R.H. / İsveç – 4601/14 - 10.9.2015 tarihli Karar [V. Bölüm]
Olaylar ve Olgular – Mogadishu’lu ve Somali uyruklu genç bir kadın olan başvuran, Hollanda ve İtalya üzerinden geçerek İsveç’e giriş yapmış ve burada dört yıl boyunca yasa dışı olarak yaşadıktan sonra sığınma talebinde bulunmuştur. Başvuran Ocak 2013’teki bir görüşmede, ilk kez, yaşça daha büyük bir erkekle zorla evlendirildikten, akabinde erkek arkadaşıyla olan ilişkisi öğrenildiğinde amcaları tarafından dövüldükten ve bir kamyondan atıldıktan sonra erkek arkadaşıyla birlikte Somali’den kaçtığını belirtmiştir. Başvuran bu süreçte, erkek arkadaşının ve ebeveynlerinin öldüklerini, Somali’ye geri gönderilmesi halinde evlenmeye zorlandığı adamın yanına gitmek zorunda kalacağını ve amcaları tarafından öldürülme riskiyle karşı karşıya kalacağını iddia etmiştir. Başvuranın Somali’de kendisine destek olacak bir erkek tanıdığı bulunmaması dolayısıyla ayrıca cinsel saldırıya uğrama ve toplumdan dışlanma riski söz konusu olmuştur. Göç Kurulu Haziran 2013’te başvuranın sığınma başvurusunu reddetmiş ve beyanlarının güvenilir olmadığını değerlendirerek, Somali’ye sınır dışı edilmesine karar vermiştir. Göç Kurulu, başvuranın göçmenlik yetkilileriyle irtibata geçmeden önce dört yıl boyunca İsveç’te yasa dışı olarak kaldığını ve öncesinde İtalya ve Hollanda’da sığınma başvurusunda bulunduğunu belirtmiştir. Ek olarak, başvuran başlangıçta savaş nedeniyle Somali’den ayrıldığını iddia etmiş; ancak sonrasında, zorunlu evlilikten ve geri döndüğünde ailesi tarafından kötü muameleye maruz kalma riskinden dolayı kaçtığını iddia ederek hikâyesini değiştirme yoluna gitmiştir. Akabinde başvuran, hakkındaki sınır dışı kararının uygulanmasını durdurmak için bir dilekçe sunmuş ve söz konusu dilekçede amcalarının cihatçı terör grubu El-Şebab’a katıldıklarını ve kız kardeşini öldürdüklerini iddia etmiştir. Göç Kurulu Eylül 2013’te başvuranın dilekçesini reddetmiştir.
Hukuksal Değerlendirme – Madde 3: Mahkeme, başvuranın İsveç’ten sınır dışı edilmesi halinde Mogadishu’ya gönderileceğinin ve Somali’nin diğer bölümlerinden geçmek veya bu bölümlerde kalmak zorunda kalması gibi bir riskin söz konusu olmadığının açık olduğu görüşüne varmıştır. Mahkeme K.A.B./İsveç davasında, ilgili tarihte (Eylül 2013) Mogadishu’daki genel durumun, söz konusu şehre geri gönderme işlemlerinin 3. maddeyi ihlal edecek nitelikte olmadığı sonucuna varmıştır. Mogadishu’daki genel güvenlik durumunun ciddiyetini ve hassaslığını sürdürdüğü açık olmasına rağmen, mevcut kaynaklar Eylül 2013’ten beri durumun kötüye gittiğine işaret etmemiştir.
Ancak K.A.B./İsveç davasındaki başvurandan (1960 doğumlu bir erkek) farklı olarak, somut davadaki başvuran 17 yaşında Somali’den ayrıldıktan sonra neredeyse on yıldır yurt dışında yaşayan genç bir kadındı. Çeşitli raporlarda Mogadishu dâhil olmak üzere Somali’deki kadınların içerisinde bulunduğu güç durum ortaya konmuştur. Kadınlar ve kızlar özellikle risk altında bulunan bir grup olarak tanımlanmış olup, ülkede ciddi ve yaygın cinsel şiddet ve cinsiyete dayalı şiddetin mevcut olduğuna dair pek çok birbiriyle uyumlu rapor mevcuttu. Söz konusu belgelerden, kendisini koruyacak bir erkek grubuna erişimi olmaksızın Mogadishu’ya geri dönen bekâr bir kadının 3. madde kapsamında insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele teşkil eden koşullar içerisinde yaşama konusunda gerçek bir riskle karşı karşıya kalacağı sonucu çıkarılabilirdi.
Ancak Mahkeme, Mogadishu dâhil olmak üzere Somali’de kadınların içerisinde bulunduğu güç durumu gözden kaçırmamakla birlikte, başvuranın davasında, söz konusu şehre geri gönderilmesi halinde başvuranın 3. maddeye aykırı bir muameleye maruz kalma konusunda gerçek bir riskle karşı karşıya kalacağına dair herhangi bir maddi unsur tespit etmemiştir. Başvuranın beyanlarında önemli tutarsızlıklar bulunmuştur ve kişisel deneyimlerine ve geri gönderilmesi üzerine karşılaşacağı tehlikelere ilişkin iddiaları makul olmamıştır. Başvuranın Mogadishu’ya, yalnız bir kadın olarak bu tür bir durumun teşkil ettiği riskler içerisinde geri döneceğine karar vermek için herhangi bir gerekçe bulunmamaktaydı. Bunun yerine, başvuranın hem aile desteğine hem de kendisini koruyacak bir erkek grubuna erişiminin olduğunun değerlendirilmesi gerekmiştir. Ayrıca, başvuranın mülteciler ve yurtsuz kişilere yönelik bir kampta yaşama yoluna başvurmak zorunda kalacağı da ortaya konmamıştır. Dolayısıyla, başvuranın Mogadishu’ya sınır dışı edilmesi işlemi 3. maddenin ihlalini teşkil etmeyecektir.
Sonuç: sınır dışı etme işlemi ihlal teşkil etmeyecektir (ikiye karşı beş oyla).
(Bk. K.A.B. / İsveç [BD], 886/11, 5 Eylül 2013, 166 Sayılı Bilgi Notu)
Full & Egal Universal Law Academy