzha köyüne doğru ilerlemişlerdir. Göstericiler, saat 13.00 sularında, federal bir yolu trafiğe kapatmışlardır. Polis, yolu trafiğe açmaya çalıştığında, protestoculardan bazıları, polise taş atmaya başlamıştır. Polis, bunun üzerine, ateşli silah ve özel ekipman kullanımına başvurmuştur. Arbedenin sonunda, çok sayıda sivil ve polis memuru yaralanmış ve bir sivil hayatını kaybetmiştir. Sonrasında, birinci başvuran, bu olayla bağlantılı olarak yakalanmış ve yaklaşık iki ay boyunca tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır.
Hukuki Değerlendirme — Madde 11: Başvuranlar, ilgili makamların 25 Nisan 2006 tarihli gösteriye izin vermemelerinin, gösterinin şiddetli müdahalelerle dağıtılmasının ve olaylarla bağlantılı olarak yakalanmalarının ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma haklarının ihlaline neden olduğunu ileri sürmüşlerdir.
(a) Gösteri ve dağıtılması — Mahkeme, gösterinin dağıtılmasının herhangi bir gerekçesinin bulunup bulunmadığını belirlemek amacıyla, öncelikle, gösteriye neden izin verilmediği hususuyla ilgili olarak yerel makamlar tarafından sunulan üç gerekçeyi incelemiş ve reddetmiştir. İlk olarak, Halka Açık Toplantılar Kanunu’nda, bildirimde bulunmak için öngörülen beş günlük süre sınırının, bildirimin gönderilmesi için mi veyahut söz konusu bildirimin alınması için mi geçerli olduğu hususu açık değildir. Dolayısıyla, gösteriyi düzenleyenlerin, söz konusu Kanun’u yanlış yorumlamış olmalarının anlayışla karşılanması gerekirdi. Ayrıca, Kanun’da, bildirimin yapılması için öngörülen süre çok kısadır. Gösteriyi düzenleyenler olay gününün önceki gününe kadar beklemeyip öngörülen sürenin ilk gününde bildirimde bulunarak, Kanun’da belirtilen söz konusu katı koşula uymak adına makul çaba göstermişlerdir. İkinci olarak, parkın büyüklüğü, gösterinin tamamen yasaklanması için yeterli bir gerekçe değildir. İlgili makamların, gösteri için farklı bir yer önerisinde bulunmaları gerekirdi. Üçüncü olarak, siyasi yaşama ilişkin halka açık etkinlikler için, Sözleşme’nin 11. maddesi kapsamında güçlü bir koruma sağlanmalıdır. Sadece olağanüstü durumlarda, bir gösteriye, katılımcıların iletmek istedikleri mesajın esasıyla ilgili olarak meşru bir yasaklama getirilebilir. Bir Devlet makamı, sadece göstericilerin iletmek istedikleri mesajın yanlış olduğuna inandığı gerekçesiyle ve özellikle de, somut davada olduğu gibi, söz konusu makamın eleştirilerin esas hedefi olduğu hallerde gösteriyi yasaklama yetkisine sahip olmamalıdır. Bu nedenle, gösteriye izin vermeme kararının herhangi bir gerekçesi bulunmamaktadır. Ancak, bu tespit, gösterinin dağıtılmasının herhangi bir gerekçesinin bulunmadığı sonucuna varmak için yeterli değildir. Mahkeme, 25 Nisan 2006 tarihinde meydana gelen olayları iki aşamaya ayırarak incelemiştir.
(i) Usukhchay köyü yoluna barikat— Barikat, kanuna uygundur ve kamu düzeninin korunması ve suçun önlenmesi gibi meşru bir amaca hizmet etmektedir. Ancak, ulaşılmak istenen amaçla orantılı değildir. Özellikle de gösterinin barışçıl olmasının amaçlandığı ve gerçekten de Miskindzha köyü yakınlarında yaşanan arbededen önce barışçıl bir şekilde sona erdirildiği dikkate alındığında, anayolun geçici olarak trafiğe kapatılmış olması ve arbede çıkma riskinin bulunması, köy yolunun tamamen kapatılmasını haklı kılmak için yeterli değildir.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
(ii) Miskindzha köyü yakınlarında protestocular ile polis arasında yaşanan arbede — Gösterinin yapılmamasına dair karar yanlış bir karar olsa ve Usukhchay köyü yoluna barikat kurulması orantısızlık teşkil etse dahi, bu durum protestoculara federal bir yolu trafiğe kapatma veya polise saldırma hakkı vermemektedir. Dolayısıyla, polisin müdahalesi ulusal makamlara tanınan takdir yetkisi dahilindedir. Birinci ve üçüncü başvuranın şiddet içerikli bir eylemde bizzat yer aldıklarına dair kuvvetli bir delil bulunmamakla birlikte, çok sayıda gösterici, polise taş, sopa, değnek ve bıçakla saldırmak suretiyle bazı polis memurlarının ağır şekilde yaralanmasına sebebiyet vererek barışçıl bir protestonun sınırlarını aşmıştır. Bu husus dikkate alındığında, polisin özel ekipman ve hatta ateşli silah kullanımına başvurmasının haksız bir müdahale olmadığı görülmektedir. Ayrıca, ateşli silahların kasten öldürmek veya yaralamak amacıyla kullanıldığına dair herhangi bir delil bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, Mahkeme, arbede sırasında polis müdahalesi sonucu yaralanan veya yakını hayatını kaybeden kişilerden herhangi bir şikâyet alınmadığının altını çizmiştir. Mahkeme, Sözleşme’nin 11. maddesi bağlamında, büyük bir protestocu grubunun yolu trafiğe kapatmasına ve saldırgan davranışlarına karşı ulusal makamların verdikleri tepkinin orantısız olmadığı sonucuna varmanın uygun olduğunu değerlendirmiştir.
Sonuç: ihlal yok (2’ye karşı 5 oyla).
(b) Yakalama ve tutuklama — İkinci ve üçüncü başvuranın başka bir olayla ilgili olan şikâyetlerinin açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar verilmiştir. Birinci başvuranın yakalanmasının ise, 25 Nisan 2006 tarihli olaylarla bağlantılı olduğu belirtilmiştir. Yetkililer, gerçek anlamda, başvuranın kalabalığı polise karşı saldırmaya teşvik ettiğinden şüphelenmişlerdir. Dolayısıyla, birinci başvuranın yakalanması ve tutuklanmasının yasal bir dayanağı bulunmaktadır ve kamu düzeninin korunması veya suçun önlenmesi gibi meşru bir amaca hizmet etmektedir. Sözleşme’nin 11. maddesi çerçevesinde, şiddet içerilikli eylemlerle ilgili olarak, özellikle de şiddetin dozunun fazla olduğu hallerde, kovuşturma başlatılmaması gibi bir durum söz konusu değildir. Ulusal makamların kötü niyetle hareket ettiklerini gösteren herhangi bir delil bulunmamaktadır ve davanın karmaşıklığı göz önünde bulundurulduğunda, birinci başvuranın soruşturma öncesi iki ay süreli tutukluluğu makul bir karar olarak görülmektedir. Son olarak, başvuranın serbest bırakılması ve hakkında yöneltilen suçlamaların delil yetersizliği nedeniyle düşmüş olması, ulusal makamların olaylardan protestocuların liderlerini sorumlu tutmaktan ziyade gerçekleri ortaya çıkarma isteğinin bir göstergesidir.
Sonuç: ihlal yok (oy birliğiyle).
Madde 41: Birinci ve üçüncü başvuranların her birine 7.500 avro manevi tazminat.
Full & Egal Universal Law Academy