Remuszko – Polonya - 1562/10 - Karar 16.7.2013 [IV. Daire]
Olaylar – Gazeteci başvuran, Polonya’nın en çok tanınan günlük gazetelerinden Gazeta Wyborcza gazetesinin kökenleri, söz konusu gazetenin gazetecileri ve bunun yanı sıra yayıncısıyla olan finansal ilişkileri hakkında uygun olmayan bir anlayışla, bir kitap yayınlamıştır. Daha sonra, toplamda yedi günlük ve haftalık gazeteden kitap için ücretli reklâmlar yayınlamasını istemiştir. Gazetelerin tümü, bu isteği reddetmiştir. Başvuran, gazetelerin aleyhinde dava açmıştır. Sonunda iki gazeteye söz konusu reklâmı yayınlama emri verilmiştir. Başvuran; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde, ulusal mahkemelerin, söz konusu reklâmın, gazetenin yazı işleri profiline uygun olmadığını ve yayınlanmasının Rzeczpospolita (gazetelerden biri) editörlerinin, kamu nazarında Gazeta Wyborcza adındaki bir rakibi küçük düşürmeye çalıştığı şüphesine yol açabileceğini tespit ettikten sonra, Rzeczpospolita’nın, kitabı için ücretli reklâm yayınlamayı reddetmesini desteklediğinden şikâyetçi olmuştur.
Hukuk – 10. Madde: Başvuran tarafından ileri sürülen hakkın, basın hakları gereğince dikkate alınarak yorumlanması ve uygulanması gerekmekteydi. Özel gazetelerin, özel kişiler ve hatta kendi personelinden muhabir ve gazeteciler tarafından teslim edilen makaleleri, yorumları ve yazıları yayınlayıp yayınlamama konusunda yazı işleri takdirini kullanmada serbest olması gerekmekteydi. Devletin ifade özgürlüğünü temin etmek yükümlülüğü, özel kişilere veya örgütlere, fikir ileri sürmek amacıyla medyaya sınırsız erişim hakkı vermemekteydi. Bu ilkeler, reklâmların yayınlanması için de geçerliydi. Basın özgürlüğünün etkili kullanımı, gazetelerin reklâmların içeriği konusunda kendi politikalarını belirleme ve uygulama hakkına sahip olmasını gerektirmekteydi.
Somut davada, başvuranın kitabını yayınlamada güçlükler yaşadığı veya yetkililerin herhangi bir şekilde onu kitabını yayınlamaktan alıkoymaya ya da caydırmaya çalıştığı veya daha genel olarak, Polonya’da medya piyasasının çoğulcu olmadığı gösterilmek bir yana, ileri dahi sürülmemiştir. Söz konusu kitapta incelenen konuların, basının Polonya toplumundaki görevi hakkındaki bir tartışmaya katkıda bulunması mümkün olmakla birlikte, başvuranın teklif ettiği ücretli reklâmlar, temelde kitabın dağıtımını ve satışlarını artırmayı hedeflemekteydi; dolayısıyla, öncelikli olarak başvuranın ticarî menfaatlerini geliştirmeye yönelikti. Başvuran, hiçbir aşamada, kitap hakkında dilediği araç yoluyla bilgi yaymaktan alıkonulmamıştır. Nitekim kendi internet sayfasını oluşturmuş, bu sayfa aracılığıyla, kamuyu kitabı, kitabının içeriği ve toplumsal tartışma açısından sahip olduğu potansiyel önemi hakkında bilgilendirmiştir. İç hukuk, başvuranın, adlî makamların, davasında yer alan önemli konular hakkında karar vermesini talep edebileceği etkili bir usulî çerçeve öngörmekteydi. Mahkemeler; başvuranın menfaatleri karşısında, yayıncıların, ifade özgürlüğü ve ekonomik özgürlük gibi meşru haklarını dikkatle tartmıştır. Çoğulcu bir medya piyasasındaki yayıncıların, özel taraflarca sunulan reklâmları iletmek zorunda olmaması gerektiği yönünde vardıkları sonuç, Sözleşme kapsamındaki ifade özgürlüğü standartları ile bağdaşmaktaydı. Devlet, bu nedenle, başvuranın ifade özgürlüğünü güvence altına alma yükümlülüğünü yerine getirmiştir.
Sonuç: ihlâl yokluğu (oybirliğiyle).
(Bk. ayrıca Appleby ve Diğerleri / Birleşik Krallık, no. 44306/98, 6 Mayıs 2003, Bilgi Notu 53)
Full & Egal Universal Law Academy