Bu çeviri Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Araştırma – İçtihat Biriminin () desteğiyle hazırlanmış ve Anayasa Mahkemesinin intranet sayfasında yayınlanmıştır. Bu belgenin tekrar yayınlanma izni sadece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin HUDOC sayfasında yer alması amacına yöneliktir ().
This translation was made available with the support of the Turkish Constitutional Court Research and Case-law Department () and published on its intranet. The permission of reproducing this document has been granted for the sole purpose of its publication on the Court’s case-law database HUDOC ().
Cette traduction a été préparée avec le soutien de la Division de Recherche et de Jurisprudence de la Cour constitutionnelle turque () et publié sur son intranet. L’autorisation de reproduction de ce document est limitée à sa publication sur la page de jurisprudence HUDOC de la Cour européenne des droits de l’homme ().
ARAŞTIRMA VE İÇTİHAT BİRİMİ (ar-iç)
BİLGİ NOTU
AİHM KARARLARI
2013/26
RAUDEVS/LİTVANYA
(24086/03, 17/12/2013)
Karar metni
İlgili Maddeler
AİHS, 5 ve 6
Hak ve Özgürlükler
Özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı
Anahtar Kelimeler
Özgürlükten yoksun bırakılma, zorunlu tedavi altına alınma, mahkemeye ulaşma hakkı
Davanın Özü
Zorunlu tıbbi tedavi amacıyla hastaneye yatırılma sonucu özgürlük ve güvenlik hakkından ve adil yargılanma hakkından hukuka aykırı biçimde mahrum bırakılma iddiası.
KARARIN ÖZETİ
Olaylar ve Olgular:
Başvurucu, devletin çeşitli kurumlarına yazdığı mektuplarda ülkede görev yapan bazı hâkimlerin yolsuzluğa bulaştığını ve bu nedenle haklarında işlem yapılması gerektiğini iddia etmiştir. Bu iddialar karşısında başvurucu hakkında resmi kurumları kötüleme/aşağılama suçlamasıyla ceza davası açılmış ve sonuçta başvurucunun psikolojik sorunları olduğu, tedavi görmesi gerektiği gerekçesiyle bir hastanede zorunlu tedavi altına alınmasına karar verilmiştir.
İddialar:
Başvurucu, AİHS’in 5. ve 6. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
Hükümetin Savunması:
Hükümet, ilk olarak başvurucunun 6 aylık başvuru süresini kaçırdığını iddia etmiştir. İkinci olarak, ulusal hukuktaki yasal değişiklik kapsamında başvurucunun mağduriyetin giderilmesi adına iç hukuk yollarını tüketmesi gerektiğini, ancak bu yolları tüketmediğini belirtmiştir.
Hukuki Değerlendirme:
Mahkeme başvuruyu sadece 5. maddeden ele almış ve 6. madde açısından ayrı bir değerlendirmeye gerek olmadığına karar vermiştir.
5. madde yönünden;
Mahkeme; ilk olarak özgürlük ve güvenlik hakkından mahrum bırakılmaya ilişkin yasal düzenlemeleri gerçekleştirmenin ulusal makamların takdirinde olduğunu, ancak söz konusu yasal düzenlemelerin “kalitesinin” hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesinin kendi yetkisinde bulunduğunu ifade etmiştir. Mahkemeye göre “hukukun üstünlüğü” ilkesi Sözleşme’nin tüm maddelerine içkin bir değer olup vazgeçilemez niteliktedir.
Mahkeme somut başvuruda; başvurucunun akli dengesinin yerinde olup olmadığına ilişkin 2001 yılında bir değerlendirme yapıldığını ve bu değerlendirmede başvurucunun zorunlu tıbbi tedaviye ihtiyaç duyduğunun belirtildiğini, en son 2003 yılında bu değerlendirmeye istinaden başvurucunun tedavi amaçlı hastaneye yatırılmasına karar verildiğini ve başvurucunun da bu karara istinaden hastanede tedavi altına alındığını ifade etmiştir. Mahkeme başvurucunun 2001 yılı ile 2003 yılı arasında başka bir değerlendirme olmadan ve ilk değerlendirmenin üzerinden yaklaşık 1 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra ilk rapora istinaden zorunlu tedavi altına alınmasını 5. maddenin (1) numaralı fıkrasına aykırı bulmuştur. Zira Mahkemeye göre bu tür olaylarda zorunlu tedaviye ilişkin değerlendirmelerin belirli zaman aralıkları ile yenilenmesi gerekir, oysa bu hususu güvence altına alan ulusal yasada herhangi bir kural bulunmamaktadır.
Mahkeme, başvurucunun zorunlu tıbbi tedavi görmesine dair karara karşı ulusal hukukta başvurabileceği etkili bir yolun olmaması ve hukuka aykırı bir şekilde özgürlükten mahrum bırakılan başvurucunun maruz kaldığı zararların ulusal hukukta giderilmediği gerekçesiyle ayrıca 5. maddenin (4) ve (5) numaralı fıkralarının da ihlal edildiğini ifade etmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy