R.E. / Birleşik Krallık – 62498/11 - 27.10.2015 tarihli Karar [IV. Bölüm]
Olaylar – Gizli Denetleme Yöntemi Uygulama İlkeleri ile birlikte 2000 yılında kabul edilen Soruşturma Yetkileri Yasasına ilişkin Yönetmeliğin II. bölümü, belirli durumlarda gizli denetlemeye olanak tanımaktadır.
15 Mart 2009 ile 8 Mayıs 2010 tarihleri arasında, İrlanda vatandaşı olan başvuran, muhalif görüşlü Cumhuriyetçiler tarafından gerçekleştirildiği düşünülen polis memurunun öldürülmesi olayına ilişkin üç kez yakalanmış ve gözaltına alınmıştır. İlk yakalandığı zaman ruh sağlığı açısından savunmasız durumda olan başvurana sağlık görevlisi eşlik etmiştir; ki bu durum, kendisine tahsis edilen yetişkin (akrabası veya vasisi) olmaksızın başvuranın ifadesinin alınamayacağı anlamına gelmekteydi. Tutukluluğunun ilk iki aşamasında, başvuranın avukatı, Kuzey İrlanda Polis Teşkilatından (PSNI) başvuran ile yapacağı görüşmelerin gizli şekilde denetleme uygulamasına tabi olmayacağı konusunda teminat almıştır.
Başvuran, 4 Mayıs 2010 tarihinde üçüncü kez yakalanmış ve hakkında herhangi bir suç isnadı olmaksızın dört gün sonra serbest bırakılmıştır. Bu kez, PSNI, başvuranın avukatına, yaptıkları görüşmelerin gizli şekilde denetlenmeyeceği konusunda herhangi bir teminat vermemiştir. Başvuranın bu kararın yargı denetiminden geçirilmesine ilişkin başvurusu, Yüksek Mahkemenin gizli denetim uygulamasına ilişkin mevzuat hükümlerinin açıkça tanımlandığını ve yeterli ölçüde kapsamlı ve açık olduğunu belirtmesi üzerine, 2010 yılının Eylül ayında reddedilmiştir.
Hukuki Değerlendirme – Madde 8: Mahkeme, başvuranın aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına müdahalede bulunulduğu savı temelinde ilerlemiştir. Bulunulan müdahalede, ulusal güvenliğin korunması ve düzensizlik ve suçun önlenmesi gibi meşru amaçlar güdülmüştür. Yeterince erişilebilir olan iç hukukta dayanağı bulunmaktadır (RIPA ve Gizli Denetlemeye İlişkin Uygulama Esasları). Gizli dinleme tedbirlerinin özel bağlamı açısından gösterdikleri benzerlik göz önüne alındığında, iç hukukun yeterli şekilde öngörülebilir olup olmadığı hususu, bulunulan müdahalenin demokratik toplumda gerekli olup olmadığı sorusu ile birlikte ele alınmalıdır.
(a) Yasal görüşmelerin denetlenmesi – Hükümet; Mahkemenin içtihatları uyarınca, gizli denetleme yöntemine ilişkin davalarda (başvuranın davası gibi), Weber ve Saravia / Almanya ile RIPA’nın I. Bölümüne ilişkin olarak Kennedy / Birleşik Krallık davaları gibi iletişimin dinlenmesine ilişkin davalarda Mahkemenin belirlediği tedbirlerden daha az katı tedbirlerin öngörüldüğünü ileri sürmüştür. Ancak, Mahkeme; müdahaleye ilişkin yapılan teknik tanımın değil; özel hayata yapılan müdahalenin seviyesinin belirleyici faktör olduğu kanaatindedir.
Hukuki görüşmelerin denetlenmesi, oldukça yüksek derecede ihlal teşkil etmekte olup avukatı ile müvekkili arasında geçen telefon görüşmelerinin dinlenmesine benzer bir durumdur. Sözleşme’nin 8. maddesi; avukatların, yaptıkları görüşmelerin gizli kalmasını temin edememeleri halinde müvekkillerini savunamayacakları için avukatları ve müvekkilleri arasındaki görüşmelere “artırılmış koruma” sağlar. Sonuç olarak, iletişimin dinlenmesi davalarında olduğu gibi hukuki görüşmelerin denetlenmesi için de keyfi müdahalenin engellenmesi amacıyla, bu ilkelerin söz konusu denetleme şekline uygulanabilir olduğu ölçüde, aynı önlemlerin alınması gerekliydi.
Mahkeme; (i) gizli denetleme uygulamasına sebebiyet verebilecek suçların mahiyeti, (ii) bu tür denetleme işlemine tabi olabilecek kişiler; ve (iii) başvurulan denetleme tedbirinin süresi, yenilenmesi ve iptal edilmesine ilişkin ilgili hükümlerin yeterince açık olduğunu tespit etmiştir. Ancak, RIPA’nın II. bölümü ile Gizli Denetleme Uygulama Esaslarında yer alan hükümlerin, hukuki görüşmelerinin denetlenmesi uygulamasından etkilenmiş olan kişilere, belgenin incelenmesi, kullanılması ve saklanmasına, belgenin başka taraflara iletilirken alınacak önlemlere ve kayıtların silinmesi gereken veya belgenin imha edilmesi gereken durumlara ilişkin olarak yeterli önlemler sağladığı kanaatinde değildir. Bu hükümlerin, RIPA’nın I. Bölümü ile Mahkemenin Kennedy[1] davasında onaylamış olduğu İletişimin Dinlenmesine İlişkin Uygulama Esasları’nda düzenlenen daha kapsamlı hükümlerle kıyaslanması gerekmiştir. Ayrıca, yeni bir hizmet usulü (Kuzey İrlanda Polis Teşkilatı Hizmet Usulü, “Hukuki Görüşmelerin Gizli Şekilde Denetlenmesi ve Yasal Olarak Özel Belgelerin Saklanması”) ile gizli şekilde denetleme ile elde edilen bilgilerin güvenli şekilde işleme tabi tutulması, saklanması ve imha edilmesine ilişkin ilave önlemler öngörülmesine rağmen, başvuranın tutuklandığı tarih olan 2010 yılının Mayıs ayında henüz uygulamaya konmamıştı.
Sonuç olarak, başvuranın tutuklu bulunduğu ilgili süre zarfında, başvurana ölçülebilir olduğu ölçüde, söz konusu ihtilaflı denetleme tedbirleri, Mahkemenin içtihadında belirtildiği gibi Sözleşme’nin 8 § 2. maddesinde yer alan gereklilikleri karşılamamıştır.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle)
(b) Tutuklu ile tahsis edilen yetişkin arasında geçen görüşmelerin denetlenmesi – Hassas konumda olan tutuklu ile yakalanmasının ardından kendisine destek sağlamak üzere görevlendirilmiş yetişkin arasında gerçekleşen görüşmelerin denetlenmesi, önemli ölçüde müdahale anlamına gelmektedir. Ancak, söz konusu denetim, özel bir mekânda değil; polis merkezinde gerçekleştirilmiş olup; tahsis edilmiş bir yetişkin ile yapılan görüşmeler, hukuki görüşmelerden farklı olarak, yasal olarak özel kategorisine girmez ve avukatlar ve sağlık personeli ile yapılan görüşmelere tanınan “artırılmış koruma” gerektirmez. Bu nedenle, tutuklu, gizlilik konusunda hukuki görüşmede geçerli olan beklentilere sahip olmayacaktır. Bu nedenle Mahkeme, daha az katı bir standart uygulamış ve mevzuatın tutukluları, 8. maddede düzenlenen haklarına keyfi şekilde bulunulan müdahalelerden yeterli ölçüde koruyup koruyamadığı ve bireylere, hangi durumlarda kamu yetkililerinin gizli tedbirlere başvurma hakkının olduğu konusunda fikir vermek açısından yeterince açık olup olmadığı gibi daha genel sorulara odaklanmıştır.
Mahkeme, hassas durumda olan tutuklular ile kendileri için görevlendirilmiş yetişkinler arasında yapılan görüşmelerin denetime tabi tutulması olasılığına ilişkin hükümlerin, yetkinin kötüye kullanılması karşısında yeterli önlemleri içerdiği sonucuna varmıştır. Mahkeme, bu bağlamda, denetim yetkilerinin düzenli olarak incelenmesi gerektiği ve ilgili kıstasların artık karşılanmaması halinde iptal edilmesi gerektiğini; söz konusu yetkinin bir seferde üç aylık süre için verilebileceğini ve tüm yetkilere ilişkin ayrıntılı kayıtların tutulması gerektiğini; programın denetim görevlileri tarafından denetlendiğini; denetim esnasında elde edilen delillerin kabul edilebilirliğinin davaya bakan hâkimin takdirinde olduğunu; ve mağdur olan tarafların, tazminata hükmetme, verilen kararları bozma veya iptal etme ve kayıtların imha edilmesine hükmetme yetkilerine haiz olan Soruşturma Yetkileri Mahkemesine dava açabileceklerini dikkate almıştır.
Sonuç: ihlal yok (oybirliğiyle)
Madde 41: manevi tazminat olarak 1.500 avro.
(bakınız Weber ve Saravia / Almanya (kk.), 54934/00, 29 Haziran 2006, 88 Sayılı Bilgi Notu; ve Kennedy / Birleşik Krallık, 26839/05, 18 Mayıs 2010, 130 sayılı Bilgi Notu).
[1] RIPA’nın I. Bölümü ve İletişimin Dinlenmesine İlişkin Uygulama Esasları, tespit edilen iletişim materyalinin verileceği kişi sayısını ve ifşa edileceği ve çoğaltılacağı durumları sınırlandırmaktadır. Ayrıca, tespit edilen materyalin gizli tutulması yükümlülüğü getirmekte olup; gerekli erişim yetkisine sahip olmayan veya söz konusu materyalleri “bilmesi gerekmeyen” kişilere ifşa edilmesini yasaklamaktadır. Söz konusu materyalin ifşasını suç saymakta ve söz konusu materyalin güvenli şekilde muhafaza edilmesini ve artık gerekli olmadığı durumlarda imha edilmesini gerektirir.
Full & Egal Universal Law Academy